EKONOMİ

Zeytinde rekor var, çiftçiye bereket yok

Zeytin rekoltesindeki rekor artışa rağmen açıklanan fiyatlar karşısında üreticinin çaresiz kaldığını ifade eden Dr. Hakan Çakıcı plansızlık yüzünden artan üretimin çiftçi için cezaya dönüştüğünü belirterek sektörde tam bir bolluk içinde yokluk yaşadığını söyledi
Yazı Boyutu

KEMAL ÖZKURT - Türkiye’nin zeytin üssü konumundaki İzmir ve Manisa’da 2026–2027 zeytin sezonu, yükselen rekolte beklentisine rağmen düşen alım fiyatları ve katlanan üretim maliyetlerinin gölgesinde başladı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Bitkisel Üretim Tahmini verilerine göre; geçen yıl 2 milyon 450 bin ton olan zeytin rekoltesinin bu sezon yüzde 55,7’lik rekor bir artışla 3 milyon 814 bin tona ulaşması beklenirken, sahadaki alım fiyatlarının maliyetlerin çok gerisinde kalması üreticiyi isyan ettirdi.

Açıklanan rakamlarla üreticinin gübre, mazot, ilaçlama ve sulama gibi temel girdi maliyetlerini karşılamasının imkânsız hale geldiği belirtilirken TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, “Zeytin üretiminin yüzde 55,7 artarak 3,81 milyon tona ulaşması beklenirken, üreticinin dalındaki ürünü toplama maliyetini bile karşılayamaması büyük bir çelişkidir. Sektörde tam bir bolluk içinde yokluk paradoksu yaşanmaktadır” dedi.

Üretimin artmasının gıda güvencesi ve ihracat geliri adına büyük bir avantaj olması gerekirken plansızlık yüzünden cezaya dönüştüğüne dikkat çeken Çakıcı, “Bu durum, tarımsal üretim planlamasının kâğıt üzerinde kaldığının en net göstergesidir. Mevcut politikalar düzeltilmezse üretici zeytinliklerine bakmayı bırakacak, bu alanlar rant ve imara açılma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır” diye konuştu.

FİYAT TOPLAMA MALİYETİNİ BİLE KARŞILAMIYOR

2026 yılı için açıklanan zeytin fiyatlarının kabul edilemez olduğunu belirten Hakan Çakıcı,”2026 sezonunda Domat zeytininin dane iriliğine göre 15-60 TL, yağlık zeytinin ise 10 TL seviyesinde açıklanması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kabul edilemez bir tablodur. Maliyet ve fiyat arasındaki bu kopukluk nedeniyle; sadece bir günlük tarım işçisi masrafı hesaba katıldığında, 10 TL’lik yağlık zeytin fiyatı ürünün dalından toplanma maliyetini bile karşılamamaktadır. Üreticinin hasadı durdurma kararı duygusal bir tepki değil, rasyonel ve iktisadi bir zorunluluktur. Bu tablonun yaratacağı agro-fizyolojik riskler de göz ardı edilmemelidir. Ürünün maliyet nedeniyle dalında bırakılması, ağacın bir sonraki yıl fizyolojik olarak strese girmesine ve zeytin sineği gibi zararlı popülasyonunun artmasına zemin hazırlar. Sonuçta, açıklanan bu rakamlarla üreticinin gübre, mazot, budama, ilaçlama ve sulama gibi temel girdi maliyetlerini karşılaması matematiksel olarak imkânsızdır” diye konuştu.