Işınsu Kestelli: Herkesin refah içindeyaşadığı bir ekonomik yapıyı tesis etmek hepimizin önceliği

İzmir Ticaret Borsası (İTB) Temmuz ayı olağan meclis toplantısında konuşan İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Türkiye’de kişi başına düşen gelir seviyesinin 30-40 bin doların üzerine çıkması gerektiğine vurgu yaptı


  • Oluşturulma Tarihi : 30.07.2024 19:28
  • Güncelleme Tarihi : 30.07.2024 16:47
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Işınsu Kestelli: Herkesin refah içindeyaşadığı bir ekonomik yapıyı tesis etmek hepimizin önceliği

AYSELİN UZUN/ İTB Temmuz ayı olağan meclis toplantısı, Ticaret Odası (İZTO) Meclis Salonu’nda, Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer yönetiminde gerçekleştirildi. Toplantıya Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Kudal Timurhan ve Kredi Garanti Fonu (KGF) Batı Anadolu Bölge Müdürü Yusuf Buğra Yüksel de katılım gösterdi. Mecliste Türkiye’de kişi başına düşen gelir seviyesine ve 2024’ün ilk 6 ayında ihracatta gösterilen artışa değinen İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ise, “İhracatımız 2024 yılının ilk yarısında da yüzde 2 artarak 125,4 milyar dolara yükseldi. Toplumun tüm kesimlerinin refah içinde yaşadığı bir ekonomik yapıyı tesis etmek hepimizin önceliği olmalıdır” diye konuştu.

IŞINSU KESTELLİ: BU EKONOMİK YAPIYI TESİS ETMEK HEPİMİZİN ÖNCELİĞİ

Türkiye’de kişi başına düşen gelir seviyesinin 30-40 bin doların üzerine çıkması gerektiğine dikkat çeken Kestelli, bu yıl ilk 6 ayda ihracatın 125,4 milyar dolara yükseldiğini belirterek, “İhracatımız 2024 yılının ilk yarısında da yüzde 2 artarak 125,4 milyar dolara yükseldi. Ancak kilogram başına ihracat değeri yüzde 11,3 düşüşle 1,57 dolardan 1,42 dolara geriledi. 26 sektörden 10’unda kilogram başına değer düşerken 2’sinde aynı kaldı. Sanayi ürünleri ihracatı yüzde 12,1 değer kaybı ile ilk sırada yer aldı. Tarım ürünlerinde kilogram başına ihracat değeri yüzde 6,4 düşüşle 1,30 dolar olurken, sanayi ürünlerinde kilogram başı değer 1,74 dolar olarak gerçekleşti. Eğer gelişmiş ülkeler arasındaki yerimizi almak istiyorsak yükte hafif sahada ağır üretim alanında mesafe kat etmeyi başarmalıyız. Çin ve Polonya’nın kilogram başına ihracat geliri bizim iki katımıza ulaşmışsa durup düşünmekten daha fazlasını yapmak zorundayız. Bu bizim için olmazsa olmaz bir konu. Çünkü, Türkiye olarak Çin, Hindistan, Vietnam, Mısır ve benzer daha birçok ülke ile ucuz işgücüne dayalı fiyat rekabeti yapma şansımız artık mümkün değil. Toplumun tüm kesimlerinin refah içinde yaşadığı, kişi başına düşen gelir seviyesinin 30-40 bin doların üzerine çıktığı bir ekonomik yapıyı tesis etmek hepimizin önceliği olmalıdır” açıklamasında bulundu.

KESTELLİ: MİLYONLARCA KİŞİ AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR

Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun her yıl yayınladığı “Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu”  adlı rapora göre; Birleşmiş Milletler 2030 yılı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer alan “Sıfır Açlık” hedefinden her geçen gün uzaklaşıldığına vurgu yapan Kestelli, “2023'te 713 ila 757 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya kaldığı tahmin ediliyor. Bu sayı dünyadaki 11 kişiden birine ve Afrika'da ise her beş kişiden birine karşılık geliyor. Covid-19 salgını sonrasında küresel düzeyde keskin bir şekilde artan gıda güvensizliği son üç yıldır aynı seviyede. 2023 yılında, küresel nüfusun tahmini yüzde 29'unu ifade eden 2,3 milyar kişi orta veya şiddetli derecede gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı. Tüm bu olumsuzluklara ilave olarak tarım ve gıda üretimi için önemli riskler barındıran küresel iklim krizinin etkileri de her geçen artıyor.

HAYATİ ÖNEM TAŞIMAKTA

Tarımsal üretimin yüksek sıcaklıklardan olumsuz etkilendiğine dikkat çeken Işınsu Kestelli, “Avrupa Birliği'ne bağlı İklim Değişikliği Gözlemleme Ajansı'nın geçen hafta yaptığı açıklamaya göre, dünya genelinde 21 Temmuz Pazar günü, yakın tarihin en sıcak günü olarak kayıtlara geçti. Bizler de günlük yaşamlarımızda buna açık bir şekilde şahit oluyoruz. Diğer taraftan, tarımsal üretimin yüksek sıcaklıklardan olumsuz etkilendiğini gözlemliyoruz. Bölgemizin kıymetli ürünlerinin hasat dönemine yaklaştığımız bu zamanlarda sıcaklıkların tarla ve bahçelerde 50 derecelere ulaşması ürünler de farklı etkilere yol açıyor. Bazı ürünlerde önceki yıllara göre erkencilik, bazılarında meyvelerin erken olgunlaşmasından kaynaklı zararlı etkilerinin artması, bazılarında ise susuzluk kaynaklı verim kayıpları meydana geldiğini görüyoruz. Kısacası yaşadığımız bu iklim krizinin beraberinde getirdiği rekor sıcaklar, üretimden-tüketime, depolamadan-tedariğe kadar birçok aşamada sektörü olumsuz etkilemektedir.Bu etkilerin azaltılması ve yönetilmesi, tarım sektörünün sürdürülebilirliği ve gıda güvenliğinin korunması için hayati önem taşımakta” dedi

AVRUPA DİJİTAL İNOVASYON MERKEZLERİ AĞINA DAHİL OLDUK

Detaylı bir ön çalışmanın ardından İzmir Tarım Teknoloji Merkezi’nin çok önemli bir başarıya imza attığını söyleyen Kestelli, “İTTM öncülüğünde aralarında Borsamızın da yer aldığı sekiz ortak kurum tarafından yapılan başvuru sonucunda “AgrInnovate European DigitalInnovation Hubs (EDIH)” isimli projemiz ile, kısaca ADİM olarak adlandırılan Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri ağına dahil olmaya hak kazandık. Kâr amacı gütmeyen ADİM'ler; yatırım öncesi test, eğitim ve beceri geliştirme, yatırım bulma desteği, ağ oluşturma ve inovasyon ekosistemlerine erişim gibi hizmetler sunuyor, aynı zamanda Avrupa ADİM ağına da birer erişim noktası olma görevini üstleniyor.

Agra İnnovate EDIH projesi, Türkiye'de tarımda dijitalleşme sürecini destekleyerek, tarım ve gıda sektörlerinin dijital dönüşümle modernize edilmesine katkı sağlamayı ve bu geçiş için ekosistem bileşenlerinin dijitalleşmesini hızlandırmayı hedeflemektedir.

Yüzde 50’si Avrupa Birliği hibesi olmak üzere toplam 2 milyon Euro bütçeli projemiz ülkemizden seçilen beş projeden birisi oldu” ifadelerini kullandı.

SORUNLARIN BAŞINDA…

“Ülkemiz hayvancılık sektörünün en önemli sorunlarından biri olan besilik erkek sığır başta olmak üzere çiğ süt ve tiftik üretimini kapsayan ürün geliştirilme desteklerini şahsen daha anlamlı ve stratejik buluyorum” diye sözlerine başlayan Tuncer, "İçinde bulunduğumuz bu zor dönemin getirdiği en önemli mikro sorunların başında, fiyatlama davranışlarının bozulması geliyor. Alış fiyatı üzerinden makul bir kâr marjı eklenerek satış fiyatı belirleme dönemi unutulmuş; yüksek enflasyon ve gelecekteki maliyet kaygısı nedeniyle fahiş ve gerçekçi olmayan fiyat belirleme algısı oluşmuş gibi görünüyor. Hayvancılık faaliyetinin olmazsa olmazı aile işletmeleri ile kadın ve genç yetiştiricilere pozitif ayrımcılık yapılarak ilk defa ilave destek verilmesini de yerinde bir karar olarak görüyorum. Öte yandan üretim ve satış planlarımızı doğru yapabilmek, arz-talep dengesini analiz etmek ve tarımsal politikaları şekillendirmek için rekolte çalışmalarına ve tahminlerin doğruluğuna ihtiyaç elzemdir” açıklamasında bulundu.

HABER MERKEZİ

Yazarımız Kim ?

HABER MERKEZİ