Sayfa Yükleniyor...
Akraba ile sıla-i rahmi yani akraba ilişkilerini kesmek doğru değildir. Günahkâr da olsa onunla ilişkiyi kesmek yerine, günahından alıkoymak için mücadele etmek akrabalık ve Müslümanlık gereğidir. Zira iyi günde iyi insanlarla herkes kardeşlik yapar. Önemli olan en zor zamanlarda kardeşlik yapmak ve kardeşini kötülükleri ve günahı içinde bırakmamaktır. Gerçek vefa gerçek dostluk ve kardeşlik budur.
İnanç yönünden bazı kusurları, İslami yaşayış bakımından birtakım eksiklikleri olan akrabalarımızın, imkân nispetinde bu eksikliklerinin telâfisine çalışmak, onları hakka ve hakikate ısındırmaya gayret etmek bize düşer. Allahın da Kuran-ı Kerimde Peygamberimize tavsiyesi açıktır: Önce en yakın akrabalarına hakkı tebliğ et Bu ilahi tavsiye hepimiz için de geçerlidir.
Dolayısıyla günah işleyen bir akrabadan ilişkileri kesmek doğru değildir. Doğru olmadığı gibi aynı zaman da onu o günahında yalnız bıraktığımız ve ona nasihat edip kurtarmaya çalışmadığımız için de yanlış yapmışız demektir.
Abdestsiz kıyılan dini nikah geçerli olur mu?
Nikah akdinin geçerlilik ve sıhhat şartları arasında abdestli olmak gibi bir durum yoktur. Dolayısıyla abdestsiz olma hali nikaha zarar vermez. Ancak müslümanın her zaman abdestli olması güzel ve sevaptır.
Hacca gitmek için anlaşmalı bir nikah yapmak caiz mi?
Mahremsiz hacca gidemeyen kadınların biriyle nikâhlanıp da hacca gitmeleri hac dönüşünde ise bu nikâhı bozup tekrar bekâr hayata dönmeleri diye İslamda bir uygulama ve salahiyet yoktur.
Sırf mahremi olsun diye böyle bir usule başvurmak asla caiz değildir. Akıl ve ahlak dini olan İslam hacca gidip dönünceye kadar müddetli bir nikâhı asla kabul etmez. Böyle bir nikaha nikâh-ı muvakkat denir. Muvakkat nikâh, yani aile hayatı kurma niyetinin dışında yapılan müddetli nikâh, nikâh değil; aldatıcı ve gayr-i meşru münasebeti kolaylaştırıcı bir safsatadır.
Müşterek aile hayatı kurup beraber yaşama niyeti dışında nikâh yapılamaz. Şayet hacca gitmek üzere olan iki hacı adayı böyle bir karara vardılar da müşterek aile hayatı ve ömürleri boyunca birlikte yaşamayı kabul ederek nikâh yaparlarsa bu meşru bir durumdur. Hacla alâkalı değildir, aile hayatı kurup yeni bir hayata başlamaktır. Sadece hacca gidebilmek için yapılan bir nikâh değildir. Zira nikâhta müddet batıldır. Bu ister normal hayatta yapılsın isterse hac için yapılsın fark etmez.
Adak sahibi niçin adağının etinden yiyemiyor?
Adak adayan kimse borcu ve görevi olmadığı halde kendini bir borcun altına soktuğundan ve bu adak bir borç ve sadaka olduğundan adağı adayan kimse bu adaktan yiyemez. Kendisi bu adaktan yiyemediği gibi hanımı ve çocukları da yiyemez.
Günün Ayeti
Allaha ibadet et ve Ona ibadet etmekte sabırlı ol
Meryem 19/65.
Günün Hadisi
Kim mümine zarar verirse Allah da onu zarara uğratır. Kim de mümine meşakkat verirse, Allah da ona meşakkat verir.
Tirmizi, Birr 27,
Günün Sözü
En karanlık gece bile sona erer ve güneş tekrar doğar
Victor Hugo
Günün Duası
Allahım bizi doymak bilmeyen nefisten koru.
Bunları biliyor muyuz?
Zahiri İlimler Nedir?
Okuyarak, çalışarak ve araştırarak elde edilen, öğrenilen ilimler. Kelâm, tefsîr, fıkıh gibi din bilgileriyle; mantık, matematik, fizik, kimya, biyoloji, geometri gibi fen bilgileri demektir.
Günün Nüktesi
Amberiye Camiî
Osmanlı sultanları bazı sebeplerden dolayı hac görevlerini yerine getiremezlerdi. Bundan dolayı yerlerine bazı kimseleri Haca gönderirlerdi.
Bir hac mevsiminde sultan Abdülhamit Han, hac farizasını yerine getirmek üzere vezirini görevlendirir. Yıldız sarayından vezirini dualarla ve kutlu toprakların insanlarına verilmek üzere türlü türlü hediyelerle uğurlar. Ve vezirinden bir istekte bulunur. Hac dönüşünde Ravza-i Mutahharadan bana bir avuç toprak getir der.
Vezir, hac ibadetini yerine getirir. Mekkede tavaf eder. İslam dünyasından gelen Müslümanlarla tanışır. Fakirlere Sultanın vermiş olduğu emanetleri dağıtır. Arafatta vakfeye durur. Minada şeytan taşlar. Mekkeden Medineye giderken, peygamberimizin çektiği sıkıntıları düşünür. Baki Kabristanında dünyanın geçiciliğini anlar.
Vezir, hac görevini tamamlar. Yorgun bir şekilde İstanbula gelmek için trene biner. Trende padişahın ricası aklına düşer. Tren hareket etmek üzeredir. Mescidi- nebeviye gidip toprak almaya zaman kalmamıştır. Trenden inerek istasyonun yanındaki boş araziden bir avuç toprak alır.
İstanbula vardığında Padişahın huzuruna çıkar. Vezir, kadife bir kesenin içine koyduğu toprağı sultan Abdülhamit Hana verir. Abdülhamit Han itinalı bir şekilde ve hürmet ile toprağı avuçlarının içine alır. Koklar, bir daha koklar
Sultan, vezirine bu toprağın amberi var. Lakin miski yok der. Vezir şaşırır. Ve doğruyu itiraf eder. Bunun üzerine padişah, vezirin toprak aldığı yere bir mescit inşa edilmesini talep eder. Bir sonraki hac mevsimine kadar Medine-i münevvere tren istasyonu karşısına beyaz kubbeli mescit inşa edildiğinde ismi hazırdır: Amberiyye Camii.