Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde 3 Eylül 2017’de kaybolan Osman Güler’in öldürüldüğü iddiasıyla açılan davada ilk duruşma görüldü. Pamuk tarlasını sulamak için evden çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Güler’in kaybolmasına ilişkin davada, üç sanık tutuklu yargılanıyor. Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanıklar, tanıklar, avukatlar ile Osman Güler’in annesi Zehra ve babası Lütfü Güler katıldı.
OSMAN GÜLER 2017’DEN BU YANA KAYIP
Çınar ilçesinin kırsal Beşpınar Mahallesi’nde yaşayan Osman Güler, 3 Eylül 2017’de pamuk tarlasını sulamak için evden ayrıldı. Ailesinin başvurusu üzerine bölgede arama yapan jandarma ekipleri, Güler’e ait herhangi bir ize ulaşamadı. Aile, 2019 yılında Güler’in kaçırıldığı iddiasıyla şikayetçi oldu.
İlk aşamada somut delil elde edilemediği için ilerleme sağlanamayan dosya, 2022’de Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) tarafından yeniden ele alındı. Telefon kayıtları, HTS verileri, baz istasyonu sinyal bilgileri ve şüphelilerin ifadeleri yeniden incelendi. Çalışmaların ardından soruşturma, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlamasından “kasten öldürme” kapsamında değerlendirildi.
Soruşturma kapsamında bu yıl 12 ve 13 Şubat tarihlerinde sekiz şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden biri serbest bırakılırken, dördü adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Selahattin Akbuğa ile kardeşleri Halil İbrahim Akbuğa ve Muhammed Akbuğa, “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı.
İKİ AİLE ARASINDAKİ HUSUMET GÜNDEME GELDİ
Dosyada, Osman Güler’in kardeşi Burak’ın evlenmek istediği R.A.’nın ailesinden dört kez istendiği ancak olumsuz yanıt alındığı belirtildi. R.A.’nın daha sonra evlenmek amacıyla evden kaçarak Güler ailesinin yanına gitmesi üzerine iki aile arasında husumet oluştuğu öne sürüldü.
Duruşmada savunma yapan R.A.’nın babası Selahattin Akbuğa, kızının Osman Güler’in ağabeyi tarafından kaçırıldığını, ancak daha sonra ailelerin barıştığını iddia etti. Osman Güler’in kaybolmasıyla ilgisinin olmadığını savunan Akbuğa, olay günü evinde olduğunu öne sürdü.
Akbuğa, “Osman’ın ağabeyi benim kızımı istemeye geldiler. Ben de tanımadığım için vermedim. Daha sonra kızımı kaçırdılar. Ben babasını çağırdım, ‘Kızımı getirin, gelin isteyin’ dedim. Getirdiler, barıştık. Evlendiler. Onlardan para da istemedik. Aradan 7-8 ay geçti. Ben evde yatarken karakoldan aradılar. Osman’ın kaybolduğunu söylediler. Ben de ‘Haberim yok’ dedim. Hiç kimseden para da istemedim, tehdit de etmedim. Olay günü evdeydim, yatıyordum. Gün içinde Çınar’a da gittim. Benim kimseyle husumetim yok” dedi.
Diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmeyerek olayla ilgilerinin bulunmadığını savundu.
BABA LÜTFÜ GÜLER: “BİZİ TAKİP ETTİLER”
Duruşmada söz alan Lütfü Güler, kendisinin ve oğullarının olay öncesinde takip edildiğini ileri sürdü. İki aile arasında yaşananları anlatan Güler, kendisinden 160 bin TL istendiğini ve tehdit edildiğini iddia etti.
Güler, “Sanıkların tümünden şikayetçiyim. Hepsi yalan söylüyor. Olayın başlangıcında 2 genç birbirini sevdi. Kızı 4 defa istedim, vermediler. R.A. daha sonra kaçtı. Babası bizi aradı, ‘Kızımı siz mi kaçırdınız’ dedi” ifadelerini kullandı.
Kendisinden para istendiğini öne süren Lütfü Güler, 40 bin TL gönderdiğini ancak paranın birkaç gün sonra evine geri geldiğini söyledi. Güler ayrıca Selahattin Akbuğa ve oğullarının aylar boyunca evlerinin çevresinde dolaştığını ve kendilerini takip ettiğini iddia etti. Bir olay sırasında önünün kesildiğini ve kendisine silah doğrultulduğunu da öne sürdü.
“9 YILDIR OĞLUM ORTADA YOK”
Osman Güler’in kaybolduğu günü anlatan baba Lütfü Güler, oğlunun tarlaya gitmek istediğini, kendisinin birlikte gitmeyi önerdiğini ancak oğlunun tek başına gittiğini söyledi. Hava karardıktan sonra tarlaya gittiğinde oğlunu bulamadığını belirten Güler, traktörün çalışır durumda olduğunu ifade etti.
Sanıklardan şikayetçi olduğunu ve davacı olduğunu vurgulayan Lütfü Güler, “Bu aile ile aramızda başka bir husumetimiz yoktur. 1939’dan beri Bulgaristan göçmeniyiz. Sanıklardan şikayetçiyim ve davacıyım. 9 yıldır oğlum ortada yok. 9 yıldır her gün ölüyoruz” dedi.
SANIK AVUKATINDAN TAHLİYE TALEBİ
Sanık avukatlarından Muhammet Can Kocakap ise dosyanın varsayımlar ve duyumlar üzerinden yürütüldüğünü savundu. Müvekkillerinin olayı gerçekleştirdiğine ilişkin somut delil bulunmadığını öne süren Kocakap, sanıkların tutuklu kaldıkları süreler dikkate alınarak tahliye edilmelerini talep etti.
DURUŞMA 28 OCAK 2027’YE ERTELENDİ
Tarafların savunmalarını dinleyen mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. R.A. ile bazı tanıkların dinlenmesine hükmeden mahkeme, davayı 28 Ocak 2027 tarihine erteledi.


0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın