Sayfa Yükleniyor...
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Ege Bölge Yönetme Kurulu Başkanı Ali Hepşen, yaklaşan yaz sezonu öncesi bölge turizmini değerlendirerek, Rus krizinden Ege Bölgesi'nin az da olsa etkilenebileceğini ama umutların kaybedilmediğini söyledi
EMİRCAN IŞILDAK
Rusya ile yaşanan kriz sonrası, yaklaşan ilk yaz sezonunun nasıl geçeceği tüm turizmcilerin ortak sorusu olarak öne çıkıyor. Turizmcilerin erken rezervasyon kampanyalarına hız verdiği şu günlerde, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Ege Bölge Yönetme Kurulu Başkanı Ali Hepşen, turizmde yaşanan endişeleri değerlendirdi.
Bölge turizmi açısından Rus krizinin etkisinin çok fazla yaşanmayacağını ifade eden Hepşen, Her şeye rağmen umutluyuz. Yapabileceğimiz en önemli hareket, agresif tanıtma olacaktır dedi.
RUSLAR 18. SIRADA
Hepşen, Rus krizinden Ege Bölgesinin az da olsa etkilenebileceğini belirtti. Buna karşılık Batı ülkelerinden gelen ziyaretçilerin bölgede daha üst sıralarda yer aldığını hatırlatarak, Rusya ile yaşanan kriz ortamı tabi ki de ülkemizdeki her bölge gibi başta İzmir olmak üzere Ege Bölgesini de etkileyecektir. Fakat ağırlıklı olarak İzmir turizmi açısından olaya bakacak olursak, Rus ziyaretçilerin sıralamamızdaki yeri 18. İzmirde ziyaretçi sayısı bakımından ilk 5 sırayı, Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda ve İtalya alıyor. Dolayısıyla İzmir için Rusya ile yaşanan kriz, diğer bölgelerimize nazaran daha az hissedilecektir diye düşünüyorum yorumunu yaptı.
ANTALYA VE İZMİR KONSEPTİ FARKLI
Özellikle Akdeniz Bölgesindeki turizmcilerin iç pazarda daha rekabetçi bir tutum sergileyebileceğini ifade eden Hepşen, Antalya bölümü başta olmak üzere genel itibariyle Akdeniz Bölgesi, nitelikli oteller bakımından daha zengin bir durumda. Oradaki oteller Rus ziyaretçilerden dolayı yaşadıkları olumsuzluğu iç pazara yönelerek kapatma yoluna gideceklerdir. Bu doğrultuda agresif bir fiyat politikası izleyebileceklerdir. Bu durum da bölgemizdeki otelleri etkileyebilir. Ancak turizmciler de Amerikayı yeniden keşfetmiyorlar, mutlaka her türlü önlem ve çalışma içerisindeler değerlendirmesini yaptı. Tatil planı ve içeriği açısından Antalya ve çevresi ile İzmirin farklılıklar gösterdiğini söyleyen Hepşen, Antalya ve çevresindeki tatil konsepti ile Ege başta olmak üzere İzmirin tatil konsepti çok farklı çizgidedir. Antalya çevresi, daha çok her şey dahil olarak nitelendirdiğimiz otellerin ağırlığında, tatilin uzun bir süresini konakladığınız yerde geçirdiğiniz bir anlayışla tatil seçenekleri sunar. İzmirde ise oteller yalnızca konaklamak için kullanılır, tatil yaptığınız yerin tüm ambiyansı, doğal koşulları, halkıyla iç içe olursunuz. Örneğin bir Alaçatı, Foça tatili ile birlikte yaşamla birleşme gibi durum söz konusu olabiliyor dedi.
GÜVEN SORUNU VAR
Hepşen, tüm dünyada bir güven sorunu olduğunun altını çizerek, Yurtdışından gelen turistlerimizin nasıl etkileneceği ilerleyen dönemlerde daha fazla belli olacaktır. Şu an hemen hemen her ülke için çeşitli ekonomik ve siyasal sorunlar var. En önemlisi de güven sorunu var. Örneğin Pariste yapılan saldırılardan Fransa da çok etkilendi. İnsanlar kendi ülkelerinde, kendi yaşadıkları yerlerde tatillerini geçirebilirler. Böyle bir trend var. Herkes için yurtdışı turizminde iyi bir sene olamayabileceğini biliyoruz. Kısacası dünya turizminin şu dönemde en büyük handikabı güven sorunu olarak göze çarpıyor ifadelerini kullandı.
İÇ PAZARDA UMUTLUYUZ
Yurtiçi rezervasyonlarının olumlu seyrettiğine dikkat çeken Hepşen, Erken rezervasyon kampanyaları yurt genelinde başarılı geçiyor. Son olarak İstanbulda gerçekleştirilen fuarda da bunu görme şansımız oldu. Fuar son derece hareketli ve canlı geçti. Bu arada Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB işbirliği içerisinde, bankaların yerli turistimize piyasa koşullarının altında imkanlarla bir kredi kullandırması için çalışmalar yürütülüyor. Bu imkan da bir canlandırma yaratabilir. Biz iç pazarda bu sezonun olumlu geçeceğine inanıyoruz dedi. Hepşen ayrıca agresif tanıtmanın önemine de değinerek sözlerini şu şekilde sürdürdü: Turizm sektörü dalgalanmaların sıkça yaşanabildiği sektörlerin başında geliyor. Dünyada ve ülkelerde yaşanan ekonomik, siyasal ya da kültürel değişimler ve gelişmeler turizmi her dönem etkileyebilir, turizmin seyrini değiştirebilir. Bu dönemde de böyle bir sıkıntı ile karşı karşıyayız. Fakat her şeye rağmen umutluyuz. Turizmciler olarak yapmamız gereken en önemli şey, tanıtım faaliyetlerini artırmaktır. Tüm fuarlarda da buna özen gösteriyoruz. Agresif tanıtma, turizm sektörü için zararı en aza indirgeyecektir
Haber Merkezi