Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü, “Dünya Sigara Bırakma Günü” kapsamında yürütülen Bilim İletişimi Etkinlikleri çerçevesinde “Tütün Bağımlılığı” konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Enstitünün Eğitim Salonu’nda düzenlenen programa akademik personelin yanı sıra idari çalışanlar ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Etkinlikte konuşan Enstitü Müdürü Görkem Yararbaş, tütün bağımlılığının hem birey sağlığı hem de toplum üzerindeki etkilerini bilimsel bulgular ışığında ele alarak katılımcılara kapsamlı bilgiler aktardı.
‘BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ’ DİYEREK BAŞLANIYOR
Sürecin çoğu zaman “Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesiyle başladığını belirten Prof. Dr. Görkem Yararbaş, “Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki, bu tür özel günlerin yalnızca sembolik bir anlam taşıması yeterli değildir. Tütünle mücadeleyi sadece takvimdeki tek bir güne hapsetmek yerine, bu çabayı yılın tamamına yaymak zorundayız. Çünkü farkındalık günlerinin temel amacı, toplumsal bir bilinç oluşturmak ve insanları ortak bir paydada bir araya getirerek bu sorunun görünürlüğünü artırmaktır. Tütün bağımlılığını basit bir 'alışkanlık' olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Karşımızdaki durum; biyolojik ve psikososyal yönleri olan, insanın işlevselliğini bozan kronik bir hastalıktır. Bağımlılık, sadece bedeni ve ruh sağlığını tahrip etmekle kalmaz, kişinin sosyal yaşamını da sekteye uğratır. Bu süreç genellikle o masum görünen 'bir kereden bir şey olmaz' düşüncesiyle başlar ve maalesef kişiyi zamanla içinden çıkılması zor bir sarmala çeker. Bu hastalığın izlerinin yaşam boyu sürebileceğini unutmamak gerekir” diye konuştu.
“TÜTÜN KULLANIM ORANLARI KORKUTUCU DÜZEYDE YÜKSEK”
Prof. Dr. Görkem Yararbaş, “Ülkemizdeki tabloya baktığımızda durumun ciddiyeti daha net anlaşılıyor. Türkiye’de tütün kullanım oranları hâlâ korkutucu düzeyde yüksek. Pratikte her üç kişiden biri, erkeklerde ise her iki kişiden biri sigara içiyor. Bu korkunç bir oran. Üstelik bu durum sadece içenleri değil, pasif maruziyet yoluyla toplumun neredeyse tamamını etkiliyor. Burada çok önemli bir yanlış algıyı düzeltmek istiyorum. Bağımlılıktan doğuştan korunmuş, ayrıcalıklı bir kişi yoktur. 'Ben çok bilgiliyim, iradem güçlüdür, bana bir şey olmaz' düşüncesi bilimsel olarak doğru değildir. Bağımlılığın belirli bir kişilik tipi yoktur ve herkes risk altındadır. Biyolojik altyapı, madde kullanımıyla birlikte oluşur; bu nedenle bağımlılığı bir 'irade zayıflığı' olarak etiketlemek yanlıştır” dedi.
“KALP KRİZİ RİSKİNİ AZALTIYOR”
Nikotinin kişi üzerindeki etkisinden söz eden Prof. Dr. Görkem Yararbaş, “Nikotin, düşük dozlarda uyarıcı etki gösterirken, doz arttığında sedatif yani baskılayıcı bir etkiye bürünebilir. Bu değişken yapı, kişinin sigarayla kurduğu ilişkiyi pekiştirir ve bağımlılığı derinleştirir. Bırakma süreci ise elbette kolay değildir. Tütün bağımlılığında yoksunluk kişinin günlük işlevselliğini ciddi derecede bozar. En kötü tarafı, kişinin günlük işlevselliğini bozmasıdır. Odaklanma güçlüğü ve iştah artışı gibi belirtiler haftalarca sürebilir ve bunlar çoğu zaman 'gizli nüks nedenleri' olarak karşımıza çıkar. Tehlikenin bir de görünmeyen yüzü var. Çevresel duman. Bir sigara 5-6 dakikada içilip bitse de o dumanın etkisini saatlerce solursunuz. Toplam zarara baktığımızda çok ciddi bir tablo ortaya çıkar. Nitekim dumansız hava sahası uygulamalarının hayata geçtiği ülkelerde kalp krizi kaynaklı ölümlerdeki düşüş, bunun en net bilimsel kanıtıdır” açıklamasında bulundu.
“ÜRÜN DEĞİŞTİRMEK TÜTÜN BAĞIMLILIĞINI BİTİRMİYOR”
Elektronik sigara gibi ürünlerin bir kurtuluş yolu olmadığını anlatan Prof. Dr. Görkem Yararbaş, “Ürün değiştirmek tütün bağımlılığını bitirmiyor. Aksine, bu cihazlar çoğu zaman hem sigaranın hem de elektronik ürünün birlikte kullanıldığı 'çift kullanıma' yol açıyor. İnsanlar mekanına göre farklı ürün kullanıyor ama bağımlılık aynen devam ediyor. Artık 1970’lerde yaşamıyoruz. Tütün karşıtı söylemi sadece 'Sigara içme, akciğer kanseri olursun' düzeyine indirgemek bugünün gerçekleriyle örtüşmüyor. Sigara içmenin, sağlığınızla ilgili sayısız ve anlamsız riski beraberinde getirdiğini artık çok net biliyoruz. Bu, genel bir sağlık riski meselesidir ve mücadelemiz de bu ciddiyetle sürmelidir” açıklamasında bulundu.