2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 16.06.2018 10:20
  • Güncelleme Tarihi :

Bir ömür kulluk...

Dini hayatımızda çok önemli bir yeri olan, orucuyla, namazlarıyla, zekat ve sadakasıyla ibadet ve rahmet ayı Ramazan-ı Şerifi geride bıraktık. Bu mübarek ayda, gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, dini görevlerimizi yerine getirmeye, namazlarımızı kılmaya çalıştık. Bunun yanında fakirleri gözetmeye ve düşkünlere yardım elimizi uzatmaya gayret ettik.

Kur’an okuduk ve dinledik. Dinimizin güzelliklerini gönlümüze yerleştirmeye ve İslam’ın ruhuna uygun bir hayat yaşamaya çalıştık. Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin ve nefsanî arzularımıza gem vurarak, manevî bir zafer kazanmış bulunmaktayız.

Mü’min ibadetlerle, Allah’a karşı tam bir teslimiyet içinde, iyi bir kul, örnek bir insan olma imkanını elde eder. Ramazan ayı bu ibadet yoğunluğuyla, Müslüman’ın tüm kötülüklerden ve hatalı davranışlardan arınıp güzellikler ve iyiliklerle donatılmasına imkan tanıyan mübarek bir zaman dilimidir.

Ramazan ayında kazandığımız güzel hasletlerin ve yerine getirmeye çalıştığımız ibadetlerin Ramazandan sonra da devam ettirilmesi gerekir. Zira nafile de olsa ibadette esas olan devamlılıktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz “Allah’ın en çok sevdiği ibadet az da olsa devamlı olanıdır”[1] buyurmaktadır. Bu bakımdan bu ayda yerine getirmeye özen gösterdiğimiz ibadetlerimizi ve kazandığımız güzel hasletleri Ramazandan sonra da devam ettirmeye çalışmalıyız.

Ramazanda oruç sayesinde sabrı, paylaşmayı ve başkalarını da düşünmeyi öğrendik. Eş dost ve akrabalarımızla iftar sofralarında buluşarak birlik ve beraberlikle akrabalık bağlarını güçlendirdik. Kimsesizlere şefkat ve merhamet kanatlarımızı gerdik. Fakir ve muhtaç insanların ihtiyaçlarını gücümüz nispetinde karşılamaya çalıştık.

Camilerimiz cemaatle kılınan namazlarla ayrı bir canlılık kazandı. Kubbelerimizde, tekbirler, dualar ve Kur’an tilavetleri yankılandı. Fert ve toplum olarak elde ettiğimiz bu güzellik ve kazanımları, hayatımızın her anını kuşatacak şekilde devam ettirmeliyiz.

Zira kulluk, süreklilik, devamlılık ister. Kullukta kesinti, tatil, izin, ara verme, istirahat gibi dünyevi işlerde görülen kavramlar yoktur.

Öyle ki yüce Mevla Kur’an-ı Kerim’de, “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” buyurmaktadır. O halde her Müslüman düşen görev Allah’ın bu ayetine ve emrine uygun olarak ibadetleri dini görev ve sorumlulukları ramazandan sonra da sürdürmek, ibadet ve hayırları yılın tamamına yaymaktır.

Sorular ve Cevaplar

Şevval ayında tutulan oruç peş peşe tutulmak zorunda mı?

Ramazan ayından sonra şevval ayında altı gün oruç tutmak sünnettir. Hz. Peygamber, “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur” (Müslim, Sıyam: 204) buyurarak, bizleri Şevval ayında altı gün oruç tutmaya teşvik etmişlerdir.

Şevval ayında tutulan bu bu oruç peş peşe tutulabileceği gibi, ara verilerek de tutulabilir. Tutulan bu altı gün oruç vesilesi ile bütün yıl oruç ile geçirilmiş gibi kabul edilir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Ademoğlunun her ameli katlanır. Zira hayırlı ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah şöyle buyurmuştur: “Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükafatlandıracağım.”

İslam alimleri bu hadise dayanarak, Ramazan’da tutulan 30 gün orucu 10 ile çarpınca 300 eder. 6 gün de şevval orucunu 10 ile çarpınca 60 eder. Toplayınca 360 gün eder. (kameri ay hesabına göre yıl 360 gündür) şeklinde değerlendirmişlerdir.

Kişi zekatını malından ayırıp ramazandan sonra vermesi caiz mi?

Zekat vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur.

Yani zekat vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekatlarını vermeleri uygun olur.

Dinen bu böyle olmakla beraber ramazan ayında hayırlı ibadetlerin sevabı daha fazla olduğu için Müslümanlar zekat ödemeyi bu aya denk getirmektedirler.

Ramazan’da emekli olan kimse aldığı ikramiyenin zekatını verecek mi?

İkramiye miktarı dinen zenginlik ölçüsü sayılan nisab (80.18 gr. altın veya karşılığı para) miktarına ulaşmış ve üzerinden de bir yıl geçmiş ise zekat verilmesi gerekir.

Ancak emekliliğinin üzerinden bir yıl geçmemiş ise ya da aldığı ikramiye nisap miktarına ulaşmamış ise zekat vermek gerekmez.

Cennet veya cehennem hayatı bitecek mi?

İnsan için şüphesiz iki hayat söz konusudur. Birincisi dünya, ikincisi ahiret hayatıdır. Dünya hayatı ruhun bedene girmesi ile başlar. Ölümle noktalanır. Ahiret hayatı da iki aşamadan meydana gelir. Ölümle başlayıp dirilişe kadar süren kabir hayatı ve dirilişten sonra sonsuza kadar devam eden ebedi hayattır.

Yani dirilişten sonra insanlar hesabı verdikten sonra cennete veya cehenneme gidecekler ve burası onlar için artık sonsuz mekan olacaktır.

Nitekim Kur’an-ı Kerim ahiret hayatının sonsuz olduğunu çeşitli ayetlerle ifade etmiştir. Bu ayet de sadece onlardan bir tanesidir. “İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdeler. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızk verildiğinde, Bu daha önce bize verilen rızk diyecekler. Halbuki bu rızk onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar için ortada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Bakara 25)

Bayramda küs olan insanları barıştırmak için yalan söylemek caiz mi?

Yalan, İslam dinin yasakladığı büyük günahlardan birisidir. Yalanın şakası da ciddisi de yasak ve haramdır. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Şaka da olsa cidden de olsa söylenen yalan yalandır”

Başka hadislerinde ise şöyle buyurmaktadır:

“Şaka bile olsa yalan terk edilmedikçe olgun mümin olunmaz.”

“Kul şaka ile de olsa yalanı, doğru bile de olsa mücadele ve münakaşayı terk etmedikçe, tam inanmış bir mümin olamaz.”

“İnsanları güldürmek için yalan söyleyen kimselerin vay haline.”

Yine bir başka hadiste efendimiz şöyle buyururlar: “insanları güldürmek için yalan söyleyen kişiye yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun.”

Bu hadislerden hareketle şaka ile de olsa yalan söylemek caiz değildir. Yalan ancak şu üç yerde söylenebilir.

1- Karı kocanın arasını düzeltmek

2- Arası bozulan iki kişinin arasını düzeltmek için

3- Savaşta düşmanı mağlup edebilmek için.

Buna göre küs olan iki insanın arasını düzeltmek ve onları barıştırmak için yalan söylemekte bir sakınca yoktur. Ancak imkan varsa yalan söylemeden barıştırmak daha evladır.

Günün Ayeti

“Sadakalar (zekatlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Tevbe, 9/60.

GÜNÜN HADİSİ

Yarım bir hurmayı sadaka vermek suretiyle dahi olsa, cehennem ateşinden korununuz. Bunu da bulamasanız güzel bir söz söyleyin. (Müslim, Zekat 68)

GÜNÜN SÖZÜ

Dünün geçti, yarınında belli değil, öyleyse bugününü iyi değerlendir.”

Hz. Ali

GÜNÜN DUASI

Allah’ım şeker tadında bir bayram geçirmeyi bize, ailemize ve de ümmet-i islam’a nasip eyle.

BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?

Haramli Gayrihi Nedir?

Aslı haram olmayıp, sonradan hasıl olan bir sebepten dolayı haram olan şey demektir.

GÜNÜN NÜKTESİ

Hz. Ali’nin oğluna nasihati…

- “Oğlum, dörder maddeden ibaret şu iki tavsiyemi iyi belle, onlara riayet edersen, yapacağın hiçbir şey sana zarar vermez:

1- En büyük zenginlik, akıl.

2- En koyu fakirlik, ahmaklık.

3- En yaman yalnızlık, böbürlenmek.

4- En değerli zenginlik, güzel ahlaktır.

Diğer dört şey ise:

1- Ahmakla dostluktan sakın, çünkü o sana faydalı olmak isterken zarar verir.

2- Yalancıyla dost olma. Zira o, senden uzak duranı sana yaklaştırır, yakınını da senden uzaklaştırır.

3- Cimriyle de dostluk kurma, zira ihtiyaç duyduğun şeyi senden uzaklaştırır.

4- Facirle de dost olma, çünkü seni ucuza satıverir.”

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık