İslam’da Kefir içmek caiz mi?
- Oluşturulma Tarihi : 01.02.2026 13:58
- Güncelleme Tarihi : 01.02.2026 13:58
İslam dininde sarhoşluk verecek derecede mayalanmamış içeceklerin içilmesi caiz; sarhoşluk verecek derecede mayalanmış içeceklerin içilmesi ise haramdır.
Mayalanması kısa süren kefirin alkolsüz olup sarhoş etmediği, besleyici olduğu ve birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığı uzmanlar tarafından açıklanmaktadır. Bu nitelikteki kefirin içilmesinde dinen bir sakınca yoktur.
Secde ayeti okunduğunda abdesti olmayan secde yapabilir mi?
Secde ayeti okunduğunda, okuyan da, dinleyen de secde yapması Hanefi mezhebine göre vacip Şafiilere göre ise sünnettir. Ancak her iki mezhebe göre de abdestleri yoksa abdest almaları gerekir veya abdest aldıkları zaman secdeyi yaparlar. Abdestsiz secde yapmaları uygun değildir.
Vefat eden kimsenin cenaze namazı iki kez kılınabilir mi?
Vefat eden kimsenin cenaze namazını kılmak farz-ı kifâyedir. Yani bir kaç kişinin kılması diğer Müslümanlar üzerinden sorumluluğu düşürür. Müslüman bir kimse vefat ettiğinde onun mazını kılmak gerekir. Bu namaz kılan için farzı kifaye, namazı kılınan ölü içinse bir duadır.
Hanefi mezhebine göre, cenaze namazı bir defa kılınır. Cenaze namazını ikinci defa kılmak mekruhtur.
Şafii mezhebine göre ise, vefat etmiş bir kimsenin cenaze namazına yetişmemiş ya da hazır bulunamamış bir kimsenin kılınmış olsa bile tekrar cenaze namazını kılmasında bir sakınca yoktur.
Örneğin Ankara'da vefat eden birinin cenaze namazı Ankara'da kılınsa sonra cenaze memleketine getirilse kılınan namaza katılamamış olanlar namazı kılabilirler.
Kişinin torunu adadığı adak etinden yiyebilir mi?
Adak yapan kimse, adadığı hayvanın etinden yiyemez. Etin tamamını dağıtması gerekir. Şayet bir miktar yemiş olursa, yediği etin kıymetini fakirlere para olarak vermesi gerekir
Adak yapan, adadığı hayvanın etini, fakir olsalar bile, usul ve füruna ve geçimi üzerine bağlanmış bulunanlara yediremez. Usul, ana ve baba tarafından yükselen soya denir. Füru, evlatlardan aşağı inen soylara denir.
Buna göre torun kişinin alt soyu olduğundan yani füru olduğundan adadığı adak etinden yiyemez.
Ayakta namaz kılamayan kişi namazını nasıl kılar?
İslâm dini kolaylık dinidir. İslam dininde sorumluluklar ve görevler kulun gücüne göredir. Bu nedenle hastalık, kişinin ibadeti için hafifletme ve kolaylaştırma sebebi sayılmıştır.
Ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse oturarak namazını kılabilir. Rükû veya secde etmeye gücü yetemeyen kimse ima ile namazı kılabilir. İmâ, namazda rükû ve secde yerine başla işaret etmektir. Bu şekilde namaz kılan kişi rükû için başı biraz eğer, secde için ise rükûdan biraz daha fazla eğer. Oturarak namaz kılamayan, sırt üstü yattığı yerde imâ eder. Bir kişi ayakta durmaya gücü yettiği halde, rükû ve secdeye gücü yetmiyorsa niyetini ve kıratını ayakta yapar, ayakta yapamadıklarını ise oturarak yapar.
Kişi ima ile de namaz kılamıyorsa Şafii mezhebine göre en son nokta olarak kalbi ile namaz kılar.
Günün Ayeti
Allah'ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanların vay haline! İşte bunlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.
Zümer, 39/22.
Günün Hadisi
'Kim bir ağaç diker de büyüyüp meyve verinceye kadar bakımını yaparsa elde edilen her meyvesi Allah indinde onun için sadaka olur.'
Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 374.
Günün Duası
Allah'ım bugün dünyam ve ahiretim için hayırlı olan ne varsa onu bana nasip eyle.
Günün Sözü
Bir kimsede bir iyilik gördüğünüz vakit o iyiliği takdir edin ki o kişi iyiliklerini artırmaya istek duysun.
Zübeyr b. Avvam
Bunları biliyor muyuz?
Nebî ve Resûl Ne Demektir?
Allah’tan vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara ulaştırmakla görevli olan seçkin insandır. Resul, yeni bir kitap ve Şeriat ile gelirken, Nebi ise kitap sahibi olmayıp daha önceki Resul’un şeriatını yürüten kişi demektir.
Günün Nüktesi
En hayırlı ve en şerli insan...
Ebu Hüreyre anlatıyor: 'Resûlullah buyurdular ki:
'Size en hayırlınız ve en şerliniz kim olduğunu haber vermeyeyim mi?' diye sordu ve bunu üç kere tekrar ettiler.
Cemaat:
'Evet, haber veriniz!' dedi.
'En hayırlınız, kendisinden hayır umulan ve şerri dokunmayacağı hususunda emin olunandır; en şerliniz de kendisinden hayır ümit edilmeyen ve şerrinden de emin olunmaya kimsedir.'
Tirmizî, 'Fiten', 76.