Buzağı ölümleri için açıklama

TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de buzağı ölümlerinin 7’de 1 düzeyinde olduğunu, gelişmiş ülkelerde bu rakamın daha düşük seviyelerde gerçekleştiğini belirtti


  • Oluşturulma Tarihi : 09.02.2017 07:26
  • Güncelleme Tarihi : 09.02.2017 07:26
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Buzağı ölümleri için açıklama

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, buzağı ölümlerinin ekonomik boyutuna ilişkin bir açıklamada bulundu.

Köy bazlı buzağı bakım evlerinin ekonomiye milyarlarca lira kazandırabileceğini bildirerek, “Her yıl doğan 3,4 milyon buzağının daha 1 yaşına gelmeden 450-480 bininin ölümünün potansiyel maliyeti 3,9 milyar liraya ulaşıyor. Şunu unutmayalım, bu kadar buzağıyı yaşatamadığımız için zamanla ekonomiye kazandıracağımız, 1,6 milyar liralık eti, 1,7 milyar liralık damızlık düveyi, 600 milyon liralık da sütü kaybediyoruz” ifadelerini kullandı.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, gelişmiş ülkelerde buzağı ölümleri son derece sınırlı düzeyde yüzde 5’in altında gerçekleştiğini, buzağı ölümlerinin önlenmesinin ekonomiye 3,9 milyar lira, yarı yarıya azaltılmasının 2 milyar liraya yakın bir kaynak kazandıracağını belirtti. İç piyasada kırmızı et fiyatlarının aşırı yükselmesiyle birlikte de 2010 yılında ithalatın başladığını bildiren Bayraktar, 2010 yılından 2016 yılı sonuna kadar 1 milyon 148 bin baş besilik dana ithalatı için 1 milyar 216 milyon dolar, aynı dönemde 309 bin damızlık düve ithalatı için 984 milyon dolar döviz ödendiğini kaydetti. Ödenen toplam döviz miktarının 2,2 milyar doları geçtiğini vurgulayan Bayraktar, sadece 2016 yılında 381 bine yakın besilik dana ithalatına 360,1 milyon dolar, 58 bini aşkın damızlık düve ithalatına ise 154,9 milyon dolar, toplamda 515 milyon dolar döviz ödendiğini bildirdi. Bayraktar, kaybedilen buzağı ve dana sayısının 2016 yılında ithal edilen besilik dana ve damızlık düve sayısını hesaba göre değişmekle birlikte 11 bin ile 41 bin arasında aştığına değindi.

BUZAĞI ÖLÜMLERİ EN ÇOK İLK 28 GÜNDE

Buzağılarda enfeksiyöz (bakteriyel, viral, paraziter, mikotik) ve nonenfeksiyöz (beslenme ve metabolizma bozuklukları, vitamin, mineral madde, iz element yetersizlikleri, konjenital anomaliler) hastalıklara ve buna bağlı ölümlere sık olarak rastlandığına dikkati çeken Bayraktar, “Doğumdan sonra, 0-28 günü kapsayan neonatal dönemin (yenidoğan) buzağı kayıplarının en fazla olduğu süreçtir. Bu dönemde çoğunlukla ishaller, 28’nci gün ile 6 aylığa kadar olan dönemde ise solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ölümler gerçekleşiyor” dedi.

Türkiye’de buzağı ölümlerinin 7’de 1 düzeyinde olduğunu, gelişmiş ülkelerde bu rakamın daha düşük seviyelerde gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, buzağı ölümlerinin genelde yetersiz bakım şartları, bilgisizlik ve ihmal neticesinde gerçekleştiğini, gerekli önlemler alınarak ölümlerin minimum düzeye indirilebileceğini, bu yolla hayvan ithalatının önlenebileceğini belirtti.

YAPILMASI GEREKENLER

Bayraktar, buzağı ölümlerinin en aza indirilmesi için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

“Yeni doğan buzağının içinde bulunduğu çevrenin hijyeni, ısısı, nemi, ayrı bir yerde tutulması ve özellikle altlıklarının temiz ve bakımlı olması, yeterli ve kaliteli ağız sütüyle beslenmesi, hayvanın bağışıklık sistemi ve hastalıklara karşı korunmasında etkili faktörlerdir. Ayrıca ineğin doğumdan önceki 3 aylık dönemde yeterli enerji ve protein alarak beslenmesi, gebe hayvanın aşılarının yapılması, buzağılarda antiserum uygulaması de buzağı ölümlerini ciddi oranda azaltıyor. Çiftçilere bakım ve besleme konusunda verilecek eğitimlerle birlikte işletmelerin yapısını iyileştirmeye ve özel buzağı bakım kulübeleri kurmaya yönelik destekler teşvik edilmeli ve artırılmalıdır.”

ÇÖZÜM: KÖY BAZLI BUZAĞI BAKIM EVLERİ

Bayraktar buzağıların köy bazlı belli bir merkezlerde toplanıp bir süre büyütüldükten sonra işletme sahibine tekrar geri verilmesi sisteminin, bu sorunu aşmada etkili bir çözüm olarak düşünülebileceğini vurguladı. (İHA)

Haber Merkezi