Sayfa Yükleniyor...
Dünyada üretilen gıdanın yüzde 50’sinin çöpe gittiğinin altını çizen TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Uğur Toprak, “300 milyon ton çöpe gidiyor” dedi
NURETTİN BAKİ-ÖZEL HABER
Enflasyon rakamlarını yükselten gıda ürünlerinin başında gelen sebze-meyvenin çöp bidonlarındaki ağırlığı her geçen gün artıyor. Kurulan pazarların ardından yerlerde tonlarca sebze-meyve görmek mümkün. Durum marketlerde de farklı değil. Her markete yakın çöp bidonlarında ambalajı bile çıkarılmayan sebze-meyveyle dolu. Bu durum ürün bolluğundan mı yoksa başka sebepleri mi var? Sektör temsilcilerine sorduk. Öte yandan çöpteki meyve ve sebzelerin son 1 yıldaki fiyat artış/azalışı ise şöyle; marul yüzde 22,8 kabak yüzde 20,6 havuç yüzde 20,5 domates yüzde 14,4 salatalık yüzde 9,5 maydanoz yüzde 6 elma –yüzde 2,9 limon –yüzde 18.
GIDANIN YÜZDE 50 ÇÖPE GİDİYOR!
Dünyada üretilen gıdanın yüzde 50’sinin çöpe gittiğinin altını çizen TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Uğur Toprak, “Dünyada üretilen gıdanın 1/3’ü (yaklaşık 1,3 milyar ton) atık ya da kayıp edilmektedir. Tüketilen gıdanın yüzde 50’si olan 300 milyon ton gıda maddesi çöpe atılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde gıda israfı gelişmemiş ülkelerden daha fazladır. Gelişmekte olan ülkelerde gıda atığının yüzde 40’ı hasat sonrası ve işleme seviyelerinde gerçekleşirken, sanayileşmiş ülkelerde kayıpların yüzde 40’ından fazlası perakende ve tüketici düzeyinde gerçekleşir. Perakende seviyesinde büyük miktarlarda gıda, görünümü gereğinden fazla vurgulandığı için kalite standartları nedeniyle atık olmaktadır. Gıda kaybı ve atıklar aynı zamanda su, toprak, enerji, emek ve sermaye, gereksiz ölçüde sera gazı gibi kaynakların büyük oranda boşa gitmesine ve küresel ısınma ile iklim değişikliğine katkıda bulunmasına sebep olmaktadır” diye konuştu.
YETERLİ DENETİM ŞART!
Gıdanın çöpe gitmesinin nedenlerini sıralayan Toprak, şunları söyledi: “Gıda kayıp ve atıklarını hasat öncesi durum, hasat edilemeyen kısım, hasat, işleme, paketleme, depolama, taşıma, perakende kısım ve tüketim olarak aşamalandırabiliriz. Ülkemiz de gıda israfında benzer bir tablo sergilemektedir. Örneğin; semt pazarlarında, manavlarda, zincir marketlerde satılan meyve-sebzenin büyük miktarlarda çöpe gittiğini görüyoruz. Bu gıda kayıplarının tüketime kadar olan kısmını göstermektedir. Bu durumla ilgili; Ülkemizde tarım üretiminin yeteri kadar planlı, kontrollü ve denetimli olmaması, özellikle son yıllarda, sosyal medyanın da etkisiyle giderek artan, ürünlerde şekilcilik diyebileceğimiz hatalı algı. (şekli düzgün değilse kötü ve bozuk üründür) Vatandaşın düşük alım gücü sebebiyle alınamayıp elde kalan ürünler. Stok kontrol ve satış planlama hataları, gıdaların uygun olmayan koşullarda saklanması sebebiyle tazeliğini yitirmesi ve hatta çürümeye başlaması gibi sebepleri sıralayabiliriz.”
BU DURUMUN ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR!
“Yapılacak iyi uygulamalarla bu durumun kolaylıkla önüne geçilebilir” diyen Toprak, “Öncelikli olarak çöp ile atık arasındaki farkın bilinmesi gerekmekte, her şekli çok düzgün(!), rengi biraz değişmiş, vs. ürün çöp olarak değerlendirilmemelidir. Son tüketim noktalarında bu tarz ürünlerle ilgili hemen gün içinde ya da 1-2 gün içinde düzenlenecek ve uygun fiyatla desteklenmiş hızlı tüketim kampanyası benzeri uygulamalarla daha fazla vakit geçirmeden bu ürünlerin satışı gerçekleştirilebilir. İlgili kurum ve kuruluşların yürütecekleri sosyal sorumluluk kampanyalarıyla tüketilebilir durumdaki gıdanın aşevi, vs gibi tüketim noktalarına bağışlanması sistemi geliştirilebilir. Yine benzer sosyal sorumluluk projeleriyle meyve-sebzenin tüketilemez olarak düşünülen kısımlarının son tüketimde nasıl kullanılabileceği ile çalışmalar yürütülüp vatandaşın bilinçlenmesinin ve algısının değişmesinin önü açılabilir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın FAO ile ortak başlattığı ‘Gıdanı Koru’ projesi gibi projelerin çoğalması ve etkinliğinin artırılması sağlanabilir” ifadelerine yer verdi.
DENETİMLER SIKLAŞTIRILMALIDIR!
Sıkı denetimlerle kayıpların minimuma indirilebileceğini de belirten Toprak, “Ülkemizde gıda kayıpları kısmı genel olarak tüketime kadar olan işlemlerde gerçekleşmektedir. Bu kısımdaki kayıpları minimuma indirebilmek için aile çiftçiliği ve kooperatifleşme desteklenmelidir. Tarım ve Orman Bakanlığı çiftçilerimizi bilinçli tarım konusunda ziraat mühendislerini istihdam ederek bilgilendirmeli, eğitmeli ve denetlemelidir. Özel sektör gıda işleme sırasında gıda mühendislerinin bilgi ve birikimlerinden faydalanılmalı ve kaybı en az seviyeye ulaştıracak önlemleri alınmalıdır. Yine Tarım ve Orman Bakanlığı gıda mühendislerini istihdam ederek denetimleri sıklaştırmalı, gıda ve halk sağlığı güvenliğini güvence altına almalıdır” şeklinde konuştu.
Haber Merkezi