- Gündem
- 05.04.2025 00:52
İzmir Barosu’nun, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü dolayısıyla gerçekleştirdiği yazılı basın açıklamasında, “Hayvanların yaşam hakkını ihlal edenler hakkında gerekli tüm hukuki girişimlerde bulunmaya, kamu gücünü kullananları sorumluluklarıyla yüzleştirmeye devam edeceğiz” denildi.
İzmir Barosu tarafından, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü Dolayısıyla yazıl bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, sokak hayvanlarının hayatta kalma mücadelesine değinilirken, toplumda şiddetin sıradanlaştığı vurgulandı. Hayvanlar için yaşam alanı olan sokakların artık şiddettin ve hukuksuzluğun kol gezdiği tehlikeli yerler haline geldiğinin belirtildiği açıklamda, “Bir zamanlar sokaklar, onlar için bir yaşam alanıydı. Bugün ise sokaklar; sistematik şiddetin, nefretin ve hukuksuzluğun kol gezdiği tehlikeli yerler hâline geldi” ifadeleri kullanıldı.
Basın metninde Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklere değinildi ve şunlar kaydedildi: “Hayvanların yaşam hakkını koruması gereken yasalar, artık onların katledilmesini meşrulaştıran birer araca dönüşmüş durumda. 2 Ağustos 2024’te kabul edilen ve adına “Hayvanları Koruma Kanunu” denilen yasaya yapılan değişikliklerle; sokakta yaşayan hayvanların toplanıp ömür boyu birer ölüm kampı olan barınaklara hapsedilmesi öngörüldü. Yetmedi…13 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği ile bu vahşet, idarenin keyfi uygulamalarına bırakılarak daha da genişletildi. Hukuka, Anayasa’ya ve insanlığa aykırı bu düzenlemeyle, hayvanlara yönelik sistematik bir kıyım sürecinin önü açıldı. Son aylarda; barınaklar toplama kamplarına dönüştü, kısırlaştırma ve rehabilitasyon yükümlülüğünü yıllardır yerine getirmeyen belediyeler, şimdi sokakta yaşayan canları toplamanın ve öldürmenin yollarını arıyor. Siyasi iktidarın ve bazı yerel idarecilerin nefret söylemleri, toplumu hayvanlara düşman etmeye başladı. Sokakta yaşayan yüzlerce can yok edildi; binlercesi ise açlık, susuzluk, hastalık ve şiddetle baş başa bırakıldı.”
Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:
“İzmir Barosu olarak soruyoruz:
Bu mu koruma? Bu mu adalet? Bu mu hukuk? Biz; betonlaşan şehirlerin kıyısına atılan, yaşam alanları gasp edilen, türcü politikalarla düşmanlaştırılan hayvanların sesiyiz.
Biz, yaşam hakkı için mücadele eden herkesin yanındayız.
İzmir Barosu olarak bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Bu yasa da, bu yönetmelik de Anayasa’ya ve evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır.
Bu düzenlemelerin iptali için daha önce Anayasa Mahkemesi’ne Mahkeme Dostu sıfatıyla başvurmuştuk; şimdi bu 4 Nisan’da, yönetmeliğin iptali için dava açtığımız Danıştay’a da sesleniyoruz: Bu kanlı yasa ve yönetmeliği derhal iptal edin! Her bir can için, her bir ihlal için, her bir katliam için bu yasal süreçlerin sonuna kadar takipçisi olacağız. Bugün; barınaklarda öldürülen, toplanan ve geri salınmayan, kısırlaştırılmayan, aç bırakılan, şiddet gören tüm sokakta yaşayan hayvanların yasını tutuyoruz. Ve buradan bir kez daha haykırıyoruz: Hayvanların yaşam hakkını ihlal edenler hakkında gerekli tüm hukuki girişimlerde bulunmaya, kamu gücünü kullananları sorumluluklarıyla yüzleştirmeye devam edeceğiz. Yaşamdan ve yaşatmaktan yana olan tavrımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki bu dünyada birlikte yaşadığımız hayvanlar, bizim sorumluluğumuzdur. Onlara sahip çıkmak, vicdanın ve adaletin gereğidir. Yaşam hakları ise pazarlık konusu değil, hukukun güvencesidir.”