27 Nisan 2026, Pazartesi 13:46
26°C İzmir

Eğitim-Sen: Okullarda yaşanan şiddet asayiş ve denetim odaklı değil, pedagojik yaklaşımla çözülmeli

Eğitim-Sen, okullarda artan şiddete karşı Millî Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı tedbir paketini eleştirerek, güvenlikçi ve gözetim odaklı politikaların sorunu çözmeyeceğini, pedagojik ve katılımcı bir yaklaşımın esas alınması gerektiğini vurguladı

Eğitim-Sen: Okullarda yaşanan şiddet asayiş ve denetim odaklı değil, pedagojik yaklaşımla çözülmeli haberinin görseli
4 dk okuma süresi

Eğitim-Sen, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, sorunun artık teknik bir ‘asayiş’ meselesi olmaktan çıktığını ve eğitim sistemini tehdit eden ciddi bir boyuta ulaştığını belirtti. Açıklamada, öğrenci ve öğretmenleri hedef alan saldırıların okullarda can güvenliğini ortadan kaldırdığı vurgulandı. Sendika, daha önce kamuoyuna duyurduğu ‘Şiddetsiz Okul Deklarasyonu’nda yer alan pedagojik ve demokratik çözüm önerilerinin Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından dikkate alınmadığını ifade ederek, Bakanlığın soruna ağırlıklı olarak ‘asayiş ve denetim odaklı’ yaklaştığını savundu.

“Okullarda Yaşanan Şiddet Asayiş ve Denetim Odaklı Değil, Pedagojik Yaklaşımla Çözülmelidir!” başlıklı yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından duyurulan 7 maddelik tedbir paketine de eleştiri yöneltildi. Pakette yer alan ‘yapay zeka destekli izleme’ ve ‘siber devriye’ gibi uygulamaların, okulları birer gözetim merkezine dönüştürme riski taşıdığı ifade edildi. Eğitim-Sen’e göre bu tür yöntemler, şiddetin temel nedenlerini çözmek yerine sorunu gizliyor.

ŞİDDETİN ÖNÜNE GERÇEKTEN GEÇİLMEK İSTENİYORSA…

Sendika, açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “Okullarda polis veya özel güvenlik personeli (bazı bölgelerde uzman çavuş, köy korucuları dahil) görevlendirmek, okulun eğitim iklimine zarar verecektir. Çözüm, okulun idari dokusuyla uyumlu ve mutlaka pedagojik eğitim almış kadrolu personel istihdam edilmesinden geçmektedir. Okulun iç dinamiklerini yöneten rehberlik hizmetleri ile okulun dış dünyayla ve sosyal çevresiyle bağını kuran sosyal hizmet uzmanlarının istihdamı ve koordineli çalışması önemlidir. Bu şekilde her okul, öğrenciyi yapısal risklere karşı koruma altına alan güçlü bir ‘pedagojik ve sosyal kalkan’ haline gelebilecektir. Okullarda yaşanan şiddetin önüne gerçekten geçilmek isteniyorsa, atılacak her adımın odağında pedagoji olmalı, teknoloji ise ancak bu pedagojik hedefe hizmet ettiği ölçüde araçsallaştırılmalıdır. Bugün açıklanan pakette olduğu gibi teknolojiyi denetimin baş aktörüne dönüştürmek değil; anomali tespitinden rehberliğe yönlendirmeye, dijital ihbar sistemlerinden risk haritalarına kadar pek çok enstrüman, pedagojik etik ve gizlilik ilkeleri çerçevesinde yeniden tasarlanmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığı, okullarda yaşanan şiddetin önüne geçmek için eğitimin asli bileşenlerinin görüşü alınmadan tek taraflı tedbirler açıklamayı bırakmalıdır. Öğretmen sendikaları, rehberlik uzmanları, okul psikologları, veli dernekleri ve hatta öğrenci temsilcileri masada olmadan hazırlanan bir ‘tedbir paketi’nin sahada ne kadar karşılık bulacağı tartışmalıdır. Okullarda şiddetin önlenmesi, ancak tüm bileşenlerin ortak aklı ve sürece dâhil edildiği katılımcı bir yaklaşımla mümkündür. Bugün açıklanan paketin, eğitimcilerin uzun süredir dile getirdiği sınıf mevcutları, yoksulluk, rehberlik hizmetlerinin yetersizliği gibi temel sorunları görmezden gelmesi, bu tek taraflılığın en somut göstergesidir. Ne yazık ki Bakanlık, şiddeti masa başında, öğretmen ve öğrencileri yok sayarak çözmeye çalıştıkça, her yeni ‘tedbir’ mevcut sorunlara bir yenisini eklemekten öteye geçemeyecektir.”

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.