Kabir ziyareti için en faziletli gün hangisidir? Hanefi mezhebine göre kabir ziyaretini Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri yapmak faziletlidir. Ancak Cuma günü ziyaret etmek daha faziletlidir. Şafiî mezhebine göre ise, perşembe gününün ikindi vaktinden başlamak üzere cumartesi sabahına kadar ziyaret etmek diğer gün ve vakitlerden daha faziletlidir. Buna göre kabir ziyareti için en faziletli gün Perşembe günü ikindi vaktinden sonra ve Cuma günüdür. Ancak fazilet açısından en uygun bu vakit ve günler olmakla beraber diğer gün ve vakitlerde de ziyaret etmek mümkün ve caizdir. Ölmüşlerimizin ruhuna yaptığımız hayırların ölüye bir faydası olur mu? Yapılan ibadetlerin ve hayırların sevaplarını başkasına bağışlamak dinen caizdir. Kişi okuduğu Kur’an’ın, yaptığı hatmin, kıldığı namazın ve istediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir. İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Annesi babası öldükten sonra onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran kimseye peygamber, “Evet onlara rahmet dilemek, onlar için istiğfar etmek, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet edip ikramda bulunmak, akrabaları ile ilgilenip onlara karşı üzerine düşeni yapmaktır” buyurmuştur. Annesinin aniden öldüğünü, şayet konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet edeceğini zannettiğini, onun adına sadaka verirse sevabının kendisine ulaşıp ulaşmayacağını soran Sahabeye de, “Evet ulaşır. Onun namına sadaka ver” buyurmuşlardır. Buna göre, sevabı ölen kimsenin ruhuna bağışlanmak üzere ibadet yapılabileceği gibi, çeşitli vesilelerle dua da edilebilir. Ancak 7, 40 ve 52. gün duası gibi uygulamaların hiçbir dini dayanağı yoktur. Ayrıca kişi sevabı bağışlarken kendi sevabından bir şey kaybetmez. Her iki kişiye de aynı şekilde yazılır. İhlas olmadan yapılan ibadetlerin sevabı olur mu? İhlas, herhangi bir işi veya ibadeti, güzel bir niyetle, saf bir kalple yapmak ve o işe Allah’ın rızasından başka bir niyet karıştırmamak demektir. İslam inancına göre, yapılan işlerin ve ibadetlerin kıymeti ihlasa bağlıdır. Kişinin ihlası arttıkça amellerinde kıymet ve fazileti artar. Kur’an-ı Kerim’de ihlas ile ilgili bir çok ayet-i kerime mevcut olup ihlasın faziletine işaret etmektedir. “Ancak tövbe edenler, nefislerini ıslah edenler, Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerine Allah için candan bağlananlar müstesna” ayeti de bunlardan sadece bir tanesidir. Hazret-i Peygamber birçok hadisinde ihlasın önemine vurgu yapmaktadır; “Allah vücutlarınıza ve şekillerinize bakmaz. Fakat Allah, kalplerinize bakar.”, “Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey verilir. (Niyetine göre ecir ve sevap alır veya cezalanır.) Kimin hicreti Allah ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulüne olur.” Bu ayet ve hadislerden de anlaşıldığı gibi ihlas iş ve ibadetlere sevap kazandıran niyettir. Bu ihlas olmadan da yapılan ibadet ve işlerin sevabı olmaz. Günün Ayeti Sizin her yaptığınız iyiliği, muhakkak Allah bilir. Nisa 4/127. Günün Hadisi İman kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve organlar ile amel etmektir. İbn Mâce, “Sunne”, 9. Günün Sözü İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın. Sadi Şirazi Günün Duası Allah’ım hesabını veremeyeceğimiz hiçbir malı, makamı, sözü ve fiili bize nasip etme. Bunları biliyor muyuz? Nübüvvet Nedir? İnsanları Allah’ın beğendiği yola kavuşturmak, onlara doğru yolu göstermek için Allah tarafından seçilmiş kimselere verilen peygamberlik vazifesi demektir. Günün Nüktesi Daha üstün bir şeref var mıdır? Hz. Ömer bir gün Şam’a gitmek üzere ashabı kiramdan bir grup ile yola çıktı. Bir deveden başka bir şeyi yoktu. Kölesi Muğire ile nöbetleşe deveye biniyordu. Bir saat kadar kendisi biniyor, kölesi deveyi çekiyor, sonra bir saat kadar köle biniyor, Hz. Ömer deveyi çekiyordu. Allah’ın hikmeti, tam Şam’a yaklaştıklarında deveye binme sırası Muğire’ye gelmişti. Ashab-ı kiram, Hz. Ömer’e deveye kendisinin binmesinin uygun olacağını söylediler. Hz. Ömer de, ‘Nöbet Muğir’nindir. Benim deveye binme nöbetim geçti” buyurdu. Ashab-ı kiram, “Bugün Şam’a gireceğiz. Şehrin ileri gelenleri sizi atları üzerinde karşılayacaklar. Onların karşısında yaya olmanız münasip olmaz. Lütfedin de ricamızı kabul edin” dediler. Hz. Ömer bu sözden huzursuz olup, “Hala bu evhamdan kurtulamadınız mı? İslam dininin yüceliğini böyle mi anladınız? Bize İslam’ın şerefi yetmez mi? İslam’dan daha üstün ve şerefli bir şey var mıdır? Allah bu izzeti ve devleti bize ihsan eylemiştir. İslam tacını başımıza, Resulullah’ın şeriat hırkasını sırtımıza, kelime-i şahadeti dilimize, Kur’an-ı Kerim’i kalbimize koymuştur. İslam’ın kıymetini anlamışız. Halka at ile elbise ile gösteriş yapmanın ne kıymeti vardır. Yalnız Resul-i Ekrem’in ümmeti olmak şerefi size yetmez mi” diye cevap verdi.