Sayfa Yükleniyor...
Yapılan ibadetlerin ve hayırların sevaplarını başkasına bağışlamak dinen caizdir. Kişi okuduğu Kur’an’ın, yaptığı hatmin, kıldığı namazın ve istediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir. İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Annesi babası öldükten sonra onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran kimseye peygamber, “Evet onlara rahmet dilemek, onlar için istiğfar etmek, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet edip ikramda bulunmak, akrabaları ile ilgilenip onlara karşı üzerine düşeni yapmaktır” buyurmuştur. Annesinin aniden öldüğünü, şayet konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet edeceğini zannettiğini, onun adına sadaka verirse sevabının kendisine ulaşıp ulaşmayacağını soran Sahabeye de, “Evet ulaşır. Onun namına sadaka ver” buyurmuşlardır. Buna göre, sevabı ölen kimsenin ruhuna bağışlanmak üzere ibadet yapılabileceği gibi, çeşitli vesilelerle dua da edilebilir. Ancak 7, 40 ve 52. gün duası gibi uygulamaların hiçbir dini dayanağı yoktur. Ayrıca kişi sevabı bağışlarken kendi sevabından bir şey kaybetmez. Her iki kişiye de aynı şekilde yazılır.
Zarara karışmaksızın sermaye kullandırmak caiz mi?
Bir tüccara çalıştırmak üzere verilecek sermaye, kara ve zarara ortak olarak verilebilir. Böyle bir durumda emek-sermaye ortaklığı meydana gelmiş olur. Tüccarın bu sermayesine karıştıracaksa, bütün sermaye içindeki oranını belirlemesi gerekir. Sermaye sahibi zarara katlanmaksızın, her ay bir milyar gibi maktu bir para veya anaparanın yüzdesi üzerinden bir gelir şart koşarsa, emek-sermaye ortaklığı fasit olur. Bu takdirde sermayenin bütün karı veya meydana gelecek zarar sermaye sahibine ait bulunur. İşletmesi durumundaki tüccar emsal işçilik ücreti almakla yetinir. Çünkü işletmesinin yalnız bir milyar kadar kar etmesi durumunda kendi emeği karşılıksız kalacağı için kar ortaklığı meydana gelmez. Buna göre böyle bir şartla bu ortaklık caiz değildir.
Çamur olmuş elbise ile kılınan namaz geçerli olur mu?
Namazın şartlarından birisi de necasetten temizlenmektir. Namaz kılacak kişinin elbisesinde, bedeninde ve namaz kılacağı yerde, kan, idrar, şarap, dışkı gibi namaza engel necasetler bulunmamalıdır. Tesettüre uymak ve temiz olmak şartı ile iş elbisesi ve pijama ile namaz kılınabilir. Bu itibarla, yağmurdan dolayı çamur olmuş veya tarlada, bağda çalışmaktan toz, toprak, çamur olmuş ya da işin cinsine göre iş elbisesinde oluşan madeni yağlar, pas ve benzeri kirler namazın sıhhatine engel değildir. Bu şekilde kılınan namaz da dinen geçerlidir. Ancak kişi, camiye veya mescide gidecekse temiz elbise giymesi Kur’an’ın emridir. Örf, adet ve medeniyet gereği olarak camiye veya cemaate giden kimsenin en güzel elbiselerini giymesi cemaate saygının bir gereğidir. Gerek evde, gerek diğer yerlerde tek başına da olsa namazların temiz ve güzel bir kıyafetle kılınması, şüphesiz daha iyidir.
Günün Ayeti
Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez. Bakara, 2/269.
Günün Hadisi
Bir şey içeceğiniz zaman besmele çekin; içtikten sonra da “elhamdülillah” deyin. (Tirmizi, “Eşribe”, 13.
Günün Sözü
Sabahtan kaybettiğin bir saatin bütün gün zararını çekersin. William Wately
Günün Duası
Allah’ım bugün haram yemeden evimize dönmeyi nasip eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Fetanet nedir?
Peygamberlerin zeki ve dikkatli olduklarını belirten bir sıfattır. Yüce Allah gönderdiği bütün Peygamberlerine üstün bir zeka, büyük bir dikkat ve olgunlaşmış bir akıl ihsan etmiştir.
Günün Nüktesi
Allah’ın Sevdiği ve Sevmediği İşler…
Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Allah yaptığınız üç şeyden razı olur, üç şeyden de hoşlanmaz. Sizin sadece kendisine ibadet edip, ona hiçbir şeyi ortak koşmamanızda ve Allah’ın ipine sımsıkı sarılıp ayrılığa düşmemenizden hoşlanır. Dedikodu yapmanızdan, çok soru sormanızdan ve lüzumsuz yerlere mallarınızı harcamanızdan da hoşlanmaz.” Müslim, “Akdiye”, 10.