- Gündem
- 21.04.2025 19:27
DSP Genel Başkanı Masum Türker, partisinin İzmir İl Başkanlığını ziyaret ederek genel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Seçim bildirgesinden de örnekler veren Türker, hükümeti eleştirdi
ANIL YIKGEÇ
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, DSP İzmir İl Başkanlığında gerçekleştirdiği basın toplantısında 7 Haziran 2015 seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türker, geçtiğimiz günlerde kamuoyuna duyurulan seçim bildirgesinden de örnekler verdi.
DSP Genel Başkanı Türker, Türkiyede son 10 yıldır yavaş yavaş sevgisizlik, ötekileştirme, toplumu kutuplaştırarak yönetme anlayışı dolayısıyla ciddi bir yozlaşma yaşandığını ifade etti. Bunun sermaye dağılımını da etkilediğini belirten Türker, Bugün burada 7 Haziran seçimleri için DSPnin seçim bildirgesini tanıtmak için toplandık. Ankarada tanıtım yapmamıza rağmen bildirgemiz medya mensuplarına yeterince dağıtılmadığı için farklı yorumlanabiliyor. Türkiyede son 10 yıldır yavaş yavaş sevgisizlik, ötekileştirme, toplumu kutuplaştırarak yönetme anlayışı dolayısıyla ciddi bir yozlaşma yaşandı. Bu sermaye dağılımında görüldü. Yandaş ya da yurt dışından sırf rant peşinde koşan uluslararası nitelikte yandaşlara kaydırıldı. Otellerde yapılan yatırımlarda bunları gördük. Türkiyenin sahip olduğu stratejik kurumları yavaş yavaş devrettik.
ABDDE BİLE KAMU SEKTÖRÜ YÜZDE 52
Bu kurumların devredilmesinin ne kadar yanlış olduğunu birkaç hafta önce elektriklerin kesildiği gün yaşadık. Enerji Bakanı ve Başbakan bu tür kesintileri Amerikanın bazı eyaletlerinde ve başka ülkelerde olduğunu söyledi. Arkasından yapılanları hiç söylemediler. ABDde o kesintileri yapan özelleştirilmiş kurumlar tekrar devletleştirildi ve geriye alındı. Kapitalizmin beşiği olan ABDde kamu sektörü yüzde 52 oranındadır. Bunlar göz ardı edilmektedir. Türkiyenin karlılık yapan, kontrol edilmesi gereken kurumları elden çıkarılmaktadır. Milli piyango bile özelleştirildi dedi.
Türkiyenin ekonomik durumunu eleştiren Türker iki önemli sorun olan yoksullaşma ve işsizliğin kronikleştiğini belirtti. Türker, Türkiyede 10 yıldır yoksullaşma ve işsizlik her geçen gün artan bir oranda ve toplumun hemen hemen tamamına yayılmaktadır. 18 milyona yakın kişi yoksulluk sınırının ya altında ya da sınırındadır. Bu kadar çok yoksulluğun, işsizliğin arttığı bu ülkede neden insanlar sessiz? Uygulanan ekonomik politika bu amacı güdüyordu ve amacına ulaştı. Bireylerin gelirleri düşük tutuldu. İşçi, çiftçi, emeklinin geliri arttırılmadı ama kredi imkanları sağlandı. Bireyler gelir elde ederek değil borçlanarak yaşamaya başladı. 2007 yılı seçimlerinden sonra sonuçları görüldü. Kamuoyuna iktidar değişirse istikrar bozulur faizler artar denildi. İnsanlar korkutuldu. 2011 seçimlerin de de böyle oldu. İnsanlar köleleştirildi. Bu seçimlerde insanlar ya köleleşmeye devam edecekler ya da özgürleşmeye devam edecekler. Biz seçim bildirgemizde toplumu ve kişileri özgürleştirmeyi amaçladık ifadelerini kullandı.
ASGARİ 2 BİN, EMEKLİ 2 BİN 600 TL OLMALI
Asgari ücrete ilişkin de konuşan Türker, Asgari ücretin en az 2 bin lira olması gerektiğini söyledik. Halkın çoğunluğuna para dağıtırsanız çarpık olan vergi sistemi dolayısıyla yüzde 18 KDV ve ÖTV olarak geri gelir. Benim bakanlığım döneminde biz memura yüzde 25 zam olarak verdik. Kaynaklar çarçur ediliyor diye herkes ayağa kalktı. IMF bile tepki gösterdi. Bu para geri gelecek dedik. Sonra IMF bizden özür diledi. Verdiğimiz para 5 kez el değiştirdikten sonra bize geri geldi. Faizciye rant elde edene verseydik o para piyasaya çıkmazdı. Asgari emekli maaşının 2 bin 600 olması gerekir. Maliye Bakanı başta olmak üzere herkes Hesaplar yapıp kaynaklar çarçur edilecek diyorlar. İstedikleri yerde tartışmaya hazırım diye konuştu.
Eğitim sistemi hakkında da konuşan Türker ayrıca Türkiyenin Avrupa Uzay Kurumuna üye olmamasını eleştirdi. Özellikle eğitim sisteminin düzeyine dikkat çeken Türker, Seçim bildirgemiz eğitime ağırlık vermektir. Üniversite lise düzeyine lise ortaokul düzeyine düşmüş durumda. 4 artı 4 artı 4, geri gidişi göstermektedir. Cumhurbaşkanı 12 yıllık eğitim sistemini dile getirenleri imam hatipleri kapatmak istiyor diyerek korkutuyor. Türkiye şu anda uzay teknolojisinde Avrupa Uzay Kurumuna üye olmayan tek ülkedir. Buna hemen önem verilmesini, Avrupa Uzay Kurumuna üye olunması gerektiğini düşünüyoruz. Bu faaliyetlerin dışında kaldığımız zaman Avrupa birliğindeki gibi sonradan girmek istediğimizde girişimiz zorlaşır dedi.
İZMİRİN STADLARININ YAPILMASI ÖNEMLİ
İzmir ile ilgili birçok projeleri olduğuna da vurgu yapan Türker, İzmirin Süper Ligde futbol takımı olmamasına da değindi. DSP Genel Başkanı Türker, Bugün İzmirin en büyük stadında cumhurbaşkanı bir toplantı düzenleyecek. Oysa bu statlar futbol oynamak için yapılmıştır. Maalesef oynayamaz hale gelmiş etkinlik dışı kalmıştır. İzmir Süper Ligde temsil edilmez noktaya gelmiştir. Biz parti olarak bütün statların yapılmasını öne alarak İzmirin eskiden olduğu gibi futbolun beşiklerinden olmasını sağlayacağız. İktidarda görev alırsak uluslararası müsabakalara açılarak tekrar futbolun yeşermesini sağlayacağız. Umarız İzmirdeki tüm sporseverler destekler ifadelerini kullandı.
TÜRKİYENİN DSPYE İHTİYACI VAR
Partisinin hedefi hakkında bilgi veren Türker seçim ön görüsünde de bulundu. Türker şunları söyledi: Hedefimiz barajı aşmaktır. 2007 yılından sonra kamuoyunda yaratılan baskının etkisinde kaldık. Partimiz seçime girmedi CHPyi destekledi. Bir parti bir partiyi desteklediği zaman 2 dönem geçmedikçe seçmenini geri kazanamıyor. Aman oylar bölünmesin verdiğiniz her oy AKPye gidiyor deniyor. CHPye verilen bazı yolar AKPye gitti. Edirneden seçilen milletvekili CHPden istifa etti AKPye geçti. Adanadaki milletvekili doktordu CHPden seçildi AKPye geçti. Bu konuda oylar AKPye veriliyor mantığının iflas ettiğini düşünüyoruz. Seçim takvimi daha başlamadan CHPyi ziyaret ettik. Gelin SYRİZA modeli yapalım, soldaki partileri toplayın dedik. Onlar, Hayır biz istemiyoruz ama partinizi kapatın dedi. Özellikle her yerde söylüyorum. Türkiyenin ciddi bir şekilde DSPye ihtiyacı var. Barış süreci adı altında karmaşa var. Güneydoğunun bazı yerlerinde gündüz polis asayiş sağlarken gece PKK sağlıyor. Demokratikleşmeden bahsetmek söz konusu değil. İktidar partisi bile orada seçim bürosu açamıyor. Bu seçimde 3 ayrı baraj var. Yüzde 10 barajı milletvekili seçilmesi için, yüzde 3 devlet yardımı için, partilerin oyları yüksek olduğunda da medya barajını yıkmış oluyor. Medya belli oyu, reytingi olan partilere ilgi gösteriyor. Bizim amacımız partimizi parlamentoya sokmaktır. Genel anlamda AKPnin tek başına iktidar olma şansı düşüktür. CHP büyük bir koalisyondan bahsediyor. AKP koalisyon değil, azınlık hükümeti kurdurup erken seçim diyor.