Türkiye’de fiyatlandırma sistemi ve buna bağlı olarak oluşan algı ciddi biçimde sarsıldı. Temel harcama kalemleri arasındaki geleneksel denge neredeyse tamamen ortadan kalktı.
Özellikle büyük şehirlerde, orta düzey bir restoranda iki kişi için ödenen tutar artık 2 bin liranın altına inmiyor. Pek çok mekânda hesap 3 bin–4 bin lira bandına ulaşırken, bazı restoranlarda 5 bin lirayı aşan faturalar, asgari ücretle çalışan birinin haftalık harcama sınırını bile geride bırakıyor.

YEMEK GİYİMİ GERİDE BIRAKTI
Geçmişle yapılan karşılaştırma, tüketim kalemleri arasındaki farkın ne denli açıldığını net biçimde ortaya koyuyor.
2010 yılında:
Dışarıda tek öğün yemek yemenin bedeli 10–15 TL civarındayken, orta segment bir mont 120–180 TL arasında satılıyordu.
O dönemde bir mont alabilmek için 8–12 öğün dışarıda yemekten feragat etmek gerekirken, bugün aynı ürünü almak için yalnızca 1–2 öğün yemekten vazgeçmek yeterli oluyor.
Son 15 yılda yemek fiyatları, giyim ürünlerine kıyasla 3 ila 5 kat daha hızlı yükseldi. Son 10 yılda temel gıda ürünlerinde yaklaşık 10 katlık artış görülürken, restoran menülerindeki fiyatlar 20 kata varan bir yükseliş kaydetti.
FİYATLAR NEDEN BU KADAR YÜKSEK?
Restoran sahipleri, artan fiyatları çoğunlukla girdi maliyetlerindeki yükselişle açıklıyor. TÜİK verileri, gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının genel enflasyon seviyelerine yakın seyrettiğini gösterse de uzmanlar tabloya farklı bakıyor. Analistlere göre işletme maliyetleri yaklaşık yüzde 30–40 artarken, menülerdeki zam oranları yüzde 150 ile 300 arasında değişiyor. Türkiye gazetesinden Kaan Zenginli’nin haberinde de vurgulandığı üzere bu tablo, sektörde “fiyatlama fırsatçılığı” tartışmalarını daha da alevlendiriyor. Öte yandan restoran fiyatlarının yalnızca gıdaya bağlı olmadığı; personel giderleri, enerji faturaları ve yüksek kira bedellerinin de ciddi yük oluşturduğu hatırlatılıyor.

ASGARİ ÜCRETLİ İÇİN DIŞARIDA YEMEK LÜKS OLDU
Gelirlerdeki erime, dışarıda yemek alışkanlığını doğrudan etkiledi.
2010 yılında bir asgari ücretli maaşıyla yaklaşık 60 öğün restoranda yemek yiyebilirken, bugün aynı gelirle bu sayı ortalama 30 öğüne kadar gerilemiş durumda.

“DENEYİM” ODAKLI TÜKETİM VE SOSYAL ETKİ
Ekonomistler, temel harcama kalemleri arasındaki geleneksel fiyat dengesinin bozulduğuna dikkat çekiyor. Artık restoranlar, bir ihtiyaçtan çok “özel bir deneyim” alanı olarak görülüyor. Sosyologlar ise yüksek fiyatlara rağmen talebin tamamen düşmemesini, bireylerin “küçük mutluluk alanlarını koruma isteği” ve sosyal medyanın yarattığı görünürlük baskısıyla açıklıyor.
(Alındığı Kaynak: Halk TV)