İftarlık etin fiyatı tarım politikalarının sonucu

Kasap tezgâhında kıymanın 900 liranın altına düşmesinin mümkün görünmediğini belirten uzmanlar, artan maliyetler ve şap hastalığının etkileri nedeniyle fiyatların tarım politikalarının bir sonucu olarak şekillendiğini vurguladı

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak: HABER MERKEZİ
İftarlık etin fiyatı tarım politikalarının sonucu haberinin görseli

Ramazan ayı öncesinde iftar sofralarının vazgeçilmezi olan kırmızı etin fiyatı yeniden gündemde. Artan fiyatlar nedeniyle özellikle asgari ücretli ve emekli vatandaşların kırmızı ete erişmekte zorlandığı, etin birçok hane için artık özel gün tüketimine dönüştüğü belirtiliyor. İlk iftara çok az bir süre kalmışken İzmir Kasaplar Odası Başkanı Melih Şenkara, kırmızı etteki mevcut fiyat aralıklarına ilişkin bilgi verirken, Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şube Başkanı İlker Ağın ise fiyatların arkasındaki üretim maliyetleri, arz daralması ve tarım politikalarına dikkat çekti.

senkara

900 LİRA ALTINA KIRMIZI ET YOK

Etin kalitesi ve kategorisine göre fiyatların değiştiğini ancak Ramazan ayı için fiyatların sabit kalacağını öngördüğünü ifade eden Şenkara, “Öncelikle şunu söyleyebilirim; son zamlardan sonra fiyatlar şu anda stabil seyrini koruyor. Ramazan geldi, son kesimler de hafta sonu itibarıyla yapıldı. Şu an için yeni bir fiyat artışı söz konusu değil. Kendi esnafımız adına konuşuyorum; mevcut fiyatlarımız üzerinden satışa devam ediyoruz. Ülkemizde ette net bir kategorilendirme sistemi yok. Bu nedenle fiyatlar değişkenlik gösterebiliyor. Kıyma yaklaşık 900 TL ile bin 400 TL arasında, dana kuşbaşı 950 TL ile bin 500 TL arasında, antrikot ve dana biftek gibi ürünler ise etin kalitesine göre yaklaşık bin 100 TL ile 2 bin TL arasında değişiyor. Fiyatlar; etin kalitesine, temizliğine ve bölgesine göre farklılık gösterebiliyor. Ramazan ayı sonuna kadar da fiyatlarda bir değişiklik öngörmüyoruz” şeklinde konuştu.

- REKLAM -

agın

ŞAPIN ETKİLERİ SÜRÜYOR

Vatandaşın sadece özel günlerde değil her gün yeterli beslenme ihtiyacı olduğunu vurgulayan Ağın, talebe bağlı olarak Ramazan ayı gibi özel günlerde kısmi fiyat artışları olabildiğini belirtti. Geçtiğimiz yıl yaşanan şap hastalığının etkilerinin hala hissedildiğini ve arz daralması yaşandığına dikkat çeken Ağın, “Kaliteli ve yeterli beslenme yılın her günü temel bir ihtiyaçtır. Ancak artan gıda fiyatları nedeniyle vatandaşlar bu ihtiyacı artık özel dönemlerde karşılamaya çalışıyor. Ramazan yaklaşırken talebe bağlı olarak temel gıdalarda kısmi fiyat artışları beklenebilir. Ancak üreticinin de ciddi maliyet baskısı altında olduğu unutulmamalı. Yakın zamanda yaşanan ve etkileri hâlâ süren şap hastalığı nedeniyle çok sayıda süt hayvanı kesime gitti, süt ve et verimi düştü. Bu durum arz daralmasına yol açtı. Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerine göre geçtiğimiz hafta itibarıyla Ege Bölgesi’nde büyükbaş karkas kesim fiyatı ortalama 607 TL seviyesinde. Bu fiyata kemik fireleri, soğutma kaybı, işletme giderleri, kira, personel ve diğer maliyetler eklendiğinde kasap tezgâhında kıymanın 900 TL altında olması pek mümkün görünmüyor. Dolayısıyla perakende fiyatlar, üretim maliyetlerinin doğal sonucu olarak şekilleniyor” ifadelerini aktardı.

ınek

- REKLAM -

BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIM ŞART

Üreticiyi ve tüketiciyi korumak için planlı bir şekilde harekete geçilmesi gerektiğini belirten Ağın, hayvancılıkta çevresel faktörlerin de hesaba katılması gerektiğine dikkat çekti. Ağın, sözlerini şu şekilde bitirdi: “Sorunun çözümü ise yalnızca fiyat tartışması yapmak değil; tarım ve hayvancılığa yönelik bütüncül politikalar geliştirmekten geçiyor. Üreticinin korunması, örgütlülüğünün güçlendirilmesi, planlı üretim, yem maliyetlerinin düşürülmesi ve sürdürülebilir destek mekanizmalarının kurulması gerekiyor. Bunun yanında iklim krizi, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve doğal alanların tahribatı gibi çevresel faktörler de hayvancılığı doğrudan etkiliyor. Bu koşullar altında üretimin sürdürülebilirliği daha da zorlaşıyor. İzmir’i Türkiye genelinden tamamen ayrı değerlendirmek mümkün değil. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da mera imkânları daha genişken, İzmir’de de önemli bir üretim kapasitesi bulunuyor. Ancak ülke genelindeki yapısal sorunlar İzmir için de geçerli. Bu nedenle sadece İzmir’e özgü bir avantaj ya da dezavantajdan söz etmek yerine, ulusal ölçekte dengeli ve planlı bir hayvancılık politikasının gerekliliği öne çıkıyor. Özetle; üretici yüksek maliyetlerle mücadele ederken, tüketici de artan fiyatlar nedeniyle kaliteli proteine erişmekte zorlanıyor. Hem üreticinin hem de vatandaşın yüzünü güldürecek çözüm; günübirlik müdahalelerden değil, uzun vadeli ve bütüncül tarım politikalarından geçiyor.”

Kaynak: HABER MERKEZİ