EKONOMI

Kuru incirde ihracat sezonu başladı: Sektörün gözü AB'deki limitlerde

Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi ve Akça Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Bilge Göksan, 2026 mahsulü kuru incirin ihracat sezonunun 28 Eylül itibarıyla başladığını belirterek, kuru incirin Anadolu topraklarındaki tarihsel ve kültürel önemine dikkat çekti
Yazı Boyutu

Kuru incirin Anadolu topraklarında doğal olarak yetişen ve geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan kutsal bir meyve olduğunu ifade eden Göksan, “Kuru incir Anadolu topraklarında doğal olarak yetişen, MÖ 3000’den beri antik kalıntılarda, anforalarda, taş devri mağara resimlerinde yer alan kutsal bir meyve” dedi.

Frikya, Lidya, İonlar ve Romalılar döneminden bu yana incirin bu topraklarda yetiştirildiğini ve ticaretinin yapıldığını belirten Göksan, 2026 mahsulü kuru incirin ihracat yolculuğunun başladığını söyledi.

“Biz kuru meyveciler bugün heyecanlıyız, sevinçliyiz, ümitliyiz. Tıpkı çiftçilerimiz gibi bir yıl boyunca bin bir emekle yetiştirilen, köylümüzün göz nuru, emeği, 2026 mahsulü kuru incirimizin 28 Eylül itibarıyla ihracat yolculuğu başlıyor” ifadelerini kullandı.

İNCİR BAYRAMINDAN İHRACAT SEZONUNA

Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yeni mahsul kuru incirin pazara gelişinin “incir bayramı” olarak kutlandığını anlatan Göksan, geçmişte Basmane Tren İstasyonu’ndan Kemeraltı’ndaki Yemiş Çarşısı’na incirlerin kervan ve kortej eşliğinde taşındığını söyledi.

Göksan, “Bugün bu gelenek kalktı ama incir bölgelerimizde hala festivaller yapılmaya devam ediyor” dedi.

Türkiye’nin kuru meyve ihracatının yaklaşık 1 milyar 750 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Göksan, bu yıl verimli rekolteler sayesinde ihracatın 2 milyar dolara çıkarılmasını hedeflediklerini ifade etti.

Göksan, “İncir üretimde ve ihracatta dünya lideri olduğumuz bir ürün” diye konuştu.

KURU İNCİR 400 MİLYON DOLAR DÖVİZ GETİRİYOR

İncir ihracatından yaklaşık 400 milyon dolar, kuru üzüm ihracatından ise 600 milyon dolar gelir elde edildiğini belirten Göksan, kuru meyve sektörünün yüzde 100 yerli ve milli yapısına vurgu yaptı.

Göksan, “Günümüz Türkiye’sinde bu tutarlar çok yüksek görünmese de yüzde 100 yerli ve milli, hiçbir yabancı girdi yok, net döviz girdisi” dedi.

Kuru meyve sektörünün önemli bir sosyal misyona sahip olduğunu da belirten Göksan, yalnızca incir sektöründe 30 bin üreticinin bulunduğunu, işletmelerde ise 20 bin kişinin çalıştığını söyledi. Göksan, toplam 50 bin kişinin geçimini incirden sağladığını, üzümün de eklenmesiyle üretici ve çalışan sayısının 100 bini geçtiğini ifade etti.

İNCİRİN TARİHİNDE BANKACILIKTAN DEMİRYOLUNA UZANAN İZ

Göksan, incirin ekonomik ve sosyal öneminin yanı sıra Türkiye’nin tarihinde de önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

İncir üreticilerinin, Ziraat ve Osmanlı Bankası’nın ardından kurulan üçüncü, ancak ilk yerel banka olarak Milli Aydın Bankası’nı kurduğunu belirten Göksan, İzmir-Aydın demiryolunun inşa edilme nedenlerinden birinin de incir olduğunu söyledi.

İncirin üç semavi dinde de kutsal kabul edilen bir meyve olduğunu ifade eden Göksan, Kur’an-ı Kerim’de Tin Suresi’nde incirin adının geçtiğini belirterek, “Esasen ‘tin’ Arapçada incir demektir” dedi.

Göksan ayrıca incirin Hristiyanların Noel sofralarında ve Musevilerin meyve bayramı Tu Bişvat’ta tüketilen meyvelerden olduğunu söyledi.

“SEKTÖRÜMÜZDE KARA BULUTLAR DOLAŞIYOR”

Kuru incirin tarihsel, ekonomik ve kültürel önemine ilişkin değerlendirmelerinin ardından sektörün karşı karşıya olduğu sorunlara değinen Göksan, ihracatta bazı mantar türlerinin sorun oluşturduğunu söyledi.

Göksan, “Arkadaşlar, doğanın, tabiat ananın incir meyvemizde yarattığı bir mantar cinsi ihracatımızda büyük sorunlara neden oluyor” dedi.

Aflatoksin olarak adlandırılan mikotoksinin mor ışık altında, lazer makinelerinde ve bantlarda ayıklanabildiğini belirten Göksan, ochratoksin olarak tanımlanan mantarın ise tespit edilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Göksan, “Hayalet bir problem. Ürünümüz homojen olmadığı için de kimyasal analizle tespit etseniz bile bazen tek bir incir 20 tonluk bir partiyi etkiliyor” ifadelerini kullandı.

“AB ÇOK DÜŞÜK LİMİTLER KOYUYOR”

Avrupa Birliği’nin başka bir mantar türü olan Alterna Toxin ile de uğraşmaya başladığını belirten Göksan, bu durumun AB dışındaki ülkelerde sorun teşkil etmediğini söyledi.

AB’nin tarife dışı engel niteliğinde olduğunu belirttiği çok düşük limitler uyguladığını ifade eden Göksan, “8 ppb milyarda 8 gram” dedi.

Göksan, sektör olarak Avrupa Birliği ile konuyu yakından takip ettiklerini belirterek, komitelerde alınan kararların Yönetim Kurulu’na ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’ne eş zamanlı olarak iletildiğini söyledi.

FRUCOM - Avrupa Meyve ve Sebze İşleyicileri ve Tüccarları Birliği ile Sante ile doğrudan temas halinde olduklarını belirten Göksan, tüm toplantılara katıldıklarını ifade etti.

Göksan, sektörün Dünya Kabuklu Meyve Konferansı ve Hamburg Kuru Meyve Sektörü Günü dahil olmak üzere tüm platformlarda konuyu takip ettiğini söyledi.

“YÜZDE 30’U SINIR KAPILARINDA DENETLENİYOR”

Göksan, Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu’nun (EFSA) verilerine ilişkin değerlendirmesinde de incirdeki limitler konusunda dikkat çekici bir örnek verdi.

Göksan, “Öte yandan EFSA – Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu verilerine göre teorik olarak 70 kg ağırlığındaki bir insan her gün aralıksız neredeyse ağırlığının iki katı 127 kg incir yerse Aflatoksin için ise her gün 4,7 kg incir yerse vücuduna zararlı olma ihtimali var” ifadelerini kullandı.

Düşük limitlerin kontrol altında tutulması amacıyla ihraç edilen ürünlerin yüzde 30’unun sınır kapılarında denetlendiğini belirten Göksan, bazı ithalatçı ve perakendecilerin ise ürünlerin yüzde 100’ünü kontrol ettiğini söyledi.

Göksan, “Bedelini üreticilerimize ödediğimiz, bin bir emekle gece gündüz işleyerek paketlediğimiz ürünler tüm masrafları bize ait olmak üzere geri gönderiliyor” dedi.

“ZEHİRLİ İNCİR” HABERLERİNE TEPKİ

İhraç edilen ürünlerin geri gönderilmesinin ardından sosyal medya ile yerel ve ulusal basında gerçeği yansıtmadığını belirttiği haberlerin yayımlandığını söyleyen Göksan, “Sosyal medyada, yerel ve ulusal basın ve kanallar ‘Zehirli incir AB kapısından döndü’ gibi gerçekle bağdaşmayan haberler yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

Göksan, AB’de sorun olarak değerlendirilen oranların dünyanın diğer bölgelerinde, Uzak Doğu’da, Asya’da ve Amerika kıtasındaki ülkelerde sorun olmadığını savundu.

“Yani geri gelen incirler hep AB’den” diyen Göksan, sektörün Avrupa Birliği’ne ihracat konusunda yaşadığı sorunlara dikkat çekti.

“AB’YE BAĞIMLILIĞIMIZ KALMAYACAK”

Göksan, Hindistan ve Çin gibi incir tüketiminin yüksek olduğu ülkelerle Türkiye’nin serbest ticaret anlaşmaları imzalaması halinde sektörün AB’ye bağımlılığının azalacağını söyledi.

“Bizler de artık AB’ye ihracat yapmaktan yorulduk. Eğer Hindistan, Çin gibi incir tüketiminin yüksek olduğu ülkelerle hükümetimiz serbest ticaret anlaşmaları imzalar ise bizim AB’ye bağımlılığımız kalmayacaktır” diyen Göksan, AB’ye yapılan ihracatın söz konusu nedenlerden dolayı sürekli ivme kaybettiğini ifade etti.

“NAZİLLİ’DE İNCİR TÜKETİMİ ÇOK YÜKSEK”

İncirin insan sağlığı açısından zararlı olduğu yönündeki değerlendirmelere de değinen Göksan, Türkiye’de en uzun ve sağlıklı yaşam süren insanların en büyük incir üretim bölgelerinden biri olan Nazilli’de yaşadığını söyledi.

Göksan, bölge halkının inciri ekmekle katık olarak, kuru meyve, reçel ve tatlı olarak her öğünde büyük miktarlarda tükettiğini belirterek, “Bu kadim meyvemiz gerçekten zararlı olsaydı vatandaşlarımız dahil hepimizin hasta olması gerekirdi” dedi.

“OLUMSUZ YAYINLAR TARIM BAKANLIĞI’NI DA ETKİLİYOR”

Basında yer alan olumsuz yayınların Tarım ve Orman Bakanlığı’nı da etkilediğini belirten Göksan, bakanlık personelinin sektöre yardımcı olmak istediğini söyledi.

Göksan, “Tarım Bakanlığı personelimiz, bakanımız çok çalışkan ve bizlere yardımcı olmak istiyorlar. Ancak basının ve medyanın bu olumsuz baskısı onları da çok tedirgin ediyor ve ağır yaptırımlara tabi oluyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu durumun sektörde çalışanlar ve ihracatçılar açısından da sonuçlar doğurduğunu belirten Göksan, birçok kişinin sektörden çıktığını ve işini kaybettiğini söyledi.

“Geçen yıl birçok ihracatçımız ihracat yapamaz hale geldi. İhracat kilitleniyordu” diyen Göksan, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar’ın özel emek ve gayretleriyle ihracatın yeniden açıldığını ifade etti.

Göksan, Yorgancılar’a sektör adına teşekkür ederek, “Kendilerine buradan bir kez daha sektörümüz adına şükranlarımızı sunuyorum” dedi.

“İNCİRİ GÖNÜL RAHATLIĞIYLA TÜKETEBİLİRSİNİZ”

Konuşmasının sonunda 2026 kuru incir ihracat sezonu nedeniyle bilgilendirme yaptığını belirten Göksan, tüketicilere de çağrıda bulundu.

“Evet arkadaşlar size çekirdekleri kadar sorunu olan bu kutsal meyvemizin ihracat sezonu nedeniyle bu kısa bilgilendirmeyi yaptım” diyen Göksan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sizlerden naçizane tavsiyem bu gerçeklerle bağdaşmayan söylentilere kulak asmayın, bu sağlıklı, değerli, kutsal kadim meyvemizi gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz.”

Tarım Bakanlığı’nın ihraç edilen ve geri gelen tüm ürünleri titizlikle kontrol ettiğini belirten Göksan, işletmelerin ve depoların sürekli denetlendiğini, tüm işletmelerde ISO ve BRC kalite ve yönetim sistemlerinin bulunduğunu söyledi.

Göksan, konuşmasını incir bölgelerinde kullanılan bir deyimle tamamladı:

“Her gün bir adet kuru incir yiyen erkeğin 80 yaşına kadar erkek çocuğu olur.”