Tıbbi anlamda çare kalmadığı durumlarda kişinin kendini tıbben öldürtmesi caiz mi?


  • Oluşturulma Tarihi : 30.08.2025 09:28
  • Güncelleme Tarihi : 30.08.2025 09:28

İyileşme ümidi büsbütün kaybolduğu doktorlar heyetinin kararı ile belirlenmiş olan hastanın daha fazla acı çekmesin diye kendisinin ya da akrabalarının isteği ile hayatına son verilmesi dinen uygun değildir. İster yeni doğmuş bir çocuk ister ileri yaşta bir yaşlı olsun, isterse ölüm döşeğinde olan hasta olsun, canları çıkıncaya kadar bunların tam bir yaşama hakları vardır. Böyle bir insanı öldürenle sağlıklı bir kişiyi öldüren arasında fark yoktur. Hayat sıkıntılarla doludur. Hayatından büsbütün ümit kesilmiş nice hastaların iyileşip aramızda yaşamaya devam ettiğini çoğu zaman görmekteyiz. Hastalık, darlık ve acı olaylar insanlar içindir. Bunlara karşı sabretmek ve ümidi yitirmemek gerekir. Ayette şöyle buyrulmuştur: “Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 2/153)

Tövbe kul hakkını affettirir mi?

İslam dini, inanç, ibadet ve muamelat olmak üzere üç kısımdan oluşur. İnanç kısmını inkar etmek yani imanının altı esasından birini Allah’ı, Peygamberi… inkar etmek küfürdür dinden çıkmadır. Diğer konularda haddi aşmak ise günahtır. İçki içmek, namaz kılmamak, yalan söylemek… gibi.
Kişi kafir olmadıkça günah işlemekle dinden çıkmaz. Küfür dışında günah işleyen kişi ne kafir ne de münafık olur, imandan çıkmaz. Ama günahkar olur. İşlediği günahın büyüğüne göre de asi olur. Bu anlamda ibadet ve muamelat kısmında işlenen günah insanı kafir yapmaz günah işlendiğinde tövbe etmek gerekir. Tövbe edildiğinde de günahın işlenmemiş gibi affedileceğine inanırız. Çünkü Allah, Kur’an-ı Kerim’de günah işleyenleri “Ey iman edenler, samimi bir tövbe ile Allah’a dönün” (Tahrim, 66/8) hitabı ile tövbeye ve halis bir pişmanlığa çağırmaktadır. İmanlı olmak kaydı ile işlenen günah tövbe edilmekle silinir ama dinden çıkmayı gerektiren bir fiil işlenmişse yani Allah, Peygamber, Ahiret, Kader… inkar edilmişse bunun tövbesi öncelikle tekrar imana ve İslam dönmek için iki şahadeti getirmektir. Ondan sonra tövbe ve istiğfar etmektir. Var olan kul hakkını affettirmek için ise tövbe etmek yetmez. Çünkü tövbe etmekle kişi kul hakkının sorumluluğundan kurtulamaz. Bunun için de hak sahibinin hakkını ödemek ve helalleşmek gerekir. Kullar birbirini affettikten sonra yapılan tövbe kabul edilir. Allah da bu tövbeyi kabul eder ve kulunu affeder.

Gazete kâğıdının üzerinde namaz kılmak caiz mi?

Temiz olan her yerde namaz kılınır. Hz. Peygamber bu hususta şöyle buyurmaktadır. “Yeryüzü bana mescit kılındı.” Dolayısıyla namaz kılarken illaki seccadenin üzerinde namaz kılmak zorunda değiliz. Dağda, bayırda, çimende, temiz toprakta ya da evde temiz bir halının üzerinde… Namaz kılmada hiçbir sakınca yoktur. Aynı şekilde temiz olan gazetenin de üzerinde namaz kılmak caizdir. Yeter ki namaz kılınan mekan temiz olsun, üzerinde bir pislik, necaset olmasın. Durum bu olmakla beraber seccadenin üzerinde namaz kılmak daha iyi ve güzeldir. Hele evdeysek seccadenin üzerinde kılmamız daha doğru olur.

Günün Ayeti

Ahiret gününde size verilen nimetlerden muhakkak ki hesaba çekileceksiniz.
Tekâsur, 102/8.

Günün Hadisi

Bir kavim, ölçü ve tartıda hile yaparak miktarı azaltırsa Allah ondan rızkı keser.”
Muvatta, “Cihad”, 26.

Günün Sözü

İyi bir insan öldüğünde ona ağlamayın. Asıl onu kaybeden topluma ağlayın
Farabi

Günün Duası

Allah’ım bugün malımıza, evimize ve de ömrümüze bereket ver.
Bunları biliyor muyuz?
Şeyhu’l-İslâm Nedir?
Osmanlı İmparatorluğunda fetva işlerine bakan, protokolde padişah ve başbakandan sonra gelen en büyük görevliye verilen unvandır.
Günün Nüktesi
Allah’tan Kork ve Sabret…
Enes bin Mâlik’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber, çocuğunun mezarı başında (bağıra-çağıra) ağlayan bir kadının yanından geçti.
Ona:
“-Allah’tan kork ve sabret!” buyurdu.
Kadın:
“-Çek git başımdan; zira benim başıma gelen felâket, senin başına gelmemiştir” dedi.
Kadın, Hz. Peygamber’i tanıyamamıştı. Kendisine, onun Peygamber olduğunu söylediler. Bunu duyar duymaz Hz. Peygamber’in kapısına koştu.
Özür beyan etmek üzere Hz. Peygamber’e:
“-Sizi tanıyamadım.” dedi. 
Hz. Peygamber de:
“-Sabır dediğin, felâketle karşılaştığın ilk anda dayanmaktır.” buyurdu.
(Buhârî, Cenâiz 32)

 

Tıbbi anlamda çare kalmadığı durumlarda kişinin kendini tıbben öldürtmesi caiz mi?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık