Kur’an-ı Kerim’de bütün peygamberlerin ismi geçmez. Kur’an-ı Kerimde 25 Peygamberin ismi geçmektedir. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberler şunlardır: “ Hz. Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyyup, Şuayp, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Yunus, İlyas, Elyesa, Zülkifl, Zekerriyya, Yahya, İsa, Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn ve Hz. Muhammed. Ayrıca üç kişinin daha ismi Kur’an-ı Kerim’de geçmektedir. Ancak bu üç kişi Peygamber mi veli mi olduğu ihtilaflıdır. Bu üç kişi de şunlardır: Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn.
Evlilik yıldönümünü kutlamak caiz mi?
Gerek evliliğin yıldönümü gerekse doğum yıldönümü münasebetiyle tertiplenen merasim ve toplantıların kendisi günah olmaz. Günah, bu toplantılardaki tutumlardan meydana gelir. İnsanlar bir araya gelince helal olan şeyleri yiyor, helal olan şekliyle sohbet ediyor, hayattan bir yaprağın daha koptuğunu, ömürden bir yılın daha gittiğini düşünüyor, faydalı sohbetler yapıyor. Günah olmayan şekilde eğleniyorlarsa elbette böyle evlilik yıldönümü veya doğum günü kutlamalarında haram olmaz. Hiçbir sakınca söz konusu hale gelmez.
Şayet bu vesile ile haramlar işleniyor, günahlara maruz kalınıyor, çok israflı eğlence ve yeme içmelerle kötü örnek olunuyorsa; o zaman bu kutlama haram olur.
Yapıştırıcının yaptığı tabaka abdest ve gusle engel mi?
Abdest ve gusülde suyun ulaşması gereken uzuvların tamamını yıkamak farzdır. Eğer yıkanacak bölgede kuru bir yer kalır ya da tırnak köküne kuru veya yaş toprak yapışır ve suyun deriye ulaşmasına mani olursa abdest sahih olmaz. Buna göre yıkanması farz olan bölgesine suyun ulaşmasına engel olan uhu, yapıştırıcı, oje gibi maddeler abdest ve gusle manidir. Zira bunlar deri üzerinde tabaka oluşturduğundan abdest ve guslün sıhhatine manidir. Abdest alıp namaz kılacak bir kişi bu maddeler derisine yapışmışsa mutlaka bunları temizlemesi gerekir. Aksi takdirde abdesti sahih olmadığından namazı da batıl olur. Ancak kişi boyacılık veya buna benzer bir işle iştigal ediyorsa ve maddeyi temizlemesi mümkün değilse bu meslekle iştigal ettiğinden ve sıklıkla bu kirlenme olduğundan bu hali ile abdest ve gusül almasında bir sakınca yoktur.
Peygamberlerin gönderilme hikmeti nedir?
İnsan, irade sahibi bir mahlûktur. Bu irade ve hürriyet nimeti ile birlikte insan büyük bir imtihana tabi tutulmuştur. İnsan, canlısıyla ve cansızıyla, âlemdeki birçok varlığın karakterlerini adeta bünyesinde toplamış. Taş gibi sert de olabiliyor, pamuk gibi yumuşak da. Kurnazlıkta tilkileri, merhametsizlikte canavarları çok geri bırakabiliyor. Öyle ise, her yöne gidebilen, dilediğini yapabilen, doğru ve yanlış hareket edebilen ve çok farklı ve hatta birbirine zıt şeyler söyleyebilen bu varlık için bir rehber gerekiyor. Bu yol gösterici, “akıl” olamaz. Çünkü akıl, şu varlık âlemini kimin yarattığını, insandan neler istediğini, hangi işlerden razı olduğunu, ölüm ötesinin hangi beldeye çıktığını ve böyle daha nice soruları cevaplandıracak güçte değil. İşte insan aklının metafizik sahadaki bu acizliği, insana yol gösterecek bir başka rehberi gerekli kılar. Bu rehber ise peygamberlerdir. Peygamberler, Allah’ın razı olduğu insan modelidir. Taklit edilmesiyle hakikate ve hidayete kavuşulan örnek şahsiyettir. Ve peygamber, ismet sıfatına sahiptir. Yani, ondan, Allahın razı olmayacağı hiçbir söz, fiil ve hareket sâdır olmaz. Bu vesile ile rotasını şaşırmamak ve yolunu bulması için insana nice peygamberler gönderilmiştir. Bunun yanında ahiret günün de insanın bir itiraz hakkı olmaması için peygamberler ve ilahi kitaplar ve emirler de gönderilmiştir.
Günün Ayeti
Saçıp savuranlar, şüphesiz şeytanlarla kardeş olmuş olurlar; şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
İsra, 17/27.
Günün Hadisi
İnsanların Allah’a manen en yakın olanı, önce selam verendir.
Ebu Davud, “Edeb,” 133.
Günün Sözü
Dünya kalbe yerleşince, ahiret kalpten göç eder gider.
Günün Duası
Allah’ım ömrümün geri kalanı geçmişimden daha hayırlı ve bereketli eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Hâce-i Âlem Nedir?
Kâinatın mürşidi, rehberi, yol göstericisi manasına Resûlullah efendimize mahsus bir ünvan demektir.
Günün Nüktesi
İlk Mescid…
Ebu Zer diyor ki, Resulullah Efendimize; Yeryüzünde inşa edilen ilk mescidin hangisi olduğunu sordum,
“Mescid-i Haram” diye cevap buyurdu.
“Sonra hangisi?” diye sordum,
“Mescid-i Aksa” diye cevap buyurdu.
Ben,
“İkisi arasındaki süre ne kadardır?” diye sordum.
Şöyle cevap verdi: “Kırk yıl”
Sonra da Hz. Peygamber,
“Ey Ebu Zer! Bütün yeryüzü senin için mescittir. Nerede namaz vaktine girersen orada namazını kıl. Namazın fazileti, vaktinde kılınmasındadır,” buyurdu.”
Buhari, “Enbiya”, 40.