Kurban kesmek için ne kadar mala sahip olmak gerek?

Doç. Dr. Zeki Uyanık

Kurban kesmekle mükellef olabilmek için borcun ve temel ihtiyaçların dışında artıcı olsun olmasın 85 gram altına ya da buna denk paraya veya mala sahip olmak gerekir.

Borcu düştükten sonra kişinin elinde 85 gram altının altında bir rakam kalırsa bu kimseye Hanefi mezhebine göre kurban kesmek vacip değildir.

Tatile çıkan kimsenin kurban kesmesi gerekir mi?  

     Bütün mezheplere göre yolcu olan kimse kurban kesmekle mükellef değildir. Ancak kurban kesmesi halinde sevabını kazanır. Sefer halinde iken kurban kesenler; bayram günleri içinde memleketlerine dönerlerse, yeniden kurban kesmeleri gerekmez.   

     Hanefi mezhebine göre sefer halinde iken kurbanı kesmeyip de bayram günlerinde memleketlerine dönenler kurban kesmeye güçleri varsa kurbanı kesmeleri vaciptir. Şafii mezhebine göre ise kurban kesmek sünnet olduğu için isteğe bağlıdır.  Kişi kurbanı ister keser ister kesmez.  

Kurban etinin bir parçası kesim ücreti olarak kasaba verilebilir mi?  

     Kurban etinin bir parçası kasaba kesim ücreti olarak verilemez. Çünkü verildiği taktirde, kurban ibadetini yerine getirmek için gerekli maddi külfetin bir kısmı bizzat ibadetin kendisi üzerinden karşılanmış olur.   

      Hz. Ali'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: 'Rasulullah, develer kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti ve onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı ve kasap ücretini biz kendimiz veririz' buyurdu. (Müslim, “Edahî”, 28).   

      Dolayısıyla kurban etinin bir parçası kesim ücreti olarak kasaba verilemez.  

Kısırlaştırılmış hayvanlar kurban edilebilir mi?

Çeşitli amaçlarla kısırlaştırılmış veya burularak hadım hale getirilmiş hayvanlar kurban olarak kesilebilir. Kurban açısından bu herhangi bir eksiklik oluşturmamaktadır.

Bulunduğu yerde kurbanını dağıtacak  fakir bulamayan kimse vekalet yoluyla başka yerde kestire bilir mi?

        Dinimize göre kurban, zekat, fıtır sadakası, keffaret gibi malî ibadetlerin ifasında başkasına vekalet vermek caizdir. Bundan dolayı kendisine kurban vacip olan bir kimse, kurbanını bizzat kendisi kesebileceği gibi, vekalet yoluyla memleketinde veya başka bir yerde de kestirebilir.

Teşrik Tekbirleri İlk Ne Zaman Söylendi?  

            Teşrîk tekbirlerinin başlangıcı Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'i kurban etme olayına kadar uzanır. Hz. İbrahim, gördüğü sahih rüya üzerine oğlunu Allah yolunda kurban etmeye karar verir.  

            Kurban hazırlıkları sırasında Cebrail gökten buna bedel olarak bir koç getirir. Dünya semasına ulaştığında yetişememe endişesi ile Cebrail; 'Allahu ekber Allahu ekber' diyerek tekbir getirir. İbrahim bu sesi işitince başını gökyüzüne çevirir ve onun bir koçla geldiğini görünce; 'Lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber' diye cevap verir. Bu tekbir ve tevhîd kelimelerini işiten ve kurban edilmeyi bekleyen İsmail de; 'Allahu ekber velillâhi'l-hamd' der. Böylece kıyamet gününe kadar sürecek büyük bir sünnet başlatılmış olur.  

Günün Ayeti

“Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.”

 (Saffat, 37/107.)

 

Günün Hadisi

Her hangi biriniz hayvan keseceği vakit bıçağını bilesin ve güzel keserek kestiği hayvanı rahatlatsın.

Buhârî, “Zebâih”, 15.

 

Günün Sözü 

Sevgiden daha yakın bir yakınlık yok, düşmanlıktan daha uzak bir uzaklık da yoktur. 

Molla camii 

 

Günün Duası 

Allah’ım baki ömrümüzü geçmiş ömrümüzden daha hayırlı ve huzurlu eyle 

 

Bunları biliyor muyuz?

Havz-ı Kevser nedir?

Ahiret yurdunda bulunan, Müslümanların cennete girmeden önce içecekleri ve Allah tarafından Peygamber efendimize verilmiş olan havuzun adıdır.

 

Günün Nüktesi 

Kur’an-ı Kerim’de kurban İbadeti... 

            İbrahim’in ilerleyen yaşına rağmen çocuğu olmamıştı. Bir gün Cebrail  yanına gelerek, Allah yolundaki bu infakından ve misafirperverliğinden dolayı kendisini övünce, Hz. İbrahim’de Cebrail’e, Allah için vermeyi ne kadar çok sevdiğinin derecesini anlatmak için şöyle demişti; Allah bu yaşıma rağmen bana bir çocuk vermedi, eğer Allah bana bir oğul verirse bu dünyadaki en değerli şeyim o olur. İşte ben o en değerli şeyim olan o oğlumu bile Allah yolunda hibe eder, kurban ederim. 

            Günün birinde Allah, Hz. İbrahim’e  Hz. İsmail‘i lütfetmişti, Hz. İsmail sekiz on yaşlarına gelince Hz. İbrahim bir gece rüyasında, “Ey İbrahim adağını yerine getir” diye kendisine nida edildiğini görür. Aynı rüyayı peş peşe üç gün gördükten sonra bunun ilahi bir emir olduğunu anlar ve Rabbinin emrini yapmaya karar verir. Kimseye bundan söz etmeden Hacer validemize, İsmail’e güzel elbiseler giydirip saçını taramasını söyler. 

            Hazır olunca da yaşlı baba biricik oğlunun elinden tutar ve Mina’ya doğru yola koyulur. Bu sırada şeytan Hz. İbrahim’in karşısına çıkarak onu vazgeçirmeye çalışır ama vazgeçiremez ve gözünün üzerine yediği taş kar kalır. Şeytan Hz. Hacer validemize giderek ona durumu anlatarak buna engel olmasını söylese de onu da ikna edemeyerek bir taş da  ondan yer.(Hacıların şeytan taşlamaları oradan gelmektedir) 

            Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile yolda giderlerken oğluna, onu Allah için kurban edeceğini söylemesi gerektiğini düşünür ve söyler:   

 “(Oğlu) yanında koşma çağına gelince : 'Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?' dedi. (Çocuk da): 'Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!' dedi.”  Saffat suresi 102 

            Hz. İsmail babasına: ‘Babacığım, senden bir isteğim var; benim ellerimi ve ayaklarımı bağla olur ki can havli ile sana güçlük çıkarabilirim. Babacığım, bir de benim gözlerimi bağla ve yere yüzü koyun yatır olur ki, yüzüme ve gözlerime bakınca şevkat duygun öne çıkarda bu işten vazgeçebilirsin’ der. 

“Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah'a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı).”  Saffat suresi 103 

            Hz. İbrahim bıçağı, oğlunun boğazına defalarca sürmesine rağmen bıçak bir türlü kesmez. Ateşe;“İbrahim’e serin ve zararsız ol” diyerek “İbrahim’i yakma” emrini veren Allah bıçağa da “İsmail’i kesme” emrini vermişti. 

“Ve ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! 

            Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.’ 

‘Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı.’ dedik. 

            Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Sonradan gelenler içinde kendisine iyi bir nam bıraktık. 

            Selam İbrahim'e! İşte iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.” (Saffat suresi 104…110)