BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER - Ramazan ayında emeklilerin sofrasındaki eksikler daha da görünür hale geldi. Gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle emekli maaşlarının eridiğini vurgulayan Türkiye Emekliler Derneği İzmir Şube Başkanı Zekeriya Beypınar, emeklilerin protein ihtiyacını dahi karşılayamaz duruma geldiğini ifade etti. Artan yaşam maliyetleriyle birlikte emeklilerin mutfak harcamalarını kısmak zorunda bırakıldığını dile getiren Beypınar, emeklinin normal zamanda da oruçlu gibi yaşadığını belirtti. Ülke yönetimindeki hataların sıkıntısını en fazla emeklilerin çektiğini belirten Tüm Emeklilerin Sendikası (2017) Karşıyaka Şube Başkanı Ertunç Akpınar ise 10 milyon emeklinin sosyal desteğe muhtaç hale gelmesini ise “geniş kitlelerin yoksullaştırılması” olarak yorumladı.

BAKLİYAT ÇÖZÜM DEĞİL
Aldıkları emekli aylığının çok düşük olduğunu vurgulayan Beypınar, temel giderlerin yüksekliğine dikkat çekti. Protein ihtiyacını etten başka bir gıda ile gidermenin çözüm olmadığını vurgulayan Beypınar, “Ben nasıl geçineceğim? 20 bin lira maaş veriyorlar ama bu parayla ne yapılır? Ramazan geliyor, pide olmuş 30 lira. İnsan sinirinden gülüyor. Aslında ağlanacak haldeyiz. Tavuğun kilosu 260 lira. Her gün zam, her gün zam… Vatandaş ne yapacak? Bir çorba içmek bile zor hale geldi. Marul 50–60 lira, ıspanak 60 lira. Meyve alamıyoruz. Gerçekten çok zor durumdayız. Et zaten lüks oldu. Bugün kıymanın kilosu bin lira olmuş, et bin 200 – bin 300 lira olmuş. Ucuz denilen yerlere gidiyorsun, etin ne olduğu belli değil. Et ve Süt Kurumu’nda sabahın erken saatlerinde kuyruk oluşuyor, yarım kilo verildiği söyleniyor ve kısa sürede bitiyor. Bakliyata yönelmek de çözüm değil. Mercimek 100–120 lira, pirinç 130 lira civarında. Nasıl alınacak? Sütten yoğurda her şey pahalı. Sütün litresi 45 lira. Marketlerde yoğurt 180–190 lira. Emekli zaten oruç tutar gibi yaşıyordu, şimdi daha da zor. Ramazan pidesi İzmir’de 300 gramı 30 lira oldu. İki pide alsan 60 lira. Protein ihtiyacını nasıl karşılayacak insanlar? Kemik bile 60 lira olmuş. Eskiden hayvanlara verilen kemik şimdi kaynatılıp çorba yapılsın diye alınıyor” dedi.

SOFRA MALİYETİ 13 BİN LİRA
Emeklilerin hayat pahalılığı nedeniyle normal zamanda da oruçlu gibi yaşadığını söyleyen Beypınar, pandemi döneminde bile bu kadar sıkıntı çekmediklerini söyledi. Bir ailenin iftar sofrası kurması için çok yüksek maliyetler ile baş etmesi gerektiğini belirten Beypınar, açıklamalarını şu şekilde noktaladı: “Pandemi döneminde bile bu kadar zorlanmadık. O zamandan bu yana alım gücü çok düştü. Faturalar çok yüksek; su 750 lira, elektrik bin liranın üzerinde geliyor. Zaten oruçlu gibiyiz. İnsan ne yiyecek, ne içecek şaşırmış durumda. Bugün bir ailenin iftar sofrası kurması en az 12–13 bin lirayı buluyor. Zeytin, peynir, temel gıda ürünleri çok pahalı. Askıda ekmek sayısı arttı. Bu tablo emeklinin ne durumda olduğunu gösteriyor. Suya zam, elektriğe zam… Giderler sürekli artıyor. İftar çadırlarında oluşacak kuyruklara bakın. Bayram ikramiyesi artsa ne olur, artmasa ne olur? Enflasyon ortada.”

FATURAYI EMEKLİ ÖDÜYOR
Ülke yönetiminde uygulanan yanlış politikalar sonucunda artan maliyetlerin emeklileri zorladığını ifade eden Akpınar, “Ramazan ayına girilmişken emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik tablo daha da ağırlaşmış durumda. Yanlış tarım ve hayvancılık politikaları sonucunda üretim gerilemiş, köylü yeterli destek alamadığı için toprağını ekemez hale gelmiş, Türkiye birçok temel üründe ithalata bağımlı hale gelmiştir. Bu durum, zaten geçim sıkıntısı yaşayan emeklilerin hayatını daha da zorlaştırdı. SGK ve Bağ-Kur emeklilerine verilen artışlar daha maaş cebe girmeden erimiş, yüksek enflasyon karşısında anlamını yitirdi. Emekliler, yıllarca çalışarak prim ödeyip hak ettikleri emekliliği bir ‘lütuf’ olarak değil, yasal bir hak olarak görüyor” şeklinde konuştu.

ADİL BİR YAŞAM İSTİYORLAR
Emekliler ve yoksul kesimin sosyal yardımlara muhtaç hale getirildiğini ve bu durumun emeklileri mahcup ettiğini belirten Akpınar, çalışarak verdikleri emeklerin karşılıklarını istediklerini söyledi. Emeklilerin artık iftar sofrası hesabı değil geçim hesabı yaptığını söyleyen Akpınar “En az 20–30 yıl çalışarak bu ülkenin üretimine katkı sağlamış insanların maaşı en az asgari ücret seviyesinde olmalı ve yılda en az dört ikramiye verilmeli. En düşük emekli maaşı, en düşük memur maaşıyla eşitlenmelidir. Sağlık hizmetleri ise eşit ve ücretsiz bir hak olarak sunulmalı. Bugün birçok emekli torununa mahcup oluyor. Park lokantalarında, kent lokantalarında ve iftar çadırlarında kuyruklara giren insanlar bunu isteyerek yapmıyor. Bir insan saatlerce yemek kuyruğunda beklemekten mutlu olabilir mi? Bu bir memnuniyet değil, zorunluluk. İnsanlar açlığa mahkûm edildikleri için bu kuyruklarda beklenmekte. Biz sosyal destek değil, insanca yaşam istiyoruz. Sosyal destek, toplumun çok küçük bir kesimine yönelik geçici bir çözümdür. Oysa bugün yaklaşık 16 milyon emeklinin 10 milyonu sosyal desteğe muhtaç hale gelmiş durumda. Bu bir sosyal devlet uygulaması değil, geniş kitlelerin yoksullaşmasıdır. Yıllarca prim ödeyen emekliler, maaş bağlama oranlarının yüzde 70–80’lerden yüzde 30’lara düşürülmesiyle adeta açlığa mahkûm edildi. Biz bu adaletsizliğin düzeltilmesini istiyoruz. Özetle; emekliler Ramazan’da iftar sofrası kurmanın değil, geçim derdinin hesabını yapıyor. Hiçbir emekli bugün gönül rahatlığıyla komşusunu iftara davet edecek durumda değil. Talebimiz yardım değil, hakkımız olan insanca yaşamdır” açıklamasında bulundu.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın