- Ekonomi
- 03.04.2025 15:56
Ekonomik krizlerin aile içindeki ilişkiler üzerinde derin etkiler yarattığını belirten Uzman Psikolog Selman Sonğur, finansal stresin çiftler arasındaki iletişimsizlik ve aile içi şiddeti artırabileceğine dikkat çekti
ÖZEL HABER - Türkiye’deki ekonomik kriz, sadece bireylerin maddi durumunu değil, aynı zamanda aile içindeki ilişkileri de derinden etkiliyor. Gelir kaybı, işsizlik ve artan borç yükü gibi sorunlar, ailelerin psikolojik sağlığını zorlarken, içsel çatışmaların artmasına ve aile içi şiddet vakalarının çoğalmasına neden olabiliyor. Uzman Psikolog Selman Sonğur, ekonomik baskıların, bireylerin ruh halini ve aile içindeki dinamikleri nasıl değiştirdiğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Özellikle belirsizlik ve gelecek kaygısının, aile üyeleri arasındaki duygusal mesafeyi artırdığına dikkat çeken Sonğur, çiftler arasındaki iletişimsizlik ve gerginliğin, aile içindeki huzursuzluğu derinleştirdiğini belirtti. Ekonomik stresin, sadece yetişkinleri değil, çocukları da olumsuz etkilediğini vurgulayan Sonğur, bu zorlu süreçle başa çıkmak için psikolojik destek almanın ve aile içi iletişimi güçlendirmenin önemine değindi.
Ekonomik krizlerin bireylerin psikolojik sağlığını derinden etkileyebileceğini ifade eden Sonğur, “Gelir kaybı, işsizlik, artan borç yükü ve gelecek kaygısı gibi faktörler bireylerde stres, anksiyete ve depresyonu tetikleyebilir. Özellikle belirsizlik ortamı, insanların kendilerini güvensiz hissetmelerine neden olur ve bu da psikolojik dayanıklılığı zorlar. Bu durum aile içi ilişkilerde de kendini gösterir. Finansal zorluklar çiftler arasında çatışmalara yol açabilir, ebeveynlerin çocuklarına karşı sabırsız veya gergin olmasına sebep olabilir. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle artan stres, aile içi iletişimi zayıflatabilir ve duygusal destek mekanizmalarını olumsuz etkileyebilir. Bazı durumlarda aile içi şiddet vakalarının artmasına da sebep olabilir. Ancak, her kriz bireyler ve aileler üzerinde aynı etkiyi göstermez. Sosyal destek sistemleri güçlü olan bireyler, kriz dönemlerinde daha dirençli olabilir” diye belirtti.
Finansal stresin çiftler arasındaki iletişimi önemli ölçüde etkilediğini dile getiren Sonğur, “Maddi sıkıntılar, bireylerin stres seviyesini artırarak daha gergin, kaygılı ve sabırsız olmalarına yol açar. Bu da çiftler arasındaki iletişimi bozabilir ve sağlıklı diyalog yerine suçlama, eleştiri veya geri çekilme gibi olumsuz iletişim kalıplarını tetikleyebilir. Ekonomik belirsizlikler, özellikle geleceğe dair ortak planlar yapmayı zorlaştırdığında, çiftler arasında güvensizlik ve çatışma riski artar. Kriz dönemlerinde çiftler arasında duygusal mesafenin arttığını sıkça gözlemliyoruz. Finansal stresle başa çıkmaya çalışan bireyler, sorunları içselleştirerek kendilerini eşlerinden uzaklaştırabilir veya tam tersi, öfkelerini partnerlerine yöneltebilirler. Bu durum, çiftler arasında bağın zayıflamasına ve duygusal tatminsizliğin artmasına neden olabilir. Eşler birbirine destek olmak yerine, stresin etkisiyle birbirlerini daha az anlayışla karşılayabilirler. Ekonomik sorunlar sadakatsizlik, boşanma veya ayrılık gibi durumları artırabilir. Bunun altında yatan psikolojik nedenler arasında, bireylerin finansal stres nedeniyle tatminsizlik ve kaçış arayışı içinde olmaları yer alır. Maddi sıkıntılar, bireylerin kendilerini yetersiz hissetmelerine ve özsaygılarının zarar görmesine neden olabilir. Ancak, her çift bu süreci aynı şekilde yaşamaz. Stresle sağlıklı başa çıkma becerilerine sahip, açık iletişim kuran ve birbirine destek olan çiftler, ekonomik krizlerden daha az zarar görebilir ve hatta bu süreçten daha güçlü çıkabilirler” dedi.
Ekonomik baskıların, bireylerin duygusal sağlığı üzerinde derin etkiler bırakabildiğini belirten Sonğur, “Gelir kaybı, borç yükü veya işsizlik gibi faktörler, kişinin kendini güvensiz ve çaresiz hissetmesine yol açarak depresyon riskini artırabilir. Kaygı, ekonomik baskıların en yaygın psikolojik sonuçlarından biridir. Bireyler, temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını, gelecekte ne olacağını veya sevdiklerine yeterince destek olup olamayacaklarını düşündükçe sürekli bir endişe hali yaşayabilirler. Bu durum, uyku bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü ve bedensel stres belirtileriyle kendini gösterebilir. Öfke de ekonomik baskılarla sıkça ortaya çıkan bir duygusal tepkidir. Bireyler, yaşadıkları mali sıkıntılardan dolayı kendilerini yetersiz hissedebilir ve bu duyguyu çevrelerindeki insanlara yansıtarak öfke patlamaları yaşayabilirler. Özellikle aile içindeki sorumluluklar arttıkça, kişiler streslerini partnerlerine veya çocuklarına yöneltebilirler. Bazı durumlarda, bu durum aile içi şiddet veya çatışmaların artmasına neden olabilir” diye aktardı.
Ekonomik zorlukların, ebeveynlerin çocuk yetiştirme tarzını doğrudan etkileyebildiğini aktaran Sonğur, “Gelir düzeyindeki düşüş, ebeveynlerin stres seviyelerini artırarak daha sabırsız, kaygılı veya otoriter bir tutum sergilemelerine neden olabilir. Maddi sıkıntılar nedeniyle ebeveynler, çocuklarıyla daha az kaliteli zaman geçirebilir veya aşırı koruyucu bir tutum sergileyerek onların bağımsızlık gelişimini engelleyebilir. Ayrıca, ekonomik baskılar nedeniyle ebeveynler çocuklarına karşı daha katı disiplin uygulayabilir ya da tam tersi, suçluluk hissiyle daha fazla ödün verici davranabilirler. Ekonomik sıkıntılar, evdeki duygusal atmosferi olumsuz etkileyerek çocukların kaygı, depresyon veya özgüven sorunları yaşamasına sebep olabilir. Ebeveynlerinin finansal kaygılarını gözlemleyen çocuklar, erken yaşta sorumluluk almak zorunda hissedebilir ve bu da onların çocukluklarını tam anlamıyla yaşayabilmelerini zorlaştırabilir. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitim olanakları kısıtlanabilir, özel dersler, sanatsal veya sportif aktiviteler gibi gelişim destekleyici fırsatlar azalabilir. Ayrıca, ekonomik zorluklar yaşayan ailelerin çocukları, akranlarıyla kıyaslandığında kendilerini yetersiz hissedebilir ve sosyal izolasyon yaşayabilirler” ifadelerini kullandı.
Sözlerinin devamında ise Sonğur, şu sözlere yer verdi: “Finansal stresle başa çıkmak için bireyler ve çiftler, psikolojik dayanıklılıklarını artıran çeşitli yöntemler uygulayabilirler. Bu süreçte en önemli nokta, stresin yönetilebilir olduğunu kabul etmek ve bilinçli bir şekilde duygusal, bilişsel ve davranışsal stratejiler geliştirmektir. Açık ve destekleyici iletişim kurmak, gerçekçi planlar ve hedefler belirlemek, stres yönetimi tekniklerini kullanmak, sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmek, duyguları kabul etmek ve yönetmek, iş birliği ve çözüm odaklı düşünmek, iş birliği ve çözüm odaklı düşünmek, profesyonel destek almak bireylerin ekonomik planlama becerilerini geliştirmesine yardımcı olabilir. Finansal stres uzun vadede bireyin ruh sağlığını olumsuz etkilemeye başladığında, bir psikolog veya danışmandan destek almak faydalı olabilir. Ayrıca, mali danışmanlık hizmetleri de bireylerin ekonomik planlama becerilerini geliştirmesine yardımcı olabilir. Sonuç olarak, finansal stres kaçınılmaz olabilir ancak etkileri yönetilebilir. Bireylerin bilinçli stratejiler geliştirmesi ve destekleyici bir yaklaşım benimsemesi, bu süreci daha sağlıklı bir şekilde atlatmalarına yardımcı olacaktır.”