EĞITIM

Eğitim Sen’den tarihi doluluk söylemlerine tepki: Yükseköğretimdeki eşitsizliği gizleyemez

Eğitim Sen, 2026 YKS yerleştirme sonuçlarında devlet üniversitelerindeki yüzde 99,5’lik doluluk oranının kontenjanların azaltılmasıyla ortaya çıktığını savunarak, ‘Tarihi doluluk’ söyleminin yükseköğretime erişimdeki eşitsizliği gizlediğini belirtti

2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından Eğitim Sen, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) sonuçları ‘tarihi doluluk’ ve ‘büyük bir dönüşüm’ ifadeleriyle duyurmasına tepki gösterdi. Eğitim Sen, devlet üniversitelerinde doluluk oranının yüzde 99,5’e ulaşmasının tek başına bir başarı göstergesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, yükseköğretime erişimin giderek daraldığını ve eğitimdeki eşitsizliğin derinleştiğini savundu.

Sendika, devlet üniversitelerinde geçen yıl 5 bin 503 olan boş kontenjan sayısının bu yıl 2 bin 292’ye gerilediğine dikkat çekti. Boş kontenjanlardaki yüzde 58,3’lük azalmanın kontenjanların daraltılmasıyla sağlandığını belirten Eğitim Sen, hukuk, eczacılık, diş hekimliği, psikoloji ve öğretmenlik programlarında yapılan kontenjan düzenlemelerinin bu durumun göstergesi olduğunu ifade etti.

EĞİTİMDEKİ EŞİTSİZLİK DERİNLEŞTİ

Sendikanın açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) yerleştirme sonuçları açıklandı. Yükseköğretim Kurulu ve YÖK Başkanı, sonuçları “tarihi doluluk” ve Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde gerçekleştirilen “büyük bir dönüşüm” olarak duyurdu. Devlet üniversitelerinde yüzde 99,5’e ulaşan doluluk ile tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarındaki yüzde00 doluluk, bu söylemin dayanağı olarak sunuldu. Oysa verilere baktığımızda ne yazık ki bir başarıyı değil, yükseköğretime erişimin gitgide daraldığını ve eğitimdeki eşitsizliğin derinleştiğini görüyoruz.”

MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

Taleplerini de sıralayan sendika, “Yükseköğretimde rekabetçi anlayış yerine tüm gençler için kapsayıcı, eşitlikçi ve kamusal bir sistem kurulmalıdır. Üniversiteye girişteki elemeci sınav düzeni terk edilmeli; kontenjanlar ticari kaygılarla değil, öğrencilerin ve toplumun ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır. Vakıf üniversiteleri etkin biçimde denetlenmeli, kamusal kaynaklarla desteklenen parasız ve nitelikli eğitim olanakları güçlendirilmelidir. Öğrencilerin barınma, beslenme, ulaşım ve burs sorunları ivedilikle çözülmeli, devlet yurtlarının sayısı artırılmalı, hiçbir genç yoksulluğa ve geleceksizliğe mahkûm edilmemelidir. Genç mezunların güvenceli işlere erişimini sağlayacak istihdam politikaları hayata geçirilmelidir. Bütün bunların önündeki en temel engellerden biri olan YÖK kapatılmalı; yerine demokratik, özerk, özgürlükçü ve çoğulcu bir yükseköğretim düzeni kurulmalıdır. Gençlerin geleceği ‘doluluk istatistikleri’nin arkasına gizlenen eşitsizliklere terk edilemez. Eğitim Sen olarak, yükseköğretimin piyasanın ve rekabetin değil toplumun ihtiyaçlarını esas aldığı; herkes için parasız, kamusal, bilimsel, demokratik ve özgür bir üniversite düzeni kurulması için mücadelemizi sürdüreceğiz” mesajını verdi.