Sayfa Yükleniyor...
Suriyedeki savaşta en ağır bedeli mülteci kadınlar ve çocuklar ödüyor. Kadınlar, göç sırasında ve sonrasında şiddet ve fuhuş gibi olaylarken yaşarken, 400 bin okul çağındaki çocuk ise okula gidemiyor
E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER
Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof.Dr. Cem Terzi, mülteci çocuk ve kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Mülteci kadınlara yönelik şiddetin ciddi boyutlara ulaştığını, erken evliliğe zorlandıklarını ve suç örgütleri aracılığıyla fuhuşa zorlandıklarını belirtti. Yaşanan sorunları rakamsal verilerle paylaşan Terzi, Türkiyede 400 bin okul çağındaki çocuğun eğitim alamadığını söyleyerek çocuk işçiliği oranının ciddi boyutlara ulaştığını ifade etti.
SAVAŞ MAĞDURU KADINLAR VE ÇOCUKLAR
Suriyeli mültecilerin yüzde 47sini kadınların ve yüzde 45ini ise çocukların oluşturduğunu ifade eden Terzi, kadınların yaşadığı sorunlara değinerek, Yaklaşık 400 bin çocuk 0-4 yaş grubundadır ve bunların büyük bir kısmı Türkiyede doğmuş durumdadır. Suriyeli mültecilerin büyük bir kısmı genç nüfustur; 65 yaş ve üstü sadece yüzde 2dir. Öte yandan toplam Suriyeli nüfusun yüzde 40ını oluşturan 0-14 yaş grubu ve 65 yaş üstü grup, 15-64 yaş grubunu oluşturan yüzde 60a bağımlı durumdadır. Kadın ve çocuk mülteciler çok özel sorunlar yaşamaktadırlar. Kadınlara yönelik şiddet kaygı uyandırmaktadır. Kadınların göç sırasında ve sonrasında cinsel şiddete maruz kaldıkları bildirilmiştir. Suriyeli kız çocukları erken evliliğe ve Suriyeli kadınlar 2inci ya da 3üncü eş olarak yasa dışı evliliklere yönlendirilmekte, suç örgütleri aracılığı ile fuhuşa zorlanmaktadırlar. Suriyeli kadınların sosyal yaşama entegrasyonu ve çalışma yaşamına dahil olmalarında pek çok engel mevcuttur dedi.
400 BİNİ OKULA GİDEMİYOR
Suriyeli çocukların savaş, göç ve hayatta kalma mücadelesinde kaybedilen bir nesil olduğunu vurgulayan Terzi, şunları söyledi: 400 bin Suriyeli okul çağındaki çocuk okula gidememektedir. Okula başlayan Suriyeli çocukların ise ayrımcılık ve yoksulluk gibi nedenler ile okulu bırakma oranları yüksektir. Çocuk işçilik oranı ciddi biçimde artmış durumdadır. Hükümet 2016-2017 eğitim yılının sonuna kadar ülkedeki bütün Suriyeli çocukları okula kaydettirmeyi taahhüt etmiş, ancak bunu gerçekleştirememiştir. Eğitimden yoksun kalmak, çocuk isçiliği, çocuk dilenciler ve erken evlilik gibi yeni sorunlar doğurmaktadır. Türkiyede eğitim alabilen Suriyeli çocuklar ya geçici eğitim merkezlerine ya da MEB okullarına gitmektedirler. Sınıflar kalabalık, öğretmen sayısı yetersiz ve eğitimin niteliği düşüktür. Suriyelilere hizmet veren geçici eğitim merkezlerinde eğitim dili Arapçadır ve Suriyeli öğretmenler tarafından MEB onaylı bir Suriye müfredatı uygulanmaktadır. Ancak, bu merkezlerin imkanları çok kısıtlı, nitelikleri çok düşüktür; bir kısmı günde sadece 1-2 saat eğitim vermektedir. Bu olumsuzluklara rağmen Suriyeli ailelerin geçici eğitim merkezlerini tercih etmelerinin nedeni mecburiyettir. Ailelerin çocuklarını geçici eğitim merkezlerine göndermesinin veya hiç okula hiç göndermemelerinin nedeni yoksulluktur.
EN BÜYÜK SORUN DİL
Geçici eğitim merkezlerinde eğitim süresi kısa olduğu için çocukların diğer zamanlarda kaçak işçi olarak çalıştığını kaydeden Terzi, Orta ve lise sınıflarında okuldan ayrılma oranının artmasının nedeni de çocukların ailelerini geçindirmek için çalışmak zorunda kalmalarıdır. Okul çağındaki birçok Suriyeli çocuk kaçak işçiler olarak inşaatlarda, imalat ve tekstil sektörlerinde, tarlalarda çalışmakta ya da sokaklarda dilencilik yapmaktadırlar. Devlet okullarındaki Suriyeli çocuk sayısı sadece 125 bindir. Bu okullarda dil en büyük engellerden biridir. Zaten kalabalık olan sınıflara şimdi mülteci çocuklar eklenmiş ve eğitim ortamları daha olumsuz hale gelmiştir. Türkiye ve Suriye eğitim müfredatlarının çok farklı olması da çocukların okullara kayıt edilmesinde güçlük oluşturmaktadır. Geçici eğitim merkezleri paralel bir eğitim sistemi oluşturarak Suriyeli çocuklar ile Türkiyeli çocukların kaynaşmasını engellemektedir. Türkiyenin eğitim sisteminde hali hazırda var olan kapasite ve alt yapı eksikliğinin üzerine şimdi de mülteci çocukların eklenmesi, devletin eğitim alanına ciddi kamucu müdahalelerde bulunma zorunluluğunu doğurmuş durumdadır. Öte yandan Türk milli eğitim sisteminde Suriyeli çocukların ana dilde eğitim hakkının, ana dillerini öğrenme ve yazma becerilerinin nasıl sağlanacağı henüz belli değildir. Çocuklara seçmeli ve müfredat dışı ders olarak Arapça öğretmek yeterli olmayacaktır şeklinde konuştu.
EĞİTİM HİBESİ ÇALIŞMASI
Çocuklarını okula göndermeye teşvik üzere ailelere eğitim hibesi adı altında şartlı ek bir nakit destek çalışmaları yapıldığını söyleyen Terzi, Okula devam eden her çocuk için aylık 35-60 TL ve her dönem için tek seferlik ek 100 TL yardım planlanmıştır. Ancak, bu uygulama henüz çok sınırlıdır ve mültecilerin bilgisi yoktur. Öte yandan Suriyeli aileler çocuklarını okula kaydettirmede büyük zorluklar yaşıyorlar. Okul kaydı için gerekli olan muhtarlık kaydını pek çok mülteci kira kontratı olmadığı için çıkaramıyor. Kira kontratı yapılamamasının bir nedeni bu evlerin kiralanabilecek resmi nitelikleri olmayan ahır, kömürlük, çıkma kat, yıkılmak üzere metruk binalar gibi yerler olması, diğer bir nedeni de ev sahiplerinin çeşitli nedenlerle kira kontratı yapmaya yanaşmamalarıdır açıklamasında bulundu.
Haber Merkezi