Fotoğraf asmanın hükmünü ikiye ayırmak gerek. Canlıya ait fotoğraflar, cansıza âit fotoğraflar. Canlıya ait fotoğraflar, ya yaşayacak şekilde boy resmi olur yahut da yaşamayacak şekilde yarım resim olur. Boy resmini Hanefi, Şafi mezhebi başta olmak üzere asmak uygun değildir. Bu fotoğrafların olduğu mekanda namaz kılmak da mekruhtur. Yaşamayacak şekilde yarım resmi asmada bir sakınca yoktur ama o mekânda namaz kılmak ise aynı şekilde mekruhtur. Cansızlara ait manzara resimlerini duvara asmada bir sakınca yoktur. Yani çiçek, göl ve orman manzaraları gibi görüntüler çekilebilir, evlerin belli yerlerine asılabilir. Bu itibarla, duvarlarında canlılara ait boy resimleri bulunan odada kılınan namaz mekruh olur. Namaz kılarken mekruh işlenmemesi için böyle resimler ya indirilmeli yahut da üzeri örtülerek namaza durulmalıdır.
Namazda dudaklar hiç kıpırdatılmadan yapılan kıraat ile namaz geçerli olur mu?
Fatiha’yı namazda dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkartmaksızın zihinden tekrarlama okuma sayılmaz, yani böyle yapmakla namazın rüknü olan kıraat yerine getirilmiş olmaz. Kişinin kendi duyabileceği bir sesle, fısıldar gibi harfleri yerlerinden çıkartarak ve eğer yanında başkaları varsa onları namazda rahatsız etmeyecek bir şekilde okuması gerekir.
Çocuklarımın ölüsünü öpeyim şeklindeki cümleler yemin sayılır mı?
Allah’tan başkası adına yemin edilmesi doğru değildir. Yemin ancak vallahi, billahi, tallahi, lafızları ile olur. “Çocuklarımın ölüsünü öpeyim veya falan yere gidersem ayağım kırılsın” tarzı cümleler yemin lafızları ile söylenmediği için yemin yerine geçmez. Bu tarz sözler yemin sayılmadı gibi aynı zamanda doğru ve güzel bir söz de değildir. Böyle sözler ve yeminler Allah Resulü tarafından yasaklanmıştır. Nitekim buna benzer bir yemin etme olayında peygamberimiz sahabeleri uyarmış ve şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ, babanızı zikrederek yemin etmenizi yasaklamıştır. Öyleyse kim yemin edecekse ya Allah’a yemin etsin veya sussun.” (Buhârî, “Eymân”, 4) Bu sözler yemin sayılmadığı için herhangi bir keffaret vermek de gerekmez. Ancak bu tarz cümleleri de kurmamak lazım.
Cemaatle namaz kılan kişi kendi hatası için sehiv secdesi yapması gerekir mi?
Cemaatten birinin imama uyarak kıldığı namazda kendi yaptığı sehivden yani hatadan dolayı ne kendisi ne de İmam için sehiv secdesi gerekmez. Çünkü cemaat burada imama tabidir. İmama tabi olunca hata da yapsa sehiv secdesi gerekmez.
Adak adayan kişi neden kendi adağının etinden yiyemiyor?
Adak adayan kimse borcu ve görevi olmadığı halde kendini bir borcun altına soktuğundan ve bu adak bir borç ve sadaka olduğundan adağı adayan kimse bu adaktan yiyemez. Kendisi bu adaktan yiyemediği gibi hanımı ve çocukları da yiyemez.
Günün Ayeti
“Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini bilemez.” Lokman, 31/34.
Günün Hadisi
Büyük günahlar dışında, beş vakit namaz ve iki Cuma Namazı, aralarında işlenen günahlara kefaret olurlar
Müslim, “Tahâret”, 16.
Günün Sözü
Aşkın gelişi, aklın gidişidir.
Antoine Bret
Günün Duası
Allah’ım bizi Müslüman olarak yarattın, Müslüman olarak yaşat, Müslüman olarak vefat ettir.
Bunları biliyor muyuz?
Elfaz-ı küfür nedir?
İnsanı küfre götüren dine muhalif sözler demektir. Helalı haram, haramı helal saymak, kutsal değerlerimiz olan Allah’a, Peygambere, Kitaba, namaza, oruca, ya da bir başka kutsala sövmek veya hakaret etmek gibi.
Günün Nüktesi
Bir insanı tanıma yolları nelerdir?
‘Bir adam Hz. Ömer’in yanında bir hususta şahitlikte bulunmuştu. Ömer ibnü’l-Hattâb hazretleri ona,
‘Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi.
Orada bulunanlardan birisi,
‘Ben onu tanıyorum, deyince Hz. Ömer,
‘Nasıl bilirsin? Diye sordu. O da,
‘Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi.
Hz. Ömer tekrar sordu:
‘Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur?
‘Hayır, diye cevap verdi adam.
Hz. Ömer sormaya devam etti:
‘İnsanın takvasını ortaya koyan, muamelesidir. Bu adam, alış veriş yaptığın bir kimse midir?
Adam tekrar,
‘Hayır, dedi.
Hz. Ömer bu defa;
‘Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân veren bir yolculuk yaptın mı? Diye sordu.
Adam bu soruya da,
‘Hayır, cevabını verince, Hz. Ömer,
‘Sen onu tanımıyorsun, dedi ve sonra da adama dönerek,
‘Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.’