2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 29.12.2017 06:21
  • Güncelleme Tarihi :

Yılbaşı eğlencesi için çam kesmek caiz mi?

Öncelikle şunu bilmemiz gerekir ki yılbaşını gayr-i meşru bir şekilde kutlayıp ibadetten uzaklaşıp harama sebebiyet vermek İslam’ın öngördüğü ve razı olduğu bir davranış değildir.      

İslam değil bir yılın sonunda hayat muhasebesini yapmayı her gün, her saat, hatta her an kişinin kendini hesaba çekmesini istemektedir. Dolayısıyla böyle bir günde gayr-i meşru bir şekilde eğleneceğine, bir yılın iyi ve kötü davranışlar açısından muhasebe edip hayatımızın geri kalanını ona göre düzenlememiz gerekir.

Bunun yanın da yeni bir yıla girerken geçmiş yılların bir şükran ifadesi olarak Allah’a yalvarıp ibadet etmemiz ve yeni yılın bizim için hayırlı geçmesi adına iyi dilek ve temennilerde bulunmak yerinde bir davranış olur.

Ayrıca bu gece de gayr-i meşru davranışlardan uzak durmamız gerektiği gibi israfa sebebiyet verecek fuzuli yeme ve içmeden ve doğaya zarar verecek fiillerden de kaçınmamız gerekir.

Bu perspektif ‘ten baktığımızda yılbaşı eğlencesi için kesilen çam ağaçları hem doğaya zarar, hem de israf ve boşa bir kesim olduğu için ayrıca uygun olmayacak bir işte kullanılacak olduğundan dinen uygun değildir.

Allah şerden razı olmadığı halde neden yaratmaktadır?

Hayır ve şer Allah’tandır”, demek bunları yaratan Allah’tır, demektir. Çünkü Yaratıcı O’dur ve O’ndan başka yaratıcı yoktur. Kula bakan yönüyle ise hayrı ve şerri irade eden, tercih eden kuldur. Bundan dolayı da insanlar hayır ve şer, iyi ve kötü bütün davranışlarından sorumludur.

Başka bir ifadeyle, “amentüde ifade edildiği üzere her Müslüman kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanır. Yani âlemlerin yaratıcısı olan Allah Teâlâ hayrı da şerri de irade eder ve yaratır. Çünkü âlemde her şey onun irade, takdir ve kudreti altındadır.

Zira Âlemde ondan başka gerçek mülk ve kudret sahibi kimse yoktur. İnsan, hayrı da şerri de kendi iradesi ile kazanır. Ancak Allah’ın hayra rızası vardır, şerre ise yoktur. Hayrı seçen mükâfat, şerri seçen ceza görecektir.

Şerrin Allah’tan olması, kulun fiilinin meydana gelmesi için Allah’ın tekvini iradesinin ve yaratmasının devreye girmesi demektir. Yoksa Allah kulların kötü fiilleri yapmalarından hoşnut olmaz, şerri emretmez bilakis yasaklar. Allah tek yaratıcı olduğu için hayrı da şerri de yaratır. Ancak hayırdan hoşnut olur. Ancak şerden razı olmaz.

Tedbirli olmak kadere aykırı mı?

Tedbirin alınması takdire aykırı bir iş değildir. Eğer bir husustaki takdir-i ilahi, Levh-i Mahfuz’da takdir ve tespit edilmiş ise, onda değişiklik cari olamaz. Ama Biz hayatımızı kurallara ve emredilene göre yaşamak zorundayız.

Başımıza gelecekleri ya da kavuşacağımız nimetleri ve güzellikleri biz bilemeyiz. Zira biz gayb ilmine sahip değiliz. Dolayısıyla hayatımızı yaşarken nasıl rızkı veren Allah olduğu halde rızık temini için çalışıyorsak aynı şekilde başımıza gelmesi muhtemel kaza ve tehlikeleri bertaraf etmek için de tedbir almak zorundayız. Ama aldığımız bu tedbir asla kadere muhalif değildir. Bilakis bu tedbiri almamak tıpkı rızkı aramamak ve sebeplere sarılmamak gibi yanlıştır.

Günün Ayeti

Kim Allah’a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

Fetih, 48/17.

Günün Hadisi

Üç şey vardır ki, onlar kimde bulunursa, Yüce Allah onu her yönüyle himayesi altına alır ve onu Cennetine koyar: Zayıfa merhamet, anne babaya şefkat, emri altındakilere iyilik.

Tirmizi, “Sıfatü’l- Kıyame”, 48.

Günün Sözü

Dünya kalbe yerleşince, ahiret kalpten göç eder gider.

Günün Duası

Allah’ım, bana rahmetinden uzaklaştıracak bir dünya nimeti verme.

Bunları biliyor muyuz?

Fırka-i Nâciye nedir?

Kurtuluş fırkası, cehennem’den kurtulacağı bildirilen fırka, İslâm dinînde doğru itikat üzere olanlar. Peygamber efendimiz ve Ashabının ve bu büyüklere tâbi olan ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda bulunanlar demektir.

Günün Nüktesi

Halep oradaysa arşın burada…

Bir gün bir adam pazaryerinde etrafına topladığı birkaç kişiye hatıralarını aktarırken sözlerinin arasına da olur olmaz şeyler katıyormuş.

Yine böyle bir günde etrafındakilere ne kadar güçlü, kuvvetli ve yetenekli olduğundan bahsediyormuş.

Etrafındakilere bir keresinde Halep’teyken altmış arşın atladığını ve tek seferde bunu başardığını anlatıyormuş. Oradan geçen Nasreddin Hoca, olayı duyunca bu kişiye ders vermek istemiş, yanına gitmiş.

Nasreddin Hoca adama, ‘ya demek Halep’te altmış arşın atlıyorsun, burada da atla görelim’ demiş.

Adam kem küm edip o Halep’teyken öyleydi, demiş.

Nasreddin Hoca da ne var canım, “Halep oradaysa, arşın da burada” demiş.

Adam bu hikmetli söz karşısında yetersizliğini ve cahilliğini anlayıp susmuş.

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık