Sayfa Yükleniyor...
Mezarlıkta bulunan yaş ot ve ağaçları, bakım amaçlı olmadıkça yolmak ve kesmek mekruhtur. Zira buradaki yaş bitkiler kendilerine has bir şekilde Allah’ı zikretmektedirler. Bu zikir sebebiyle orada yatan müminlere, Allah Teala’nın rahmet edip azaplarını hafifletmesi umulur. Nitekim Hz. Peygamber bir kabristanda bulunan iki kabir sahibinin azap içinde olduğunu anlamış, yanında bulunanlardan taze bir hurma dalı isteyerek, ikiye bölmüş ve her birini bir kabrin başına dikmiştir? “Ey Allah’ın Rasulü, niçin böyle yaptın” diye sorulunca, “Umulur ki bunlar yaş kaldıkları sürece (azapları) hafifler. Mezarlıktaki kuru ot ve ağaçlar kesilmediğinde veya toplanmadığında telef olacaksa koparmakta bir sakınca yoktur. Çünkü Allah, yeryüzündeki nimetlerini insanlar yararlansınlar diye yaratmıştır. Bu itibarla mezarlıktaki ağaçtaki meyveler koparılabilir. Meyveler telef olacağına kişi koparıp yiyebilir. Ancak bu meyveyi evine götürmesi ya da satıp parasını kendine alması uygun değildir.
Ticarette vade farkı koymak faize girer mi?
Bir malı peşin fiyatına satmak nasıl caiz ve makul ise veresiye fiyatına zamlı satmak da öyle caiz ve makuldür. Zira veresiye satışta malın karşılığı olan bedel bir kaç ay geciktirilmektedir. Diğer bir ifade ile uzatılmaktadır. Dolayısıyla vade uzayınca malı satanın bir zararı söz konusu olmaktadır. Bu zararını telafi etmek için malın fiyatını bir miktar yükseltmesinde dinen bir sakınca yoktur. Ama bunu yaparken iki tarafta peşin fiyata mı yoksa vadeli fiyata mı anlaştıklarını alış veriş esnasında söylemeleri ve bunun üzerinde anlaşmaları gerekir. Şayet böyle olmazsa o zaman bu alış- veriş geçersiz olur.
İmanın bazı şartlarına inanmamak caiz mi?
“İman tecezzi kabul etmez.” Yani, iman hakikatleri bir bütündür. İmanın altı esasından birine iman etmemek insanı dinden çıkarmaya yeter. Allah’a inanan bir mümin O’nun kitabı olan Kur’an’a da iman edecektir ki Rabbini hak bir itikat üzere bilebilsin. İnsan aklı ancak kendisini ve bu alemi bir yaratanın olduğunu bilebilir, ama onun sıfatlarını, fiillerini, isimlerini, emir ve yasaklarını, ebed yurdunu, cennetin yollarını, Allah bildirmedikçe bilemez. O halde Allah’a ve Kur’an’a imanın birbirinden ayrı düşünülmesi kabil değil. Kur’an’a inanan insan, Peygamberimizin risaletine ve vahiy meleği Cebrail’e de inanma durumundadır. Bu ise peygamberlere ve meleklere imanın ilk ve en büyük adımıdır. Kur’an’a ve peygambere inanan bir insan ise Kur’an’ın bildirdiği ve Allah Resulünün öğrettiği bütün hakikatlere inanır ve bütün ibadetlere sarılır. Onun için İman bir bütün olduğu için inanmış sayılmak için imanın bütün esaslarını kabul etmek ve iman etmek gerekir.
Günün Ayeti
Yaradılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Nazi’at, 79/27
Günün Hadisi
Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer. Tirmizi, “Rada”, 10.
Günün Sözü
Hayat yaşla değil, yaşamakla anlaşılır. Andre Gide
Günün Duası
Allah’ım bugün dünya ve ahiret hayatımıza yönelik güzel ve hayırlı ameller işlememizi nasip eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Berzah-ı Kübra Nedir?
Kabirden kalkıp, mahşer yerinde hesabın görülüp Cennet veya Cehenneme gidilinceye kadar geçen zaman.
Günün Nüktesi
Münker ve Nekirin Gelişi...
Ebu Hüreyre’den Hz. Peygamberin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Ölü defnedildiğinde, ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker diğerine de Nekir denir. Ölüye “Bu adam hakkında ne diyorsun?” diye sorarlar. O da hayatta iken söylemekte olduğu”O, Allah’ın kulu ve Resulüdür. Allah’tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederim” sözlerini söyler. Melekler “Biz de bunu söylediğini biliyorduk zaten” derler. Sonra kabri yetmiş çarpı yetmiş zira kadar genişletilir ve aydınlatılır. Sonra ona “Yat!” denir. “Aileme dönüp onlara haber versem mi?” diye sorar. Onlar da “Akrabalarından en çok sevdiği kimseden başkası kendisini uyandırmayan, güvenliğinin uyuması gibi uyu!” derler. Böylece, yatlığı yerden, Allah onu tekrar diriltinceye kadar uyur. Eğer münafık ise “İnsanların söylediklerini duyup aynısını söylerdim, bilmiyorum” der. Melekler de, “Böyle söylediğini zaten biliyorduk” derler. Sonra arza “Onu sıkıştır” denir. Arz onu sıkıştırır da kaburga kemikleri birbirine geçer. Allah onu yattığı bu yerden tekrar diriltinceye kadar kendisine azap edilir.