2

İmsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 20.03.2018 06:09
  • Güncelleme Tarihi :

Bir duadan ya da hayırlı işten sonra el Fatiha denilince Fatiha’yı okumak zorunda mıyız?

Herhangi bir hayırlı amelden sonra veya cenaze, mevlit, dua gibi merasimlerin bitiminde el Fatiha denilerek bu ameli salih tamamlanır. El Fatiha demek Fatiha okumaya bir çağrı bir davettir. Bu çağrıya icabet etmek güzel ve sevap olmakla birlikte farz değildir. Yani okumasak günahımız olmaz. Ancak okuyan kişi sevap kazanır. Okumayan da bu sevaptan mahrum kalır, ancak günah işlemiş olmaz.

Kişi adını beğenmiyorsa değiştirmesi caiz olur mu?

Yeni doğan çocuğa güzel bir isim koymak anne ve babaların en önemli görevlerindendir. Çocuğa konulan isim hem bu dünyada hem de ahirette geçerlidir. Hz. Peygamber sadece çocukların değil, büyük insanların ismiyle dahi ilgilenmiştir. Kötü bulduğu bazı isimleri değiştirme yoluna gitmiştir. Yine konulması gereken güzel isimler hakkında bilgiler vermiş, zaman zaman bizzat kendileri çocuklara isimler vermiştir. Hz. Peygamber güzel isim koymanın önemini bir sözünde şöyle ifade etmektedir: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel koyun.” Bu çağırma işlemini Allah’ın görevlendirdiği bir melek Allah’ın izniyle yapacaktır.

Hiç kimse kıyamet günü Allah’ın hoşlanmayacağı isimle O’nun karşısına çıkmak istemez. Öyleyse çocuğu rencide edecek isimlerin çocuklara verilmemesi gerekir. İsmin bu ehemmiyetinden dolayıdır ki, Peygamber’imiz kötü manaya gelen yabancı isimleri iyi manaya gelen Müslüman isimleriyle değiştirmiştir. Bu anlamda kişi sahip olduğu isimden memnuniyetsizlik duyuyorsa erginlikten sonra da olsa yeni bir isim almasında bir sakınca yoktur. Ancak bunun için ezan okumak, kurban kesmek vs. gibi herhangi bir merasim düzenlemeye gerek yoktur. Peygamberimizin, isimlerini değiştirdiği sahabelere bu tür bir merasim yaptırdığı bilinmemektedir. Ancak yine de ezan okumak isterse ya da kurban keserse de sakıncası yoktur.

Eşler birbirinin ibadetlerinden sorumlu mudur?

İslam’a göre herkes yaptıklarından sorumludur. Kimse kimsenin yaptığından sorumlu değildir. Nitekim bu hususta Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurulmaktadır: “Hiçbir günahkar, başkasının günahını çekmez. Eğer yükü ağır gelen kimse onu taşımak için (başkalarını çağırsa) onun yükünden hiçbir şey (alınıp) taşınmaz. Akrabası dahi olsa (kimse onun yükünü taşımaz)” buyrulur (Fatır, 35/18). Aynı şekilde İslam, her insanın bir iradesi ve seçme hürriyeti bulunduğunu ve bunun sonucu olarak yaptıklarından sorumlu olacağını bildirmiştir. “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür” (Zilzal, 99/7-8) mealindeki ayet buna delildir.

Buna göre kişi ibadetlerini yerine getirmezse bunun hesabını Allah’a verecektir. Diğer Müslümanlara düşen ise ona nasihat etmek ve telkinlerde (emr-i bi’l- ma’ruf) bulunmaktır. İnsanın emr-i bi’l-ma’rufa en yakınlarından, ailesinden başlaması esastır. Nitekim Hz. Peygamber’e de böyle emredilmiştir. Rabbimiz ona tebliği emrederken, “(Önce) en yakın akrabanı uyar” buyurmuştur (Şuara, 26/214). Hadis-i Şerifte de efendimiz: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sorumlu olduğunuz kişilerden mesulsünüz buyurmaktadır.” Buna göre karı koca birbirinin ibadetinden sorumlu değildir. Taraflardan birisi bu ibadeti ihmal ederse diğeri ona nasihat eder. Ancak bundan dolayı bir günahı olmaz.

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Haşr, 59/18.

Günün Hadisi

“Allah her sorumlu kimseyi sorumlu olduğu şeyi korudu mu yoksa zayi etimi diye soracak, hatta kişiyi eşi ve çocuklarından sorguya çekecektir.”

 

 

Günün Sözü

Dertli insanın gönül evi duman içindedir; derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun. Hz. Mevlana

Günün Duası

Ya rab, bizi nimetlerinden mahrum bırakma fakat verdiğin nimetleri de bize azgınlık sebebi yapma.

Bunları biliyor muyuz?

Hüsn-ü zan nedir?

Her şeyi iyiye yorma, her şeyin iyi tarafını görmedir.

Günün Nüktesi

Abdullah İbn Mes’uddan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

“Bir söz ve işte doğruluk varsa hayra ve üstün iyiliğe götürür. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah indinde sıddık (doğrucu) diye kaydedilir.

Yalan söylemek yoldan çıkmaya (fucur) sürükler. Fucur da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah indinde yalancı (kezzâb) diye yazılır.” Buhari, “Edeb,” 69.

İmsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık