2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 17.11.2017 06:26
  • Güncelleme Tarihi :

Vefat eden kimsenin ruhu kabirde bedene döner mi?

Kişi vefat ettiğinde ruhu bedeninden ayrılır. Bu ruh müminin ise cennete kafirin ise cehenneme kaydedilir. Kaydedildikten sonra cenaze kabre koyulurken ruh bedene döner ve kabir hayatına başlar. Dolayısıyla İslamiyet’te kabir hayatı vardır ve bu kabirde nimet ve azabda vardır. Bu nimet ya da azap hem ruha hem bedene verilmektedir. Buna delalet eden ayetler olduğu gibi tevatür derecesine varan hadis-i şerifler de vardır. Her ölü, ister bir kabre defnedilsin, ister denizlerin derinliklerinde kaybolup gitsin, isterse hayvanlar tarafından parçalanıp yenilsin, ahirette mutlaka ya nimetler içinde olacak veya azab görecektir.

Kafirler ve asî olan bazı müminler azab görecekler; salih müminler ise Allah Teala’nın dilediği şekilde nimet içinde bulunacaklardır. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler. Allah’ın lutuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.” ayeti ile Nuh kavmi hakkındaki: “Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular...” (Nuh Suresi, 25) anlamındaki ayetler birer delil teşkil etmektedir. Hz. Peygamber Efendimiz de; “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur” diye buyurmuşlardır.

Kabir azabı hem ruha, hem de cesede her ikisine beraber yapılacaktır. Çünkü ölen insanın ruhunun, kabirdeki cesediyle ilişkili olacağı sahih hâdislerde belirtilmektedir. Nitekim insanın uyku halinde gördüğü güzel veya korkunç rüyalar bunu açıklamaktadır. İnsan korkulu rüya görünce elem; İyi rüya görünce de zevk duyuyor. Halbuki bu acı veya tatlı rüyayı görenlerin yanında bulunanlar, onların ne acılarına ve ne de zevklerine muttali olabiliyorlar. İşte bunun gibi ölüler de kabirlerinde ya büyük bir neşe ve zevk içindedirler, ya da çeşit çeşit azaplara maruz kalıyorlar. Fakat biz onların bu hallerine muttali olamıyoruz.

Mesleği ve sağlığı yerinde olan kimsenin dilencilik yapması caiz mi?

Bir günlük yiyeceği bulunan kimsenin dilenmesi dinen haramdır. Sıhhati yerinde olan, çalışacak ve ticaret edebilecek halde olan kimsenin de, yiyecek, içecek veya bunları almak için para istemesi, dilenmesi uygun değildir. Ancak aç veya hasta olanın yiyecek istemesinde bir sakınca yoktur. Fakat parasını harama sarf edene sadaka verilmez. Yani fakir diye dilenci, diye birisine para veriliyorsa o da gidip bu parayla içki içiyorsa, kumar oynuyorsa ona para verilmez verilmemelidir de.

Buna göre eli ayağı tutan, çalışabilecek sıhhatte olanın bir günlükte olsa iaşesi olanın dilenmesi dinen uygun değildir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta bir hadis-i Şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir.”

 Abdest organlarını niçin 3 defa yıkıyoruz?

Abdest alırken uzuvların üçer defa yıkanması sünnettir. Sünnet olması Hz. Peygamberimizin abdest alırken abdest organlarını üçer kere yıkamasındandır. Abdestte organları birer kara yıkamak farzdır. Üçer defa yıkamak ise sünnettir. Aynı şekilde namazdaki tesbihatlarda da durum böyledir.

Günün Ayeti

Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman, işte o gün yer, kendi haberlerini anlatır.  Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.

Günün Hadisi

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşularına iyilik etsin.”

Günün Sözü

Bazı insanlar tanıdıkça büyür, bazıları da tanıdıkça küçülür.

Denis Diderot

Günün Duası

Allah’ım ülkemizi her daim afetlerden ve depremlerden koru.

Bunları biliyor muyuz?

Ashab-ı Şimal Nedir?

Kıyamet günü amel defteri sol elinden verilecek olanlara denir.

Günün Nüktesi

 Bakın defterine…

Hz. Peygamber buyuruyor; “Kıyamet günü ameller arasında önce namazın hesabı verilecek. Bu hesap güzel olursa kul kurtuluşa erdi demektir. Bu hesap bozuk olursa kul hüsrana düştü demektir.

Eğer farzında eksiklik çıkarsa Allah:  “Bakın kulumun defterine yazılmış nafilesi var mı?” buyurur. Böylece farzın eksiklikleri nafile (namazları) ile tamamlanır. Sonra bu tarzda olmak üzere diğer amelleri hesaptan geçirilir.

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık