2

Hac ibadeti kul hakkını da affettirir mi?


  • Oluşturulma Tarihi : 02.08.2019 06:45
  • Güncelleme Tarihi :

Müslüman’ın dünya ve ahiret hayatı bakımından çok önemli bir dönüm noktası olan hac, samimi ve ihlasla yerine getirildiğinde Müslüman’ı günahlarından arındırır. Kişinin Allah indindeki derecesini yükseltir. Ödül olarak cenneti kazanmasına vesile olur. Haccı hayatında yaşayan Müslüman ahlaken mükemmelleşir. İnsanlarla olan ilişkileri hoşgörülerle güzelleşerek olgunlaşır. Haccın faziletinin büyüklüğünü açıklayan birçok hadis-i şerif Hz. Peygamberimiz tarafından dile getirilmiştir. Sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan sakınır ve günahlara sapmazsa -kul hakları hariç- annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlardan arınmış olarak döner. Haccedenler ve umre yapanlar Allaha dua ederlerse, dualarını kabul eder, bağışlanma dilerlerse onları bağışlar. Hac ve umreyi art arda yapınız. Çünkü bu ikisi, körüğün demir, altın ve gümüşün pasını giderdiği gibi fakirliği ve günahları yok eder. Hz. Peygamberin bu hadislerinden de anlaşıldığı gibi hacca giden kimse kul hakkı dışındaki bütün günahlarından kurtulmaktadır.
Kurbanlık olarak niyetlenilen bir hayvanın sütünden ve yününden yararlanmak caiz midir?
Kurban etmek üzere satın alınan veya kurban etmek niyeti ile belirlenin hayvanın kesim öncesinde sütünden ve yününden yararlanmak mekruhtur. Çünkü bu durumda hayvan satın alınmasından veya kurban edilmek üzere niyet edilmesinden itibaren kurbanlık olarak belirlenmiş olmaktadır. Şayet böyle bir hayvandan yararlanılmışsa bedeli sadaka olarak fakirlere verilmelidir.
Vekalet yoluyla kurban kesilebilir mi?
Kurbanı, kişinin kendisi kesebileceği gibi, vekalet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban mal ile yapılan bir ibadettir; mal ile yapılan ibadetlerde ise vekalet caizdir. Vekalet yoluyla kurban kestiren kişi kendi bulunduğu yerde birisine vekalet verebileceği gibi, başka bir yerdeki kişi veya kuruma da vekalet verebilir.
Ölmeden mirası dağıtmak caiz mi?
İslamiyet de ölüm hak, miras helal diye bir söz vardır. Kişi ölmediği sürece malı miras olmaz ve yakınlarına miras olarak intikal etmez. Yaşamakta olan mal sahibi malını, helal ve caiz olmak şartıyla dilediği gibi harcar, tüketir ve -akrabası olsun, olmasın- istediğine verir. Yakınlarının ona “Bizim mirasımızı azaltıyor veya yok ediyorsun” deme hakları yoktur. Mümin, yakınlarına miras bırakmakla yükümlü değildir, ihtiyaç içinde iseler onların nafakaların (geçimlerini) temin etmekle yükümlüdür. Nafaka temin ödevini yerine getirmekte olan bir mümin, geriye kalan malı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Buna göre kişi ölmeden önce malını istediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Kişi ölmeden önce ister malını dağıtır, ister yer, ister miras bırakır, isterse de çocukları arasında ölmeden dağıtabilir. Bütün bunlar caizdir ve de geçerlidir.
Günün Ayeti
Ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara gelince, onlar için de pek kötü ve elem verici bir azab vardır. Sebe, 34/5.
Günün Hadisi
“Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner.” Buhari, “Hac”, 4.
Günün Sözü
Dünya kalbe yerleşince, ahiret kalpten göç eder gider.
Günün Duası
Allah’ım beni yeni bir güne eriştirdiğin için sana şükürler olsun. Allah’ım bu günümü de hayırla bitirmemi nasip et.
Bunları biliyor muyuz?
Hill Bölgesi Neresidir?
Dışarıdan Mekke’ye gelen kişilerin ihrama girmek zorunda oldukları sınırlar içinde (mikat) olduğu halde, harem bölgesi dışında kalan yerlere verilen isimdir.
Günün Nüktesi
Dürüst Tüccar…
Büyük bir ilim adamı olan Ebu Hanife aynı zamanda kumaş ticaretiyle uğraşan bir esnaftı. Bir akşamüzeri dükkanına iki müşteri geldi. Kumaş toplarından birini beğendiler; fakat akşam namazı çok yakın olduğu için alışverişe sabah devam etmek üzere ayrıldılar. Sabah olunca dükkana erkenden başka iki müşteri geldi. Tezgahın üzerindeki kumaşı onlar da beğendiler ve almak istediler. Ebu Hanife, “Bu kumaş satıldı. Siz başka bir kumaşa bakın” diyerek adamların isteğini geri çevirdi. Adamlar o kumaşı almak istediklerini söyleyip iki katı para vermek istediler. Ebu Hanife, “Bu kumaş satıldı” diyerek teklifi yine reddetti. Müşteriler ısrarlıydı. Bu defa kumaşın değerinin üç katı para teklif ettiler. Bunun üzerine Ebu Hanife, “İsterseniz değerinin yüz katını verin, yine de size veremem. Çünkü ben bu kumaşı başka müşterilere sattım, sözümden dönemem” diyerek adamların isteğini geri çevirdi.
 

Hac ibadeti kul hakkını da affettirir mi?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık