İLKSES TV'de yayınlanan 'Erdal Erek ile Gündem Özel' programına konuk olan Dailydrive Rent a Car Bölge Müdürü Server Varol, araç kiralama sektörünün görünmeyen sorunlarını anlattı. Kiralık araçların insan kaçakçılığı ve korsan taksicilik gibi suçlarda kullanılabildiğine dikkat çeken Varol, aracı kiralayan kişinin çoğu zaman hukuki sorumluluktan sıyrıldığını, buna karşın araç kiralama firmalarının hem maddi kayıp yaşadığını hem de uzun süren adli süreçlerle karşı karşıya kaldığını söyledi. Yüksek faiz oranlarının da sıfır araç yatırımlarını durma noktasına getirdiğini belirten Varol, sektörün kronikleşen sorunları için caydırıcı yasal düzenlemelerin artık kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
EN ÖNEMLİ SORUNLARDAN BİRİ: YÜKSEK FAİZ ORANLARI
Sektörde yaşanan sorunlara değinen Varol, “Zaman zaman araç hırsızlığı gibi olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bunun yanı sıra çeşitli suistimaller de yaşanabiliyor. Kiralanan bir araçla işlenen herhangi bir suç da bizi doğrudan etkiliyor. Çünkü böyle durumlarda araç emniyet tarafından inceleme kapsamında bir süre kullanıma kapatılıyor. Bu süreçte aracı yeniden kiraya veremiyorsunuz. Ayrıca suçla ilgili süreçte, aracı kiralayan firma olarak siz de çeşitli işlemlerin muhatabı oluyorsunuz… Son dönemde sektörün en önemli sorunlarından biri ise yüksek faiz oranları nedeniyle sıfır araç alımlarının ciddi ölçüde azalması. Bu yıl birçok büyük firma, önceki yıllara kıyasla çok daha az sayıda araç satın aldı. Bunun yerine mevcut araç filosunu kullanmaya devam etmeyi tercih etti. Oysa araç kiralama sektöründe ideal olan, bir aracı yaklaşık altı ay ile bir yıl arasında kullanıp 20 ila 40 bin kilometreye ulaştıktan sonra ikinci el piyasasında satarak filoyu yenilemektir. Ancak son dönemde ekonomik koşullar nedeniyle bu model sürdürülebilir olmaktan çıktı. Bunun birçok nedeni var ancak en belirleyici etkenlerden biri yüksek faiz oranları. Firmalar, yüksek maliyetlerle sıfır araç satın alıp daha sonra ikinci el satışından bekledikleri kazancı elde edemeyeceklerini düşünüyor. Bu nedenle yeni yatırım yapmak yerine mevcut filolarını korumayı tercih ediyorlar. Geçmiş yıllarla kıyaslandığında birçok firmanın araç alımını önemli ölçüde azalttığını görüyoruz. Bu durumun temel nedeni ise ekonomik koşullar” değerlendirmesinde bulundu.
SEKTÖRÜN KRONİKLEŞMİŞ PROBLEMLERİNDEN BİRİ
Korsan taksicilik meselesine de değinen Varol, “Bu aslında sektör açısından çok büyük bir sorun. Sektörün içinde olmayan birinin bunu ilk kez duyması oldukça normal. Ancak bizim çok sık karşılaştığımız bir durum. Hatta yabancı uyruklu kişiler de bizden araç kiralayarak korsan taksicilik yapabiliyor. Yakın zamanda bu nedenle emniyet tarafından bağlanan bir araç için gidip gerekli işlemleri yapmak zorunda kaldım. Müşteri bizden aracı kiralıyor. Bu kişi Türk vatandaşı da olabiliyor, yabancı uyruklu da. Daha sonra çeşitli mobil uygulamalar ya da kendi bağlantıları üzerinden korsan taksicilik yapıyor. Muhtemelen bu yolla gelir elde etmeyi amaçlıyor. Ancak herhangi bir polis uygulamasında bunun tespit edilmesi halinde korsan taşımacılık işlemi uygulanıyor ve araç en az 60 gün süreyle trafikten men ediliyor. Araç trafikten men edildiğinde biz de o aracı kullanamıyoruz. Bu süreçte hem gelir kaybı yaşıyoruz hem de müşteriden oluşan zararı tahsil etmek her zaman mümkün olmuyor. Bunun dışında kilometre aşımı da önemli bir sorun. Araç kiralamalarında her firmanın belirlediği günlük veya toplam kilometre sınırları bulunur. Örneğin bir günlük kiralamada 300 ila 500 kilometre,0 günlük kiralamada ise yaklaşık 3 bin 500 kilometre sınırı uygulanabilir. Ancak aracı teslim aldığımızda kilometrenin 6 bine çıktığı durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu durum ikinci el satışlarında da bizi ciddi şekilde olumsuz etkiliyor. Çünkü araç kiralama sektöründe asıl kazanç, belirli bir süre kullanılan aracın ikinci elde satılmasıyla elde ediliyor. Aracın kilometresi ne kadar düşük olursa satış değeri de o kadar yüksek oluyor. Korsan taksicilik nedeniyle sadece kilometre artmıyor; araçlarda hasarlar da oluşabiliyor. Özellikle polis denetimlerinden kaçmaya çalışırken meydana gelen kazalar, araçta maddi hasara yol açabiliyor. Üstelik aracın 60 gün trafikten men edilmesi de firmalar açısından ciddi bir mağduriyet yaratıyor. Kısacası korsan taksicilik; aracın bağlanması, kilometre aşımı, hasar oluşması ve gelir kaybı gibi birçok sorunu beraberinde getiren, sektörün kronikleşmiş problemlerinden biri haline gelmiş durumda” dedi.
MAĞDURİYET YAŞAYAN TARAF BİZ OLUYORUZ
Kiralık araçların insan kaçakçılığında kullanıldığını da vurgulayan Varol, “Farklı firmalardan çok sayıda araç kiralanması, aslında bu kişilerin dikkat çekmesini bir nebze engelliyor. Kiralanan araçlar çoğunlukla insan kaçakçılığı amacıyla kullanılıyor… İnsan kaçakçılığı elbette çok ağır yaptırımları olan, uluslararası boyutu bulunan ciddi bir suç. Ancak bizim açımızdan yaşanan süreç biraz farklı işliyor. Genellikle kişi aracı kendi adına kiralıyor ancak araç bulunduğunda direksiyon başında o kişi olmuyor. Çoğu zaman aracı başka birine devretmiş oluyor. Bunun para karşılığında mı yapıldığı, yoksa başka bir anlaşma mı olduğu bilinmiyor. İlk kiralayan kişiye ulaşıldığında ise genellikle ‘Ben aracı arkadaşıma verdim, şu an kendisine ulaşamıyorum’ şeklinde bir savunma yapılıyor. Bu durumda o kişi çoğu zaman mağdur konumuna geçtiğini iddia ediyor ve hukuki süreçten büyük ölçüde sıyrılabiliyor. Aracı fiilen kullanan kişiye ulaşmak ise çoğu zaman mümkün olmuyor. Çünkü insan kaçakçılığı faaliyetlerinde yer alan kişiler genellikle yabancı uyruklu oluyor ve izlerini kaybettirebiliyor. Sonuçta araç kiralama firması olarak tüm süreçte mağduriyet yaşayan taraf biz oluyoruz” sözlerini gündeme taşıdı.
CAYDIRICI YASAL DÜZENLEMELER İÇİN ÇAĞRI
Bu sorunun çözümüne yönelik sektörün talepleri veya yetkililerle yürüttüğü çalışmalar olduğunu belirten Varol, “Aslında bu talepler yeni değil. Ben 2014 yılından bu yana bu sektörün içindeyim ve göreve başladığım ilk yıllardan beri aynı sorunlar konuşuluyor. Zaman içinde bazı küçük düzenlemeler yapıldı, bazı sorunlar çözüldü ancak temel problem hala devam ediyor. Araç kiralama sektörünün temsilcileri ve yöneticileri uzun yıllardır bu alanda faaliyet gösteren, kamu kurumlarıyla iletişim halinde olan kişiler. Talepler ilgili makamlara iletiliyor, görüşmeler yapılıyor. Ancak sürecin hangi aşamada tıkandığını biz de bilmiyoruz. Çünkü yaşanan olaylar çoğu zaman hukuken hırsızlık kapsamında değerlendirilmiyor. Daha çok ‘güveni kötüye kullanma’ veya ‘iyi niyetin suiistimali’ gibi suçlamalarla ele alınıyor. Bu suçların yaptırımları ise yeterince caydırıcı değil. Para cezası ya da benzeri yaptırımlar, bu suiistimalleri önlemeye yetmiyor. Hapis cezası söz konusu olsa bile caydırıcılık sağlanmadığı sürece insanlar bu eylemleri gerçekleştirmekten vazgeçmiyor. Bu nedenle sektör olarak hem araç kiralama firmalarını koruyacak hem de bu tür suçların önüne geçecek daha etkili ve caydırıcı yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz” çağrısında bulundu.
SEKTÖRÜN GELECEĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER OLUMLU
Sektörün içinde bulunduğu durumu yalnızca bir daralma olarak değerlendirmemek gerektiğini hatırlatan Varol, son olarak ise, “Aslında bu, uzun süredir öngörülen bir süreçti. 2026 yılının ortalarına kadar sektörün bir daralma yaşayacağı zaten bekleniyordu. Ancak yüksek faiz oranları ve genel ekonomik koşullar nedeniyle bu süreç tahmin edilenden daha uzun sürdü. Özellikle ikinci el araç piyasasının yeterince hareketli olmaması, araç kiralama firmalarının gelirlerini olumsuz etkiledi. Firmalar, ikinci el satışlarından önceki yıllardaki kadar kazanç sağlayamayınca yeni araç yatırımlarını da azalttı. Bu nedenle bu yıl filolara katılan sıfır araç sayısı geçmiş dönemlere göre daha düşük kaldı. Buna rağmen sektörün geleceğine ilişkin beklentiler olumlu. Son beş-altı aylık süreç ve özellikle 2027 yılının başından itibaren hem otomotiv sektöründe hem de genel ekonomide bir hareketlenme yaşanacağı öngörülüyor. Böyle bir canlanmanın gerçekleşmesi halinde araç kiralama sektörünün de bundan payını alarak yeniden büyüme sürecine girmesi bekleniyor” mesajını verdi.