2

İnsan kabirde dünyada yaptıklarından dolayı sorgulanır mı?


  • Oluşturulma Tarihi : 03.02.2020 07:09
  • Güncelleme Tarihi :

Dinen ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam edecek hayata, kabir hayatı denir. Hz. Peygamber, “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse o duraktan kurtulursa, sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulmazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.” (Tirmizi, Zühd 5) şeklinde buyurarak, ahiret hayatının ölümle başladığını bizlere bildirmiştir. İnsanı öldükten sonra kabirde sorgulayacak melekler Münker ve Nekirdir. Bu melekler ölünün kendisine gelerek “Rabb’in kimdir?”, “Peygamberin kimdir?” “Dinin nedir?” diye soracak, iman ve güzel amel sahipleri, bu sorulara doğru cevaplar verecekler ve kendilerine cennet kapıları açılarak gösterilecektir. Kafir ve münafıklar ise bu sorulara doğru cevap veremeyecek, onlara da cehennem kapıları açılarak cehennem gösterilecektir. Kafirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken, müminler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir. Ancak insan, bu dünyadayken yaptıkları veya yapmadıklarından dolayı mahşerde mahkeme-i kübrada hesap verecektir. Buradaki hesaptan sonra insanlar mükafatlandırılmak için cennete cezalandırılmak içinse cehenneme gönderilecektir.
Kazaya kalmış namazları sırayla kılmak zorunda mıyız?
Kaza edilecek namazlar arasında sıra gözetilip gözetilmeyeceği bu namazları kılacak kimsenin durumuna göre değişir. Hanefi mezhebine göre, kaza namazı kılacak kişi sahib-i tertip ise yani daha önce vaktinde kılmadığı bir namaz üzerinden başka bir namaz geçirmemiş veya en fazla beş vakit namaz geçirmiş olanlar vaktinde kılamadıkları ilk namazdan başlayarak sırayla kılarlar, ardından içinde bulundukları vaktin farzını kılarlar. Sahib-i tertip olmayan yani altı vakit veya daha çok namazı kazaya kalmış olan kimselerin ise, bu namazları kaza ederken tertibe riayet etmesi gerekmez. Eğer sadece vaktin farzını kılacak kadar bir zaman kalmışsa bu takdirde kaza namazlarını değil önce vaktin namazını kılar. Kişi altı vakitten fazla namazı kazaya bırakmış ise sahib-i tertib olmaktan çıkar. Bu durumda dilediği vakitte dilediği namazın kazasını kılabilir. Şafi mezhebine göre ise tertibe riayet vacip değil müstehaptır.
Kur’an-ı Kerim’deki bazı surelere neden mekki ve medeni, denmiştir?
Bu isimlendirme bu surelerin inişi ile ilgili bir isimlendirmedir. Buna göre Mekke’de inen surelere mekki ve Medine’de nazil olan surelere de medeni sureler denir. Mekki sureler iman ve itikatla ilgilidir. Çünkü Mekke dönemi İslam’ın yeni yeni cahiliye Arapları arasında yayılmaya başladığı dönemdir. Toplum cahil bilgisiz ve Allah dışındaki varlıklara tapmakta olduğundan bu sureler genellikle inan, iman ve itikat ile ilgilidir. Ayrıca toplumun terbiyesi için, geçmiş milletlerden ve peygamberlerin hizmetlerinden örnekler verilerek derece derece ıslah yolu tercih edilmiştir. Medine’de nazil olan ayet ve surelerde ise İslam hukuk sisteminin yerleştirilmesi, tatbiki, ibadetler ve diğer toplumsal faaliyetler üzerinde durulur. Yine ehl-i kitaptan olan Yahudi ve Hıristiyanların inançlarındaki yanlışlıklar, geçmişte yaptıkları büyük hatalar ve alimlerin kutsal kitaplarında yaptıkları tahrifler açıkça ortaya konur. Mekki sureler, Allah’a, meleklere, peygamberlere, ahirete ve kitaplarına iman gibi asil olan iman esasları ile, fertlere sağlam ahlakı ve onları şahsiyet sahibi yapmayı hedefler medeni sureler de tüm bunlarla birlikte, aile ve cemiyet içindeki durum ve vazifeler ayrıntılarıyla anlatılır. Kur’an-ı Kerim’deki her surenin başında Mekke’de mi, yoksa Medine’de mi indiğini bildiren not vardır.
Günün Ayeti
Allah’ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanların vay haline! İşte bunlar, apaçık bir sapıklık içindedirler. Zümer, 39/22.
Günün Hadisi
Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler. Müslim, “İman”, 168.
Günün Sözü
Bir kişi Allah’tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa Allah da onu başkasına muhtaç etmez. Şems-i Tebrizi
Günün Duası
Allah’ım ülkemizi ve milletimizi her türlü afet, musibet ve belalardan muhafaza eyle.
Bunları Biliyor Muyuz?
Nezir Nedir? 
Dinen mükellef olmadığı halde, kişinin farz veya vacip türünden bir ibadeti yapacağına dair Allah’a söz vermesine denir. Nezir, ferdin, arzu ettiğine kavuşmak, korktuğundan sakınmak hususunda Allah’ın yardım ve desteğini sağlamak amacıyla, kendiliğinden birtakım dini mükellefiyetler altına girmesi olarak yorumlanabilir.
Günün Nüktesi
Günaha Dalmışa Dua Edin…
Hz. Ömer’in huzurunda bulunan müminlerden biri anlatıyor: “Şam ehlinden güçlü kuvvetli, nüfus sahibi bir kimse vardı. O adam zaman zaman Hz. Ömer’in yanına gelirdi. Bir ara Hz. Ömer o kimseyi göremez oldu. Çevresindekilere sordu. ‘Falan zat ne yapıyor, artık görünmez oldu?’ Cemaat şöyle dedi: ‘Ey Müminlerin Emiri! O kendini içkiye verdi.’ Bu sözü duyan Hz Ömer hayli üzüldü ve katibini çağırarak, ‘Bu adama şöyle yaz: Ömer b. Hattab’dan falan kimseye... Selam sana! Kendisinden başka ilah olmayan, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı çetin ve ihsanı bol olan Allah’a hamd ederim. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur, dönüş ancak O’nadır.’ Hz. Ömer mektubu yazdırdıktan sonra arkadaşlarına dönerek, ‘Allah’a yönelmesi ve Allah’ın tevbesini kabul buyurması için kardeşinize dua ediniz!’ dedi. O zat Hz. Ömer’in mektubunu alınca ‘Allah günahları bağışlayan, tevbeleri kabul edip, azabı çetin olandır’ cümlesini tekrar tekrar okudu ve ‘Allah beni hem azabı ile korkutmuş, hem de günahlarımı affedeceğini vaat etmiş’ diyerek ağladı ve güzelce tevbe etti. Hz. Ömer o zatın tevbe ettiğini haber alınca sevindi ve şöyle dedi: ‘Bir kardeşinizin yoldan çıktığını, günaha saplandığını gördüğünüzde onu doğru yola getirmeye, Allah’ın affına güvenmesini sağlamaya çalışınız. Tevbe nasip etmesi için Allah’a dua ediniz. Kendisine beddua ederek aleyhinde şeytana yardımcı olmayınız.’“
 

İnsan kabirde dünyada yaptıklarından dolayı sorgulanır mı?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık