2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 25.01.2018 06:09
  • Güncelleme Tarihi :

Bütün ilahi kitapların adı Kur’an-ı Kerim’de geçiyor mu?

Allah’u Teala, Kur’an-ı Kerim’de üç büyük ve hak kitap dediğimiz Tevrat, İncil ve Zebur’u zikretmiştir. Geri kalan ilahi kitapları ise topluca zikretmektedir. Nitekim Allah’u Teala bu hususta Kur’an-ı Kerim’de farklı ayetlerde mealen şöyle buyurmaktadır:

“Allah... O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Diridir ve kayyumdur. O sana kitabı hak ile ondan öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. Tevrat ve İncil’i de indirdi. Bundan önce insanlara (birer) yol gösterici olarak.” (Al-i İmran, 3/2-4)

“Davud’a da Zebur’u verdik.” (en-Nisa, 4/163)

“Yoksa ona Musa’nın ve ahdine bağlı İbrahim’in sahifelerinde olan (şu hükümler) haber verilmedi mi?” (en-Necm, 53/37)

“Andolsun ki biz peygamberlerimizi apaçık delillerle gönderdik. Onlarla birlikte insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye kitabı ve mizanı indirdik.” (el-Hadid, 57/25)

Cenaze namazında cemaatin çokluğu ölen kişiye bir faydası olur mu?

Cenaze namazında cemaatin çokluğu, ölen kişi için şahitlik ve şefaattir. Cenaze namazını kılanlar için ise bu namaz büyük bir sevaptır. Nitekim sevgili, Peygamberimiz bir hadisi şerifinde bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Kimin cenazesinde yüz Müslüman namaz kılarsa ona mağfiret olunur”.

Bir başka hadisinde de şöyle buyurmaktadır: “Kim bir Müslüman üzerine namaz kılarsa ona bir kiratlık sevap vardır. Kim de defnedinceye kadar cenazeye iştirak ederse ona iki kiratlık sevap vardır. Allah’a yemin olsun ki, (Kirat) şu gördüğümüz Uhud dağından daha büyüktür.” Buna göre cenaze namazında ne kadar kişi bulursa ölen kimse için o kadar iyi ve sevaptır. Aynı zaman da kılan kimse için de çok büyük bir sevaptır.

Evlenmek için İslam’da büyük küçük sıralaması var mı?

Dinimizde evlilik sırası diye bir sıra söz konusu değildir. Böyle bir sıra mecburiyeti yoktur. İslam dinin de büyükler beklerken küçüklerin evlenmesi caiz olmaz yahut ta günah ve saygısızlık olur diye bir hüküm mevcut değildir. Bu, daha ziyade örf, adet meselesidir yani bir anlamda örfün din haline getirilmesidir. Onun için böyle bir sıraya uyulursa örfe uyulur, uyulmazsa adete uyulmamış olunur.

Duruma dini açıdan bakacak olursak şöyle düşünmek de mümkündür. Denebilir ki: Allah küçüğün kısmetini önce göndermiş, büyüğünki ise ondan sonraya tehir etmiştir. Bu sebeple kısmeti çıkanın, evlenmesinde sakınca söz konusu olmaz. Dolayısıyla kısmeti çıkan evlenir, kısmeti yolda olan da kısmeti gelinceye kadar bekler.

Günün Ayeti

De ki: “Rabbim rızkı dilediğine genişletir, dilediğine sıkar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”

Günün Hadisi

Allah sizin şekillerinize ve cüsselerinize bakmaz. O sizin kalplerinize ve amellerinize bakar

Günün Sözü

Nimetleri, Allah’a şükrederek elde tutunuz.

Abdulhakim Arvasi

Günün Duası

Allah’ım bize birlik beraberlik kardeşlik ve huzur ver.

Bunları biliyor muyuz?

Ehven-i Şer Nedir?

Zararı ve kötülüğü daha az olan manasına bir isim tamlamasıdır. İki zararlı, kötü şeyden birini işlemek zorunda kalan kimsenin, bunlardan hafif olanını tercih edebileceğini ifade etmek için kullanılır. Mecellenin 29. maddesinde, “ehven-i şerreyn ihtiyar olunur” (iki kötülükten hafif olanı tercih olunur) denilmektedir.

Günün Nüktesi

Kocasını Şikayet Eden Kadın…

Kadının biri, bir gün Halife Ömer’e gelerek dedi ki:

- Ey müminlerin emiri sana insanların en iyisini şikayete geldim. Öyle birisi ki, amelde onu geçen veya onun kadar amel eden kimse pek azdır. Geceleri sabaha kadar namaz kılar, gündüzleri de hep oruçla geçirir… Bu sözlerden sonra utancından asıl demek istediğini diyemedi ve:

- Ey müminlerin emiri, beni bağışla, diyerek çekildi.

Hz. Ömer:

- İyi iyi, Allah senden razı olsun. Sen adamını çok güzel halleriyle övdün; artık onun hakkında fazla bir şey söylemen de gerekmez, dedi.

Kadın çıkıp gittikten sonra, orada hazır bulunan sahibi Kaab b. Sura dedi ki:

- Ey müminlerin emiri, kadın utanıp asıl şikayetini sana söyleyemedi.

- Kadının ne şikayeti varmış ki?

- Kadın kocasından, kocalık vazifelerini yerine getirmiyor diye şikayette bulunuyor, fakat bunu açıkça söyleyemiyor.

Hz. Ömer kadını geri çağırdı. Kocasına da haber gönderip yanına getirtti. Sonra Kaab b. Sur’a:

- Bunlar arasında sen hakemlik et, diye teklif etti. Kaab:

- Sen buradayken ben nasıl hakemlik yapabilirim, dedi. Hz. Ömer:

- Benim anlayamadığım inceliği sen anladın. Bunun için onları dinleyip aralarında gereken hükmü vermek de senin hakkındır, dedi.

Bunun üzerine Kaab o adama dedi ki:

- Allah Teala erkeklere hitaben: “Sizin için helal ve hoş olan kadınlardan ikişer, üçer ve dörder olarak nikahlayın” (Nisa, 3) diye buyurduğuna göre, en çok üç gün peş peşe oruç tutabilirsin; dördüncü günü tutmaman gerekir. En çok da üç sabaha kadar ibadet edebilirsin; dördüncü gece eşinle beraber olmalısın. Hz. Ömer r.a. Kaab’ın bu ince anlayışını beğendi ve:

- Senin bu buluşun öteki buluşundan da güzelmiş, dedi. Bu isabetli hükmü çok beğenen halife onu Basra kadısı yaptı.

Kadıncağız şikayetinde: “Kocam geceleri hep ibadet eder, gündüzleri oruç tutar” deyince, maksadı fark etmeyen Hz. Ömer: “Kocanı bunlardan men mi edeyim?” demişti.

Kaynak: İbn Saad , et- Tabakatü’l - Kebîr , 9/91.

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık