İyiliğin “Üç Ayları”

Mekkiye Uludağ

İzmir’de Dayanışmanın Kalbi Attı

İzmir, sadece bir etkinliğe değil; sivil toplumun, dayanışmanın ve samimiyetin en güzel buluşmalarından birine sahne oldu. Yeşilay derneğimizin bağımlılıkla mücadele kapsamında düzenlediği büyük organizasyon için sahadaydık. Biz de Türk Kızılay İzmir İl Başkanlığı olarak; sıcak çorba, simit, kek, meyve suyu ve soğuk sandviçlerimizle oradaydık. Amacımız sadece ikramda bulunmak değil, sahada ter döken, mücadele eden her yüreğe bir nebze de olsa sıcaklık katabilmekti. Nitekim öyle de oldu; heybemize yine harika anılar, gülen yüzler ekledik.

Ufkumuzu Açan Bir Tespit

Ancak dünün bende bıraktığı en özel iz, çok kıymetli bir konuğumuzla yaptığımız o derin sohbet oldu: Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanımız Sayın Lokman Ayva. Kendisi biliyorsunuz, Türkiye’nin ilk görme engelli milletvekili. Ama ondan da öte, vizyonuyla ve sözleriyle her zaman ufkumuzu açan bir rehber. Sohbet esnasında Lokman Başkan çok naif, bir o kadar da zekice bir tespitte bulundu: “Herkes manevi hayatımızdaki o mübarek üç ayları bilir. Bizler de sivil toplum kuruluşu nezdinde, adeta bu toplumun hizmet aylarına, o güzel ‘üç aylara’ hizmet veriyor ve onları tanıtıyoruz.” dedi.

1997’den Bugüne Uzanan Bir İyilik Yolculuğu

Bu sözler beni yıllar öncesine, sivil toplumla tanıştığım ilk güne götürdü:

1997 | Türkiye Beyazay Derneği: Benim STK yolculuğum bu çatı altında başladı. O günden beri İzmir’de Yönetim Kurulu Üyesi olarak gururla hizmet vermeye devam ediyorum.

2018 | Türk Kızılay: Kızılay İzmir İl Başkanımız, kıymetli kardeşim Kerem Baykalmış ile yollarımız kesişti. Merhametin ve dayanışmanın en güzel örneklerini sergilemek için gece gündüz demeden çalıştık.

2018 | Yeşilay: Yine aynı yıl, Ümit Ülkü kardeşimizle birlikte Yeşilay ile buluştuk, omuz omuza çok güzel projeler ürettik.

Ve O Muazzam Slogan...

İşte tam bu noktada, Lokman Başkan’ın o güzel benzetmesi zihnimde ve kalbimde bir slogana dönüştü:

”Beyazay, Kızılay ve Yeşilay...

İşte sivil toplumun mübarek üç ayları!

Bu üç değer bir araya geldiğinde, bu toplum için hizmet vermeye, engelleri aşmaya hiçbir engel yok!”

Beyazay ile engelleri zihnimizde ve sosyal hayatta aşarken, Kızılay ile merhamet olup ihtiyaç sahiplerine koşuyor, Yeşilay ile geleceğimiz olan gençleri bağımlılıklardan koruyup sağlıklı yarınlar inşa ediyoruz. Birbirini dışlayan değil, aksine birbirini sarıp sarmalayan, tamamlayan bir iyilik zinciri bu.

İzmir’de sahada gördüğüm o muazzam enerji, sivil toplum kuruluşlarının rekabet için değil, refah ve iyilik için nasıl tek bir yürek olabileceğini bir kez daha kanıtladı. Bu topraklarda yardımlaşma ruhu diri kaldıkça; Beyazay’ın ak sütü gibi helal niyetler, Kızılay’ın hilali gibi kapsayıcı merhamet ve Yeşilay’ın yaprağı gibi sağlıklı yarınlar hep bizimle olacak. Emeği geçen, sahada ter döken, çorbamızı karıştırıp sandviçimizi bölüşen tüm yol arkadaşlarıma şükranla...

İyi ki varsınız!

Emeğinize, yüreğinize sağlık. İzmir’deki bu güzel sinerjinin tüm Türkiye’ye örnek olması dileğiyle!