İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan 262 sayfalık ek iddianame, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y., Narlıdere Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri İ.K., olay yeri inceleme ve suç inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T.'nin de bulunduğu 26 sanık hakkında çeşitli suçlamalar yöneltildi. 25'i tutuklu 26 sanık hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “yalan tanıklık” suçlarından 6 ay ile 7,5 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezası istendi.
Soruşturma yeniden değerlendirildi
İddianamede, hukuk devletinde olayların yalnızca zamanın geçmesine bırakılmaması gerektiği belirtilerek, adalet arayışının toplum hafızasında devam ettiği sürece devletin gerçeği araştırma yükümlülüğünün de sürdüğü ifade edildi. Bu kapsamda, 2018 yılında meydana gelen ve aradan geçen yıllara rağmen kamuoyunda çeşitli soruların yanıtının arandığı Büyükışık'ın ölümüne ilişkin soruşturma dosyasındaki bilgi ve delillerin yeniden değerlendirildiği kaydedildi. İncelemeler sonucunda bazı delillerin gizlenmiş, değiştirilmiş veya soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini engelleyecek biçimde işleme tabi tutulmuş olabileceğine ilişkin somut delillere ulaşıldığı belirtildi.
“Demir çubukla öldürülmüş olabileceği” değerlendirmesi
İddianamede, Büyükışık'ın 13 Mayıs 2018'de Narlıdere'deki Bulut Orman Evleri inşaat alanında, 7 katlı apartman bloğunun önünde ölü bulunduğu hatırlatıldı.
İddianamede olayın ölüm mekanizmasına ilişkin şu ifadeler yer aldı:
"Dorukhan Büyükışık'ın sırt bölgesine sert ve etkili bir şekilde demir çubuk ile vurularak darbedilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği kanaatine varılarak, tüm şüpheliler hakkında 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' ile 'yalan tanıklık' suçlarından 21 Mayıs'ta İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirilerek 26 şüphelinin tamamı hakkında tutuklamaya ilişkin koruma tedbiri uygulanmıştır. Bu soruşturmanın konusu, ölümün oluş biçimi hakkında varsayımsal bir kabul kurmak değil, ölümün maddi gerçeğini ortaya çıkarabilecek delillerin olayın ilk saatlerinden itibaren nasıl toplandığını, kimlerin fiili hakimiyetinde bulunduğunu, hangi delillerin zamanında incelendiğini, hangilerinin eksik veya geç aktarıldığını ve bu süreçlerde şüphelilerin somut eylemlerinin bulunup bulunmadığını ortaya koymaktır. Dosyada yer alan 30 Temmuz 2018 tarihli otopsi raporunda ölümün, genel beden travmasına bağlı çok sayıda kosta (kaburga) kırığı ile iç organ yaralanmalarına bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği belirtilmiş, travmatik bulguların oluşum mekanizmasının adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle iddianame, yüksekten düşme ihtimalini bilimsel olarak dışlayan bir ön kabul üzerine değil, ölüm mekanizmasının aydınlatılması için gerekli delillerin akıbeti üzerine kurulmuştur."
Dosya kapsamında yürütülen çalışmalar sonucunda elde edilen yeni bilgi ve bulguların, Büyükışık'ın ölümünün yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği yönündeki değerlendirmelerin yanı sıra darbedilerek öldürülmüş olabileceği iddiasını da desteklediği belirtildi.
“Çok sayıda aksaklık ve müdahale bulunduğu anlaşılmıştır”
İddianamede, olay tarihinde Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yapan İ.Y'nin adli bir görevlendirmesi olmamasına rağmen olayın ilk anlarından itibaren kolluk faaliyetlerinin sevk ve idaresine dahil olduğu ileri sürüldü.
İ.Y'nin ayrıca şirket yöneticileriyle yoğun iletişim kurduğu ve delillerin toplanması sürecinde etkili olduğu iddia edildi. İddianamede, 13 Şubat'taki duruşmada tanık sıfatıyla verdiği ifadelerin de gerçeğe aykırı olduğu öne sürüldü.
Dosyada yer alan değerlendirmede şu ifadeler kullanıldı:
"Dosya kapsamındaki müşteki beyanları ve şüpheli ifadeleri, tanık anlatımları, olay yeri inceleme ve ölü muayene kayıtları, adli tıp raporları, kriminal incelemeler, kamera görüntüleri, HTS ve baz kayıtları, dijital materyaller ve diğer soruşturma evrakları birlikte değerlendirildiğinde, soruşturmanın ilk aşamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli delillerin toplanması, korunması, muhafazası ve adli makamlara aktarılması süreçlerinde birbirinden bağımsız görülemeyecek çok sayıda aksaklık ve müdahale bulunduğu anlaşılmıştır.
Olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmemesi, maktule ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında ve eksiksiz biçimde incelenmemesi, zamana duyarlı biyolojik örneklerin yaklaşık 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesi ve bu nedenle genetik incelemeye cevap vermemesi, olay yeri fotoğraf ve videolarının uzun süre soruşturma dosyasına intikal ettirilmemesi, şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmemesi, sonradan dosyaya giren görüntünün kaynak bilgilerinin silinmiş olması ve görüntü üzerinde oynama bulunduğuna ilişkin teknik tespitler, maktule ait cep telefonu ve araç anahtarının konum ve izlerine ilişkin farklılıklar birlikte değerlendirildiğinde delil muhafaza zincirinin ciddi biçimde zedelendiğine ve delil zincirinin birden çok kritik noktada kesintiye uğratıldığı anlaşılmıştır.",
Ek iddianame mevcut davayla birleştirildi,
İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi, ek iddianameyi kabul ederek dosyanın, Büyükışık'ın ölümüyle ilgili daha önce açılan dava ile birleştirilmesine karar verdi.,
Böylece 5 şantiye çalışanı ile 8 polisin “görevi kötüye kullanma” ve “kasten öldürme” suçlamaları kapsamında yargılandığı 13 sanıklı dava ile yeni dosya birleştirildi.
Olayın geçmişi
Dorukhan Büyükışık'ın cansız bedeni, 13 Mayıs 2018'de İzmir'in Narlıdere ilçesindeki bir inşaat şantiyesinde bulunmuştu. İlk soruşturma sürecinde olayın intihar olduğu değerlendirilmişti.
Ailenin şikayeti üzerine olay yerine giden polisler hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla iddianame hazırlanarak İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
Şantiye sahasında görev yapan bekçiler H.K, H.A ve T.Ç. ile inşaat çalışanı B.Ç. ve yakın şantiye sahasında bekçilik yapan A.G. hakkında ise “kasten öldürme” suçlamasıyla müebbet hapis cezası istemiyle iddianame düzenlenmişti.
“Görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla 8 polisin yargılandığı İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava ile 5 inşaat çalışanının İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı dava, 10 Ekim 2025'te birleştirilmişti.
İzmir Cumhuriyet Başsavcısının başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibi, dosyayı yeniden incelemeye aldı. “Kasten öldürme”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “yalan tanıklık” suçları kapsamında 26 şüpheli hakkında 21 Mayıs'ta gözaltı kararı çıkarıldı.
Aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y. ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. (69) ve oğlu M.T.T'nin (43) de bulunduğu 26 şüpheli tutuklandı. Şüphelilerden biri daha sonra tahliye edildi.


0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın