Ölü doğan bebeğe defnetmeden isim koymak gerekir mi?


  • Oluşturulma Tarihi : 22.01.2026 09:46
  • Güncelleme Tarihi : 22.01.2026 09:46

Çocuk doğarken canlı doğmuşsa, yani bağırmış yahut hareket etmiş, canlı doğduğuna kanaat getirilmişse, bu çocuk cenaze işlemleri açısından tıpkı büyük insan gibi muamele görür. Canlı olarak doğduktan hemen sonra da vefat etse, ismi konulur, cenazesi yıkanır, bir beze sarılır, namazı kılınır ve sonra defnedilir. Yeter ki canlı doğduğuna kanaat getirilsin. Lakin doğan çocuk canlılık işareti göstermemişse, ağlamamış, aksırmamış, esnememiş, ölü olarak doğduğuna kanaat getirilmişse; yine bir isim verilir, yıkanır, beze sarılır, ama namazı kılınmadan defnedilir. Ölü olarak doğması, sadece namazdan mahrum bırakır, diğer hususlar aynen icra edilir. Bu durumdaki çocuklara böyle bir işlemin yapılması insanlığa gösterilen saygının bir ifadesidir. Öyle ki ölenin insan oluşu, onu böyle bir hizmete lâyık kılar. Çünkü insan küçük de olsa mükerrem, hürmete lâyık bir varlıktır.

Kum ya da toz bulaşmış elbise ile kılınan namaz geçerli olur mu?

Namazın şartlarından birisi de necasetten temizlenmektir. Namaz kılacak kişinin elbisesinde, bedeninde ve namaz kılacağı yerde, kan, idrar, şarap, dışkı... gibi namaza engel necasetler bulunmamalıdır. Tesettüre uymak ve temiz olmak şartı ile iş elbisesi ve pijama ile namaz kılınabilir. Bu itibarla, yağmurdan dolayı çamur olmuş veya tarlada, bağda çalışmaktan toz, toprak olmuş veya inşaattan dolayı ya da işin cinsine göre iş elbisesinde oluşan madeni yağlar, pas ve benzeri kirler namazın sıhhatine engel değildir. Bu şekilde kılınan namaz da dinen geçerlidir. Ancak kişi, camiye veya mescide gidecekse temiz elbise giymesi Kur’an’ın emridir. Örf, adet ve medeniyet gereği olarak camiye veya cemaate giden kimsenin en güzel elbiselerini giymesi cemaate saygının bir gereğidir. Gerek evde gerek diğer yerlerde tek başına da olsa namazların temiz ve güzel bir kıyafetle kılınması, şüphesiz daha iyidir.

İmama uyan kimse kendi hatası için sehiv secdesi yapar mı?

Cemaatten birinin imama uyarak kıldığı namazda kendi yaptığı sehivden yani hatadan dolayı ne kendisi ne de İmam için sehiv secdesi gerekmez. Çünkü cemaat burada imama tabidir. İmama tabi olunca hata da yapsa sehiv secdesi gerekmez.

Kılınan namazın önünden geçmek namaza zarar verir mi?

Namaz kılanın önünden geçmek namaza zarar vermez. Namaza zarar gelemediği için de namazı bozmaya gerek yoktur. Nitekim sevgili Peygamberimiz namaz kıldığı vakit bazen torunları Hasan ve Hüseyin önünden geçer boynuna sarılır, sırtına çıkardı ama hiçbir zaman Hz. Peygamber bundan dolayı namazını bozmamıştır. Durum bu olmakla beraber tabiî ki önünden kimsenin geçmemesi için namaz kılan kimse gerekli tedbirleri alması gerekir

Günün Ayeti

Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

Muhammed, 47/15.

Günün Hadisi

“Bize silah doğrultan bizden değildir.”

(Buharî, “Fiten”, 7)

Günün Sözü

Anlamayan insan yoktur. Yeter ki anladığı dili kullan.

Günün Duası

Allah’ım bugün bize kötü ve acı bir haber ulaştırma.

Bunları biliyor muyuz?

Ayan-ı Sabite Nedir?

Dış âlemde var olan eşyanın görünür hale gelmeden önce Allah’ın ilminde bilgi olarak mevcudiyeti, ortaya çıkan varlıkların Allah’ın ilmindeki gizli hakikatleri demektir.

Günün Nüktesi

Şükredenlerin Mükâfatı…

Hz. Peygamber buyurur ki:

“…Dindarlıkta kendinden üstün olana bakıp tâbî olmak, dünyalıkta ise kendinden aşağıda olana bakıp, Allah’ın kendisine verdiği üstünlüğe hamd etmek… Böyle yapanları Allah, şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de dindarlıkta kendinden aşağıda olana, dünyalıkta ise kendinden üstün olana bakar da elde edemediğine üzülürse, Allah onu şükredici ve sabredici olarak yazmaz.” (Tirmizî, “Kıyâmet”, 58.)

Ölü doğan bebeğe defnetmeden isim koymak gerekir mi?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık