Sayfa Yükleniyor...
14-28 Mayıs seçimlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Bu süreçte halkın alım gücü iyice düşerken beklenen maaş zamları da gelmedi. Vatandaş gelecekten umutlu değilken uzmanlar ülkeyi ekonomik açıdan zorlu bir yaz beklediğini ifade etti
SEMİ TEKTAŞ-ÖZEL HABER -Türkiye, 28 Mayıs 2023’te sandık başına gitmiş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 5 yıllık bir yetki süresi vermişti. Hazine ve Maliye Bakanlığına Mehmet Şimşek, Merkez Bankası Başkanlığına ise Hafize Gaye Erkan, Şimşek’in isteği doğrultusunda göreve getirilmişti. Erdoğan’ın ‘ekonomiyi düzelteceğiz’ vaadi geçtiğimiz bir yılda pek gerçekleşemedi. Türkiye’nin yaşadığı deprem, tekrardan girdiği seçim sathı gibi nedenler ekonominin daha da kötüye gitmesine sebep oldu. Seçimden sonraki süreçte halkın alım gücünü etkileyen 2023 yıllık enflasyon oranı 64,77 olurken, 2024 yılık enflasyonu ise 69,80 oldu. Alım gücü bu süreçte iyice düşerken özellikle dar ve orta gelirli kesimin zorlandığı bir süreç oldu. Emekliye, düşük oranda zam yapılması, asgari ücrete yıl içinde ikinci bir zammın yapılmayacağının bilgisi geldikten sonra esas zorlu süreç halk için başlamış oldu. Ekonomistler 2024 yazından itibaren 2025 yılının halk için zor geçeceğini belirtirken Bakan Şimşek’in ‘hazirandan itibaren enflasyon düşecek’ söylemine de katılmıyor. Ekonomist Atabay, “Halkın yaratmadığı bir ekonomik problemin çözülmesinin yükü halka yüklenecek” ifadesini kullanırken Ekonomist Topkurulu ise “Halkın daha yakından ilgilendiği gıda, giyim, ulaşımda aslında hissedilen enflasyon yüzde 70’ten çok daha yüksek yerlerde” değerlendirmesinde bulunuyor.
ESAS ETKİYİ BÜYÜKŞEHİRDEKİLER YAŞADI
Son bir yıllık süreçte büyükşehirlerde yaşayan halkın ekonomiden çok etkilendiğini söyleyen Ekonomist Güldem Atabay, halkın Erdoğan’a seçim kazandırmanın ceremesini çektiğini söyledi. Atabay, “Geçtiğimiz yılki 14-28 Mayıs seçimlerinden sonraki bir yılda tamamen iktidara seçimi kazandıran ve çok yıkıcı olan ekonomi politikalarından geri dönüşü tesis etmeye çalışmakla geçti. Daha da yolumuz çok uzun. Mevcut genel seçimlerde iktidara seçimi kazandıran yüksek kaba harcamalar oldu. Bu durum bütçe açığını yükselten politikaların sürdürülemeyeceğini, kur korumalı mevduat gibi bir ürünle Türkiye ekonomisinin felaketle karşılaşacağını söylüyorduk. Fakat bu süreç hormonlu bir büyüme dönemi yarattı ve iktidar da bol keseden dağıtarak bu dönemde seçimi kazandı. 28 Mayıs seçimlerinin bitmesiyle beraber Türkiye bir ödemeler dengesi kriziyle burun buruna gelmişti. Çünkü hem rezervler yoktu hem de yabancı yatırımcı gelmiyordu. Rezervler eksi 50-60 milyar dolarlar seviyesindeydi. Devalüasyon çok hızlı bir şekilde yükselmişti. Ancak esas hasarı büyük şehirlerde yaşayanlar hissetmişti. Anadolu’da yaşayan halk çokta ağır hissetmemişti. Asgari ücretlere yapılan iyileştirmeler ile çarkı çevirebildi” ifadesini kullandı.
YÜK HALKA BİNİYOR
“Halkın yaratmadığı bir ekonomik problemin çözülmesinin yükü halka yüklenecek” diyen Atabay, faiz artışlarının tek başına enflasyonla mücadelede yeterli olmadığını esas olarak köklü değişimler yapılması gerektiğinin altını çizdi. Atabay, “Mehmet Şimşek’in seçimden sonraki dönemde hedefi önce enflasyonu düzeltmekti. Bunun için önce para politikasının rayına oturtulması çabasını gördük. Faiz artışları var. Ama faiz artışları tek başına enflasyonla mücadelede yeterli değil. Kamu harcamalarının dengelenmesi gerekiyor. Bu çok düşük faiz politikasının yarattığı batık mıdır değil midir ne olduğu belli olmayan şirketlerinde ayıklanması gerekiyor. Türkiye’nin sorunları sadece faiz ve maliye politikasıyla çözülebilecek aşamada değil. Mesela enflasyon mayıs ayında yüzde 75’e çıkmasına ve yaz sonunda yüzde 50’ye inmesine rağmen asgari ücrete ayarlama Temmuz’da yapılmayacak. Memurların, emeklilerin maaşlarında düzeltmeler yapılmayacak. 10 bin lira, 15 bin lira alan asgari ücretin altında kalan yaklaşık 6-7 milyon insandan bahsediyoruz. Kredilerdeki artış hızı yavaşlatılacak. Özellikle tüketici kredilerinde kredi faizleri çok yüksek kalacak. İnsanlar ücret artışlarının enflasyonun altında kaldığını görecek ve iç talep nefesi kesecek. Halkın yaratmadığı bir ekonomik problemin çözülmesinin yükü halka yüklenecek. Çok düşük gelirliler ya da açlık sınırında yaşayan insanların desteklenmesi gibi sosyal devlet anlayışlarıyla ilgili politikalar da devreye girmeyecek. Kamunun harcamaları kısılacak, yatırımların önü kesilecek. Tabi, tüm bunlar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde ne kadar yapılabilirse o kadar yapılabilecek. İnsanlar gerçekten Erdoğan’a seçimi kazandırmanın maliyetini ekonomik olarak öderken siyasette de yumuşama mesajları gelecek. Daha sonra da anayasa değişikliğini tartışacağız. Ama önümüzde çok zor bir yaz. Yazdan öteye çok zor bir kış ve bence çok zor bir 2025 yılı var. Özellikle orta ve dar gelirliler için” diyerek sözlerini noktaladı.
HİSSEDİLEN ENFLASYON DAHA YÜKSEK
Halkın hissettiği enflasyonun açıklanan rakamlardan daha yüksek olduğunu belirten Ekonomist Hakan Topkurulu, Bakan Şimşek’in ekonomi politikasını eleştirerek “2023 yılı Mayıs seçimlerinden sonra kurulan hükümet daha önce izlediği ekonomi politikalarının tam tersi bir ekonomi politikası izlemeye başladı. Ekonomi yönetiminin başına Mehmet Şimşek getirildi ve Mehmet Şimşek’te liberal politikaları uygulayan bir ekonomi bakanı. Ona uygun Merkez Bankası yönetimi ve diğer ekonomi yönetimlerini de şekillendirdiler. Mehmet Şimşek’in temel ekonomi politikası ise liberal ekonomiyi düşürme politikası olarak belirlendi. Mehmet Şimşek’te sorunu talep fazlalığında gördü. Ve dedi ki ‘öyle bir talep var ki, piyasalarda bu oluşan talep ve para fazlalığı enflasyonu tetikliyor, yukarıya çıkartıyor’ buna yönelik önlemler alarak bugüne kadar geldik. Peki biz ne gördük bu politika sonucunda? Enflasyonu devraldığı Haziran 2023’te enflasyon oranı yüzde 38 idi. Enflasyonla mücadele adı altında uygulanmaya başlanan politikalar sonucunda enflasyon yüzde 38’den yüzde 70’e dayandı. Hatta halkın daha yakından ilgilendiği gıda, giyim, ulaşımdaki hissedilen enflasyon, aslında yüzde 70’ten çok daha yüksek yerlerde” değerlendirmesinde bulundu.
TEFECİ PARASI İÇİN
Yaz aylarında enflasyonda bir düşüşün olacağını söyleyen Topkurulu ama bu düşüşün gerçek bir anlamda bir düşme olamayacağını ifade etti. Topkurulu, “Mehmet Şimşek’e göre aslında haziran ayında itibaren enflasyon düşmeye başlayacak. Peki ne olacakta enflasyon düşmeye başlayacak? Uyguladıkları politikalarla ‘piyasadan likiditeyi çektiler ve bu likiditenin çekilmesi sonucunda da fiyatlar düşmeye başlayacaktı’ anlayışıyla hareket ediyorlardı. Bu politikanın gerçek olmadığını görüyoruz. Yıllık enflasyon haziran ayından itibaren baz etkisi dediğimiz sebepten dolayı düşmeye başlayacak. Artı özellikle yaş sebze piyasasında doğal olarak mevsime girişi nedeniyle düşen fiyatlar da enflasyonun düşüşüne destek olacak. Ama bu düşüş gerçek anlamda bir düşme olmayacak. Peki, o zaman neden bir yıl bu politika izlendi ve enflasyonun ancak böyle düşebileceği insanlara anlatıldı. Çünkü esas neden Türkiye’den iki-üç yıl boyunca kovulmuş bulunan altına çiziyorum kovulmuş bulunan sıcak paranın yani Londra ve New York tefecilerinin paralarının Türkiye’ye tekrar geri sokulma sürecinin oluşturulması gerekiyordu. Bunun için enflasyon yükseltildi. Çünkü 2022 Ekim ayında yüzde 38 olan enflasyon bir düşüş ivmesi yakalamıştı devraldıklarında enflasyon yüzde 38 idi” diyerek sözlerini noktaladı.
HABER MERKEZİ