Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğretmenlere önlük zorunluluğu ve mazerete bağlı yer değişikliği kontenjanlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Tekin, "Öğretmen arkadaşlarımız okul içerisinde önlükle olmalı. Bir veli olarak rahatsız olduğum kıyafetler var. Sömürgeci bir ülkenin bayrağını reklam edecek şekilde gidiyorsa bu beni rahatsız eder" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir televizyon programının canlı yayınında gündeme dair soruları yanıtladı.
Bakan Yusuf Tekin'in açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"Yaşam hakkını güvence altına alacak bir dünya inşa edilmesi gerekiyor. Eğitim sistemleri bu sorumluluğunu ihmal etmiyor ise savaşlar ve insan hakları ihlalleri neden oluyor.
Önce eğitimde iyi olmayı niçin yapıyoruz insana insanca yaşayabileceği bir dünya için. Eğer eğitim sistemleri başarılı olsaydı, bakın dünyanın her yanında Batı'da Doğu'da insan haklarını tartışıyoruz. Eğitim sistemleri asli işini ihmal ediyor demektir. Türkiye Yüzyılı maarif modeline bunu koyduk.
AKRAN ZORBALIĞI
Okullarımızda akran zorbalığıyla ilgili yaptığımız araştırmalarda çocuklarımızın yüzde 80'e yakını sosyal medya platformları üzerinden konuşuyoruz. Şiddetin büyük oranda beslendiği yerler buralar. Çocuklarımız kimin çocuğu olarak yetişiyor. Çocuklarımıza nasıl bir kimlik inşa edilmesi gerektiğini verileri kim sunuyor. Branşların tamamında puanını artıran tek OECD ülkesiyiz.
İlkokul öğrencilerinin çoğu ölümün bir kayıp olduğunu göremiyorlar. Okullarda güvenlik ve eğitimin içeriği anlamında üzerimize düşen neyse yapacağız, yapacağız. Maarif modelinde zaten öne çıkan bunlar, milli değerler.
Bu bir salgın halini aldı. Bunu sadece polisiye tedbirlerle, bir sürü tedbir aldık. Tek başına okullarda alınan tedbirler yeterli değil, başka alanlarda başka paydaşlarla yapmamız lazım. En önemli paydaşlar aileler. Aileleri sürece dahil etmek için 'Ebeveyn Okulu' açtık.
İlkokul öğrencisi evinde babasının silahına erişip onu okula götürebiliyorsa eğer ebeveynlerin de sürece dahil olması gerektiğini düşünüyor. Teknoloji firmaları da daha insanca yaklaşmalı. 7 Bakanlık olarak bir eylem planı yaptık. Herkesin üzerine bir sorumluluk düştüğünü fark etmemiz lazım. Herkesin aklına gelebilecek tedbirleri okullarda aldık.
Şubat itibarıyla farklı bir çözümle kamuoyunun önünde olacağız. 25 bine yakın bahçe görevlisi okullarımızda istihdam edildi. Her okulu alınması gereken güvenlik tedbirleri bakımından kategorize edilmesi gerekiyor. 7 Bakanlık eylem planında tedbirleri biraz daha artırdık.
Tedbirlerimiz bahçe duvarının varlığından tutun, eğer varsa orada elektronik sistemler inşa etmek, okul bahçesinde güvenlik kameraları oluşturmak gibi çok sayıda tedbir aldık.
RANDEVU SİSTEMİ
Veli randevu sistemi aldığımız tedbirlerden bir tanesi. Velilerimiz de okula geleceği zaman öğretmenlerimizin randevu verdiği saatte gelsin. Okul öğrencisi bile farklı giyindiğinde kapıdaki arkadaşımız fark etsin.
Öğretmen arkadaşlarımız okul içerisinde önlükle olmalı. Bir veli olarak rahatsız olduğum kıyafetler var. Sömürgeci bir ülkenin bayrağını reklam edecek şekilde gidiyorsa bu beni rahatsız eder.
Bir öğretmenimiz öğrencilerinin önünde LGBTİ ya da benzeri bir çağrışım yapacak bir şey giyse bu beni rahatsız eder. Öğretmenim öğrencilere bir marka dayatması yaparsa bu beni rahatsız eder. Sosyal medyada bir öğretmenimizin kıyafeti konuşulduğunda bütün öğretmenlerimiz zan altında kalıyor.
Biz çok büyük bir aileyiz ve öğretmen arkadaşlarımızın yer değişikliği tercihleri var. Bir öğretmenimiz eş ve aile sebebiyle bir başka ile gitmek istiyor. Fakat yer değişikliği yapılabilmesi için bir açığın olması gerekiyor. Açık olan bütün okulları yer değişikliği başvuru süresinde açıyoruz.
Yüzde 80 karşılıyoruz. Bir kısım öğretmenlerimiz de 5-6 yıldır uygulanan istisnai durumlar nedeniyle ihtiyaç olmasa da mazereti olan öğretmenleri yerleştiriyoruz. Bu yıl bunu yapmayacağımızı ama boş kadrolarımızın olduğu okullara tüm öğretmenleri alacağımızı söyledik.
Eğitimde fırsat eşitliği ve yüksek öğrenimin yaygınlaşmasıyla beraber zorunlu eğitimin kısalması gerektiği tartışıldı. Türkiye'de de böyle bir tartışma yapılması gerektiğine dair düşüncelerimi paylaştım. 12 yıl zorunlu eğitim var ve bir çocuk 4 yıllık bir lisans eğitimi aldığını düşünürsek 17 yıl eğitimde geçmiş oluyor bu epey uzun bir süre.
Çocukların sosyal hayata atılmasını, hayta entegre olmasını sadece biz değil bütün ülkeler tartışıyor. Bu tartışmayı Türkiye'de yapalım dedik. Önümüzdeki dönemde mutlaka gündeme gelecektir. O zaman ki ana muhalefet lideri tartışmayı yanlış anladı.
Biz sadece 2025'te başarılı olmadık. 38 OECD ülkesi içinde hiçbir alanda ilk 30'a giremedik. 2015'ten itibaren istikrarlı bir yükseliş 2025'e geldiğimizde büyün branşlar içinde ilk 15 içindeyiz."


0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın