Hz. Peygamber döneminde mezhep yokken neden daha sonra mezhepler olmuştur?

Doç. Dr. Zeki Uyanık

Mezheplerin ortaya çıkışı, dini sebeplere dayanmaktadır. Peygamber döneminde dini konularda bir ihtilaf söz konusu değildi. Çünkü bir problem olduğunda Hz. Peygamber’e sorularak çözümleniyordu. Hz. Peygamberden sonra, sahabe ve tabiun döneminden itibaren görüş ayrılığı başlamış asr-ı Saadetten uzaklaştıkça da bu ihtilaflar çoğalmıştır. Bu görüş ayrılıklarının belli bir nedenleri vardı.

-Kitap ve sünnette geçen bazı kelime ve cümlelerin farklı anlaşılması ve yorumlanması,

-Sözün hakikat veya mecaz anlamlarına çekilebilmesi,

-Hadislerin bilinmemesi, hadislerin sıhhat derecesi ve ölçüsü konusundaki farklı anlayışlar,

-İctihat usul ve gücünün farklılığı,

-Sosyal ve tabii çevrenin tesiri... gibi.

Bu sebeplerden kaynaklanan görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, müctehid imamlar devrine kadar mezheplerden söz edilmemektedir. Hemen hemen her yerleşim merkezinde birçok âlim ve müctehid bulunmakta, soruları cevaplandırmaktaydılar. Fakat bunlara nisbet edilen bir mezhep yoktu. Bu devirde, fıkhın ve fıkıh usulünün tedrin edilmesi, nazari konularda ictihad edilmeye başlanması, fıkıh mekteplerinin teşekkül ederek münazara ve münakaşaların başlaması gibi sebeplerle mezhepler ortaya çıkmış, birçok ameli mezhep ya da düşünce sistemi ortaya çıkmıştır. Bu mezheplerin büyük bir bölümü, taraftar bulamadığı için zamanla yok olmuştur. Ancak Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli... gibi büyük mezhepler varlığını günümüze kadar korumuştur. Bütün bu büyük mezheplerin çıkış noktası ve kaynağı aynı olduğundan hak olan bu mezheplerden herhangi birine uyabiliriz. Tabi o geri kalan hak mezheplere de sanki başka bir din ya da rakip bir mezhep veya düşmanmış nazarı ile bakmamak lazım.

Buluğ çağına ermeyen bir çocuğun yaptığı ibadetlerin sevabı anne ve babasına mı gider yoksa kendisine mi?

Çocuğuna iyi bir dini eğitim ve terbiye veren kimse çocuklarının yaptığı ibadetlerden (yetişkin olsalar da) hissedardır. Ayrıca buluğ çağına girmeden ibadet etmeye başlayan çocuk bunun mükafatını ahirette alacaktır. Bu şekilde ölen bir çocuk cennette yetişkin gibi muamele görüp cennetin nimetlerinden istifade edecektir. Buluğa girmeden vefat eden çocuk ibadet etmiyorsa cennete girmekle beraber cennette çocuk olarak kalacaktır.

Kişi hangi durumlarda teyemmüm alabilir?

Teyemmüm abdest ve gusül yerine geçen bir bedel ve istisnaî hüküm olup ancak belli bir mazeretin bulunması halinde yapılabilir. Bu mazeretler de iki grupta toplanabilir:

1. Abdest veya gusle yetecek miktarda suyun bulunmaması.

2. Suyu kullanmayı engelleyen fiilî bir durumun veya suyu kullanmamak için dinen geçerli bir mazeretin/engelin bulunması.

Abdest ve gusle yetecek suyun hiç bulunmaması, yürüyerek veya vasıtayla kolayca gidilip gelinebilecek bir mesafeden daha uzakta olması, su yolunda bir tehlikenin varlığı, parayla su satın alma imkânının olmayışı veya fiyatının rayiç bedelin çok üstünde olması, suyu kullanmanın sağlık açısından tehlikeli oluşu, suyu elde etme araç ve gerecinin bulunmayışı, havanın veya suyun aşırı derecede soğuk olması gibi durumlar da yukarıdaki iki mazeret halinin sık rastlanılan örnekleri olarak sayılabilir.

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz. Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin.

(Bakara 278-279)

Günün Hadisi

Kim başkasında gördüğü bir ayıbı kınarsa, o ayıp onun da başına gelmeden ölmez.

Tirmizî, “Kıyame”, 53.

Günün Sözü

Üç şeyi kötü günlerinde dene, dostunu, eşini ve sabrını.

Günün Duası

Allah’ım bugün yüzümüzden tebessümü dilimizden tatlı ve hayırlı cümleleri eksik etme.

Bunları biliyor muyuz?

Ravd-i Mukaddese Nedir?

 Hz. Peygamberin Medînedeki mescidinin içinde kabr-i şerîfi ile mescidin o zamanki minberinin arasında kalan mübarek mekân, yer demektir.

 

Günün Nüktesi

Sorgu Melekleri...

Hz. Peygamber şöyle buyurur:

“Kul kabrine konulup, yakınları da oradan ayrılınca ki, o geri dönenlerin ayak seslerini işitir. Kendisine iki melek (Münker ve Nekir) gelir. Onu oturtup:

“Muhammed denen kimse hakkında ne diyordun?” diye sorarlar.

Kişi, Mümin ise bu soruya:

“Şahadet ederim ki, o Allah’ın kulu ve elçisidir!” diye cevap verir.

Ona:

“Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennette bir mekana tebdil etti.” denir.

Adam bakar her ikisini de görür. Allah da ona, kabrinden cennette bakan bir pencere açar. Eğer ölen kafir ve münafık ise sorduğunuz zatı bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyorum! diye cevap verir.

Kendisine;

“Anlamadın ve uymadın denir. Sonra kulaklarının arasına demirden bir sopayla vurulur. (sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki onu insan ve cin dışındaki herkes duyar.”

(Buhâri, “Cenâiz”, 68)