EKONOMI

Vergi ve enflasyon 17 milyon işçinin ücretini eritti

İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği, DİSK-AR’ın verilerine göre 2026’nın ilk dokuz ayında SGK’lı işçilerin vergi ve enflasyon kaynaklı toplam kaybının 2,25 trilyon TL’ye ulaştığını belirtti
Yazı Boyutu

Türkiye’de artan hayat pahalılığı, enflasyon ve vergi yükü çalışanların alım gücünü düşürürken, İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği (İPSD) DİSK-AR’ın ücret kayıplarına ilişkin verilerini paylaştı. Derneğin açıklamasına göre, 2026’nın ilk dokuz ayında SGK’lı işçilerin enflasyon ve vergi dilimleri nedeniyle yaşadığı toplam gelir kaybı 2,25 trilyon TL’ye ulaştı. Ortalama bir işçinin eylül ayında 22 bin 401 TL, yılın ilk dokuz ayında ise 131 bin TL kaybettiği belirtilen açıklamada, 17,2 milyon işçinin ücretinin yüzde 48,9’unun vergi ve enflasyon nedeniyle eridiği ifade edildi. İPSD, ortalama işçi ücreti üzerinden yapılan hesaplamanın asgari ücretli, emekli ve işsizlerin yaşadığı geçim sıkıntısını tam olarak yansıtmadığını savundu. İşsizlik maaşına başvuranların yarıdan fazlasının ödenek alamadığını belirten dernek, işsizlik, enflasyon ve hayat pahalılığının emekliden asgari ücretliye, öğrenciden çocuğa kadar toplumun geniş kesimlerini yoksullukla karşı karşıya bıraktığını söyledi. Türkiye’nin yoksullukta “Hint fakirleriyle yarışır” duruma geldiğini öne süren İPSD, yüksek vergiler, düşük ücretler ve enflasyonun çalışanların sofrasını daralttığını belirtti.

VERGİ VE ENFLASYON ÜCRETLERİ ERİTİYOR

Vergi dilimleri ile yüksek enflasyonun çalışanların gelirlerinde büyük kayıp yarattığını belirten İPSD, “Türkiye tarihine geçen 826 milyar liralık fon vurgunu konuşulurken, DİSK-AR raporu emekçilerin yaşadığı tabloyu ortaya koyuyor. 2026’nın ilk dokuz ayında SGK’lı işçilerin enflasyon ve adil olmayan vergi dilimleri yüzünden kaybettiği 2,25 trilyon TL, fon skandalının 2,7 katını aştı. Ortalama bir işçi eylül ayında 15 günlük çalışmasını vergiye ve enflasyona vermiş oldu. DİSK-AR ortalama işçi ücretini baz alıyor. Açlık sınırının altında kalan asgari ücretli ile emeklilerin durumu ise çok daha ağır. Enflasyon ve yüksek vergiler yalnızca cüzdanı boşaltmıyor, sofrayı da daraltıyor. İlköğretim çağındaki her dört çocuktan birinin yoksulluk nedeniyle okula aç gidip aç döndüğü bir tabloyla karşı karşıyayız. Çocukların geleceğine, eğitimine ve dengeli beslenmesine kaynak ayrılması gerekirken, hayat pahalılığı toplumun bütün kesimlerini daha ağır koşullara itiyor” dedi.

İŞSİZLİK ÖDENEĞİNE ULAŞMAK ZORLAŞIYOR

İşsizliğin emekçiler açısından en ağır sorunların başında geldiğini vurgulayan İPSD, “İŞKUR verilerine göre 2026’nın ilk sekiz ayında işsizlik maaşı için başvuranların sayısı 1 milyon 220 bin 761’e ulaştı ancak yalnızca 563 bin 809 kişi ödenek alabildi. Başvurular yüzde 3,05 artarken, ödenekten yararlanma oranı yüzde 46,2’ye geriledi. Başvuranların yarısından fazlası işsizlik ödeneğinden yararlanamadı. Bir yanda 4,5 milyonu geçen, ne okulda ne işte ne de iş arayan gençler var; diğer yanda işsizlik ödeneğine ulaşamayan geniş bir kesim bulunuyor. İşsizlik, enflasyon ve hayat pahalılığı emekliden asgari ücretliye, öğrenciden çocuğa kadar toplumun tüm kesimlerini yoksullukla karşı karşıya bıraktı. Bu sorunların aşılması için üretime dayalı ekonomi politikalarının hayata geçirilmesi, kamu kaynaklarının toplumun ihtiyaçlarına ayrılması ve emekçilerin örgütlü mücadelesinin güçlendirilmesi gerekiyor. Örgütsüz halk köle halktır, örgütlü halk yenilmez” ifadelerini kullandı.