İzmir Ticaret Odası (İZTO) Mayıs Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz yönetiminde, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantısında küresel ekonomideki yapısal değişimleri ve bu değişimin şehirlere yansımalarını değerlendiren Özgener, İzmir’in bu yeni dönemde üstlendiği stratejik role dikkat çekti. Enflasyonun artık yalnızca parasal bir olgu değil, jeopolitik parçalanma, enerji güvensizliği ve tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılmasının bir sonucu olduğunu ifade eden Özgener, geleneksel ekonomik anlayışın yerini dayanıklılık ve stratejik özerkliğin aldığına vurgu yaptı. Özgener, bu küresel dönüşümün şehirler düzeyinde yeni rekabet alanları yarattığını belirterek, “Bu perspektif, İzmir açısından özel önem taşıyor. Kentimizin geleneksel gücü sanayi, ihracat, tarım ve lojistikten geliyor; ancak gelecekteki büyümenin sanayi ile hizmet sektörlerinin kesişim noktasında oluşacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

ENFLASYON YAPISAL BİR KARAKTER KAZANDI
Özgener, son dönemde açıklanan büyüme ve enflasyon verilerinin, ekonomiyi yalnızca rakamlarla açıklamanın artık mümkün olmadığını gösterdiğini belirtti. Küresel ekonominin pandemi, bölgesel savaşlar ve ticaret kısıtlamaları gibi art arda gelen arz şoklarına maruz kaldığını ifade eden Özgener, 1990-2020 arasındaki düşük enflasyonu sağlayan küreselleşme dinamiklerinin artık tersine döndüğünü dile getirdi. Özgener, “Bugün dünya ekonomisi; daha düşük büyüme ve kalıcı enflasyon riski taşıyan bir yapıya dönüşüyor. Tedarik zincirleri çeşitleniyor, savunma harcamaları artıyor, ticaret bariyerleri yükseliyor ve enerji güvenliği yeniden ön plana çıkıyor” dedi.
İHRACATIMIZI GÜÇLENDİRMELİYİZ
Uluslararası rekabet gücünün artık sadece kur ve maliyetlerle belirlenemeyeceğini ifade eden Özgener, öngörülebilir düzenlemeler, hukukun üstünlüğü ve dijitalleşmenin uzun vadeli yatırımlar için kritik hale geldiğini belirtti. Ülkelerin teknoloji kullanımı, yenilikçilik, yeşil sanayileşme ve akıllı yetenek yönetimi üzerinden rekabet gücü inşa etmesi gerektiğini vurgulayan Özgener, enflasyonla mücadele sürecinin üretim kapasitesine ve ihracata zarar vermeden yürütülmesinin elzem olduğunu kaydetti. “Odaklanılması gereken asıl mesele enflasyonu tek başına düşürmek olmamalı. Asıl yapılması gereken; dezenflasyonu sağlarken, aynı zamanda üretim kapasitemizi, ihracat niteliğimizi ve uzun vadeli büyüme potansiyelimizi güçlendirmek” diye konuştu.

GÜÇLÜ BİRİKİM AYNI EKOSİSTEMDE BULUŞUYOR
İzmir’in rekabet gücünü sadece imalat sanayii ile sınırlı görmemek gerektiğini belirten Özgener, kentin sahip olduğu potansiyelin birbiriyle bütünleşmiş bir yapı sunduğunu belirtti. İzmir’in güçlü liman altyapısı, yazılım ekosistemi, araştırma kapasitesi yüksek üniversiteleri, sağlık turizmi ve yenilenebilir enerji kümelerini işaret eden Özgener, kent için asıl hedefin bu alanları birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde yönetmek olduğunu söyledi. Özgener, “İzmir’i öne çıkaran unsurun, yalnızca güçlü sanayi ve ihracat altyapısı değil; lojistikten yenilenebilir enerjiye, sağlık hizmetlerinden mühendislik kapasitesine kadar uzanan güçlü birikimini aynı ekosistem içinde buluşturabilme kabiliyeti olduğuna inanıyoruz” dedi.
GÜZELBAHÇE KAMPÜSÜ ŞEFFAF OLARAK İLERLİYOR
Konuşmasının son bölümünde Güzelbahçe Kampüsü inşaat süreçlerini değerlendiren Özgener, projenin şeffaf ihale süreçleriyle yürütüldüğünü belirtti. İş programına uymayan ve sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeyen Simya Mimarlık Mühendislik İnşaat firmasının sözleşmesinin, Mütevelli Heyeti kararıyla ivedilikle feshedildiğini açıklayan Özgener, diğer yüklenicilerle çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini ifade etti. İzmir’e uluslararası ölçekte bir kampüs kazandırma hedefini yineleyen Özgener, sürecin planlanan takvime uygun olarak ilerlediğini vurguladı.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın