2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından Eğitim-İş, sonuçlara ilişkin değerlendirmesini kamuoyuyla paylaştı. Milyonlarca gencin geleceğinin tek bir sınava bağlandığı eğitim sisteminin eşitsizlikleri yeniden görünür hale geldiğini belirten sendika, öğrencilerin başarısız olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını savundu.
Eğitim-İş’in ‘2026 YKS Yerleştirme Sonuçları: Başarısız Olan Öğrenciler Değil, Eğitim Sistemidir” başlıklı açıklamasına göre 2026 YKS’nin Temel Yeterlilik Testi’ne (TYT) 2 milyon 425 bin 627 aday başvurdu, 2 milyon 255 bin 76 aday sınava fiilen katıldı. Sınava giren adayların 2 milyon87 bin 747’si için yerleştirme puanı hesaplanırken, 67 bin 329 adayın puanı hesaplanamadı. Böylece sınava giren adayların yaklaşık yüzde 3’ünün tercih aşamasına ulaşamadan yerleştirme sürecinin dışında kaldığı belirtildi.
HER ÜÇ ADAYDAN YALNIZCA BİRİ YERLEŞEBİLDİ
Yerleştirme puanı hesaplanan 2 milyon87 bin 747 adaydan milyon 279 bin 439’unun tercih yaptığı, bunların yalnızca 730 bin 854’ünün herhangi bir yükseköğretim programına yerleşebildiği aktarıldı. Eğitim-İş, tercih yapan 548 bin 585 adayın herhangi bir programa yerleşemediğine dikkat çekerek, bu sayının tercih yapanların yaklaşık yüzde 43’üne karşılık geldiğini belirtti. Sınava fiilen giren tüm adaylar dikkate alındığında ise yerleşme oranının yüzde 32,4’te kaldığı ifade edildi. Sendika, 2026 YKS’ye giren yaklaşık her üç adaydan yalnızca birinin herhangi bir yükseköğretim programına yerleşebildiğini vurguladı.
ÖRGÜN LİSANSA YERLEŞME ORANI YÜZDE5,7
Eğitim-İş, herhangi bir yükseköğretim programına yerleşmenin dört yıl ve üzeri örgün lisans eğitimi anlamına gelmediğine de dikkat çekti. 730 bin 854 adayın 353 bin 324’ünün örgün lisans, 288 bin34’ünün örgün ön lisans, 22 bin 903’ünün açıköğretim lisans ve 66 bin 493’ünün açıköğretim ön lisans programlarına yerleştiği belirtildi. Buna göre dört yıl ve üzeri lisans programlarına yerleşenlerin toplamının 376 bin 227 olduğu, iki yıllık ön lisans programlarına yerleşenlerin ise 354 bin 627’ye ulaştığı aktarıldı. Sınava giren 2 milyon 255 bin 76 aday içinde örgün dört yıl ve üzeri lisans programlarına yerleşebilenlerin oranının ise yalnızca yüzde5,7 olduğu kaydedildi.
VAKIF ÜNİVERSİTELERİNDE 35 BİN 706 KONTENJAN BOŞ KALDI
Eğitim-İş, devlet ve vakıf üniversitelerinin örgün programlarındaki kontenjanlara ilişkin verileri de değerlendirdi. Toplam 657 bin 764 kontenjanın 619 bin 766’sına yerleştirme yapılırken 37 bin 998 kontenjanın boş kaldığı belirtildi. Devlet üniversitelerinde 481 bin 684 örgün kontenjanın 479 bin 392’sinin dolduğu, yalnızca 2 bin 292 kontenjanın boş kaldığı ifade edildi. Vakıf üniversitelerinde ise76 bin 80 kontenjanın40 bin 374’ünün dolduğu, 35 bin 706 kontenjanın boş kaldığı aktarıldı. Sendika, devlet üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 99,5’e yaklaşırken vakıf üniversitelerinde bu oranın yüzde 79,7’de kalmasına dikkat çekti. Boş kalan örgün kontenjanların yüzde 94’ünün vakıf üniversitelerinde bulunmasının, yükseköğretimin piyasalaşmasına ilişkin önemli bir gösterge olduğu savunuldu. Eğitim-İş, yüz binlerce genç herhangi bir programa yerleşemezken ücretli yükseköğretimde on binlerce kontenjanın boş kalmasının sorunun yalnızca kontenjan sayısından ibaret olmadığını belirtti. Sendika, gençlerin nitelikli, kamusal, parasız ve erişilebilir yükseköğretime ulaşamamasının temel sorun olduğunu vurguladı.
OKUL TÜRLERİ ARASINDAKİ FARK DİKKAT ÇEKTİ
Eğitim-İş, YKS sonuçlarında okul türlerine göre ortaya çıkan farklılıklara da dikkat çekti. Fen liselerinden tercih yapan 37 bin 898 adayın 28 bin 387’sinin örgün lisans programlarına yerleştiği ve oranın yaklaşık yüzde 75 olduğu belirtildi. Sosyal bilimler liselerinde ise0 bin 98 adaydan 6 bin 726’sının örgün lisans programlarına yerleştiği, bu oranın yaklaşık yüzde 67 olduğu aktarıldı. Anadolu liselerinde ise tablo farklılaştı. Tercihte bulunan 514 bin 605 adayın yalnızca71 bin 347’sinin örgün lisans programlarına yerleşebildiği belirtildi. İmam hatip liselerinden tercih yapan20 bin 441 adayın 34 bin 834’ünün örgün lisans programlarına yerleşebildiğini belirten Eğitim-İş, bu oranın yaklaşık yüzde 29 olduğunu ifade etti. En düşük oranın endüstri meslek liselerinde görüldüğü kaydedildi. Tercih yapan2 bin 820 adaydan yalnızca 404’ünün örgün lisans programına yerleşebildiği, oranın yüzde 3,2 düzeyinde kaldığı aktarıldı.
MESLEK LİSELERİNDE ORAN YAKLAŞIK YÜZDE 6
ÖSYM’nin ticaret, teknik, endüstri, kız, sağlık, turizm ve diğer meslek liseleri kategorileri birlikte değerlendirildiğinde, meslek liselerinden tercih yapan yaklaşık 279 bin adayın yalnızca6 bin 806’sının örgün lisans programlarına yerleşebildiği belirtildi. Eğitim-İş, meslek liselerindeki örgün lisansa yerleşme oranının yaklaşık yüzde 6 olmasının, öğrencilerin yükseköğretim seçeneklerinin nasıl sınırlandığını gösterdiğini savundu. Mesleki eğitimin öğrencilerin bilimsel, akademik ve mesleki gelişimini birlikte destekleyen bir yapı olmaktan uzaklaştırıldığını belirten sendika, MESEM uygulamaları üzerinden öğrencilerin erken yaşta işgücü piyasasına yönlendirilmesinin de eleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
ÖĞRENCİLER DEĞİL, EĞİTİM POLİTİKALARI BAŞARISIZ
Eğitim-İş, YKS sonuçlarının öğrencilerin başarısızlığı olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Sendikaya göre asıl sorgulanması gereken; eğitimde eşitliği sağlayamayan, okullar ve bölgeler arasındaki farklılıkları gideremeyen ve sosyoekonomik eşitsizlikleri eğitim alanına taşıyan politikalar. Sınava dayalı sistemin öğrencilerin eğitim hakkını yalnızca bir puana ve bir programa yerleşip yerleşememeye indirgediğini belirten Eğitim-İş, eğitimin öğrencilerin eleştirel ve bilimsel düşünmesini, üretmesini, sorgulamasını ve ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gelişmesini sağlayacak bütünlüklü bir süreç olması gerektiğini ifade etti. Sendika, eğitimde eşitsizliklerin yalnızca üniversiteye giriş aşamasında değil, öğrencilerin daha küçük yaşlardan itibaren farklı okul türlerine ayrıştırılmasıyla başladığını ve yükseköğretime kadar taşındığını savundu. Eğitim-İş, kamusal, parasız, bilimsel, laik ve nitelikli eğitim hakkının tüm yurttaşlar için güvence altına alınması çağrısında bulunarak, 2026 YKS sonuçlarının bir kez daha ‘başarısız olanın öğrenciler değil, eşit ve nitelikli eğitim sunamayan sistem olduğunu’ gösterdiğini belirtti.