2

Kadın kocasının adak kurbanının etinden yiyebilir mi?


  • Oluşturulma Tarihi : 23.12.2019 06:45
  • Güncelleme Tarihi :

Adak’ın kelime manası, herhangi bir şeyi yapmaya söz vermektir. Dini kavram olarak adak; Allah’ın rızasını kazanmak ve O’na tazimde bulunmak için, yapılması mecbur olmayan namaz, oruç ve kurban gibi farz ve vacip ibadet cinsinden bir şeyi yapmayı nezretmek suretiyle o ibadeti kişinin kendisine vacip kılmasıdır. Farz veya vacip ibadet cinsinden adanmış olan bir şeyi yerine getirmek vaciptir. Çünkü adak yapan kimse bu hususta Allah’a söz vermiş demektir. Bu gibi hükümlerin uygulanmasında ise, kadın ve erkek arasında fark yoktur. Ancak adanan adak kesildiği vakit bu adaktan bazı kimseler yiyemezler. Bunlardan birisi de karı kocadır. Şayet koca adak kurbanı kesecek olursa hanımı bu adağın etinden yiyemez. Aynı şekilde kadı adak kestiğinde bu adağın etinden kocası yiyemez.
Kadın kazancını kocasına vermek zorunda mı?
İslam’da mal hürriyeti vardır. Yani erkeğin kazandığı malı kendisine, kadının kazandığı mal kendinedir. İslam’a göre herkes kendi malının sahibi ve tasarruf yetkilisi olduğundan ne kocanın ne de bir başkasının kadının malını nereye, nasıl ve ne kadar harcaması gerektiği gibi konularda karışma hakkı yoktur. Kadın dilerse malı yer, dilerse dağıtır, dilerse kocasına veya bir başkasına verir. Kimse bu konuda onu zorlayamaz. Kocanın o mal üzerinde bir yetkisi yoktur. Nitekim Allah’u Teala bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır: “Müminler! Kendilerinden hoşlanmadığınız halde kadınlara mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Onlara verdiğinizden geri almak için baskı da yapmayın; ispatlanabilir bir fuhuş yapmış olurlarsa o başka. Onlarla marufa uygun geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız bakarsınız ki, siz bir şeyden hoşlanmıyorsunuz ama Allah onda birçok hayırlar yaratacak olabilir.” (Nisa 4/19) Dolayısıyla koca hanımının kazancına el koyamaz. Ama kadın kazandığını hayat müşterektir deyip çocuklarının eğitimi, evin geçimi ya da bir başka iş için dilerse kazancını kocasına verebilir.
Müslüman olmayan kimsenin evinde yemek yemenin bir sakıncası var mı? 
Gayr-i Müslim komşu veya tanıdığın evine gitmek, yemeğini yemek, gerektiğinde misafir kalmak günah değildir. Bilakis onlarla iyi münasebet kurup beşer, ilişkileri iyi tutmak daha evladır. Ancak, bu sırada onlardan kötü alışkanlık ve adet almamak, bilakis onlara İslami adet ve alışkanlıkların güzel örneğini vermek gereklidir. İslam ahlakında gayr-i Müslim komşu ve tanıdığın hastası ziyaret edilir, yolculuktan döndüğünde “hoş geldin” denilir, sevindirici yahut üzücü bir duruma uğrarsa gereği yapılabilir. Yeter ki, onlardan İslam dışı adet ve alışkanlık sıçramasın, bilakis onlara İslami adet ve örfler bizzat yaşamak suretiyle gösterilip numune teşkil edilsin. Şayet, Gayr-i Müslime yakınlıktan İslam’ı anlatıp, sevdirmek gibi bir netice umulursa dostluk sıklaştırılır, gönül ve kalplerinin İslam’a ısındırılmasına gayret gösterilir. Buna göre Müslüman olmayan kimsenin evinde yemek yemenin bir Sakıncası yoktur. Ancak bu kimse ehli kitap değilse kestiği eti yiyemeyiz. Bunun dışında ki bütün yiyeceklerden yememizde bir sakınca yoktur.
Günün Ayeti
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah’ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın. Fatır, 35/5
Günün Hadisi
Bir kimsenin, bir malda kusur olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden satması haramdır. Buhari, “Buyu’” 19
Günün Sözü
Seni iki şey anlatır: Hiç bir şeyin yokken gösterdiğin sabır, Her şeyin varken sergilediğin tavır. Hz. Mevlana
Günün Duası
Ya Rabbi! Fayda vermeyen ilimden, korkmayan kalpten, doymayan gözden, kabul olunmayan duadan sana sığınırız.
Bunları biliyor muyuz?
Hulefa-i Raşidin kimdir?
Peygamber Efendimizden sonra halifelik yapan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali olmak üzere dört halifedir.
Günün Nüktesi
Harun Reşit ile İhtiyar
Harun Reşit Veziri ile birlikte tebdili kıyafet dolaşırken bahçesinde hurma fidanları diken bir ihtiyar görür. Selam verir ve aralarında şu konuşma geçer: “Kolay gelsin, ne yapıyorsun böyle?” “Hurma fidanları dikiyorum.” “Peki, bu diktiğin hurma fidanları ne zamana kadar büyür ve meyve vermeye başlar?” “Kim bilir belki on, belki yirmi sene sonra yetişir ve meyve vermeye başlar.” “Peki, onların meyvelerini görebilecek misin?” “Bu yaşlı halimle belki göremem. Ama bizden öncekilerin diktikleri ağaçların meyvelerini biz yedik. Biz de bizden sonrakilerin istifadeleri için bu hurma fidanlarını dikiyoruz.” Bu cevap Harun Reşidin hoşuna gider ve bir kese altın verir. İhtiyar, Allaha hamdeder ve: “ Diktiğim ağaçlar hemen meyve verdi.” Bu söz üzerine Harun Reşid bir kese daha altın verir ve ihtiyar yine Allaha hamd eder ve: “Herkesin diktiği meyve ağaçları yılda bir defa mahsul verir, benim diktiğim fidan hem hemen meyve verdi hem de senede iki defa ürün vermeye başladı.”

Kadın kocasının adak kurbanının etinden yiyebilir mi?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık