Sayfa Yükleniyor...
Kent gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan Saadet Partisi İl Başkanı Erduran, ittifak ortağı CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in performansını, “İzmir hak ettiği hizmeti alamıyor. Soyer’in hızlı davranması lazım yoksa bir sonraki seçimlerde geç kalabilir” sözleriyle eleştirdi
GÜNÜN MANŞETİ - İLKSES Gazetesi’nin kent siyasetinin önemli aktörlerini ağırladığı ‘Perşembe Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Saadet Partisi İzmir İl Başkanı Mustafa Erduran oldu. Kent gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Erduran, Millet İttifakı’nın ortağı CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in performansını eleştirdi. Partisinin muhafazakar kimliğinin artık dezavantaj yaratmadığını ve ‘beyaz gömlekliler’ olarak 30 ilçede çalışmalar yaptıklarını söyleyen Erduran, “İzmir’de kabuğu kırdık gibi görünüyor” dedi. Yerel seçimlere de ayrı bir parantez açan Erduran, kazanmak istedikleri ilçe belediyelerinin başında ‘Kemalpaşa’ geldiğini açıkladı. Ülkedeki kutuplaşmaya dikkat çekerek 6‘lı ittifakın önemine vurgu yapan Erduran, Millet İttifakı’nın ‘cumhurbaşkanı adayı’ tartışmalarına da değindi.
KABUĞU KIRDIK DİYEBİLİRİM
Partisinin muhafazakar kimliğinin kent ölçeğinde dezavantaj yaratmadığını söyleyen Erduran, “Geçmişte belli algılar vardı, topluma inme konusunda bizi zorluyordu. Kabuğu kırdık gibi görünüyor. Bunun öncelikli sebebi 6’lı ittifak diyebilirim. Toplum artık herkesi belli kalıba koyup, düşünmeden tartmadan, önyargılarla karar vermiyor. Artık konuları ve kişileri süzgeçten geçiriyor. Bunun en büyük etkeni de yeni nesil dediğimiz Z kuşağı. O kendisi bir şeyleri süzgeçten geçirip, etrafına da anlatıyor. Gençler sosyal medyayı aktif kullanıyor. Bu tür paylaşımlarım elbette ki faydası oluyor. Biz ne kadar kendimizi anlatmaya çalışsak da o muhafazakar yapı anlayışı toplumun belli bir kısmında var. Bir yere gittiğimizde ‘Hocam buyurun’ diyorlar. Onların ‘hoca’ diye kastettiği dini anlayışlara daha yakın olan veya sizi bir cami hocası gibi gören bir zihniyet. Bu belli bir yaş grubuna ait. Ama gençler bu şekilde hitap etmiyor. Bu kabuk kırıldı” dedi.
‘BEYAZ GÖMLEKLİLER’ SAHAYA İNDİ
Seçim gündemine yönelik parti çalışmalarından bahseden Erduran, “Türkiye’nin ana gündemi seçim değil geçimdir diyerek 30 ilçemizde programlar yaptık. En az 50-60 arkadaşımızla ilçelere girdik. Kimse farklı renk giymeyecek, herkes beyaz gömlek giyecek dedik. Çünkü algı çok önemli. Siyaset Türkiye’de algıyla yönetiliyor. Üzerimizde bir tane parti arması olmayacak dedik. Yolda yürürken insanlar merak etsin istedik, ‘Bunlar kim?’ diye. 30 ilçemizde bu çalışmaları yaptık, ‘beyaz gömlekliler’ ile sahaya indik. Herkes de bunlar kim diye sordu. Bu ziyaretlerde tepki diyebileceğimiz... Diyelim ki 10 bin esnafı ziyaret ettik. Bunlar içerisinde tepki gösteren veya ‘Siz niçin CHP ile yan yana geziyorsunuz?’ diyen 5 kişi çıkmadı. Genelde tepki aldığımız konu, ‘Neden AK Parti ile ittifak kurmadınız?’ şeklinde oluyor. Bunun dışında tepki almıyoruz zaten. Algı öyle bir hale gelmiş ki anlattıklarınız karşı tarafa geçmiyor. Algıyı yıkmadan kulaktan kalbe girmek kolay olmuyor. İzmir’de ve Anadolu’da bu algıyı büyük ölçüde yıktık” ifadelerini kullandı.
MAZİMİZDE KARA LEKEMİZ YOK
Ekonomik krizin yansımalarını saha çalışmaları üzerinden verdiği örneklerle anlatan Erduran, “Bugün AK Parti’ye oy veren de, vermeyen de ekonomi gerçeğini kabul ediyor. Hükümet de bunu kabul ediyor ve çözmek için elimizden geleni yapacağız diyor. Biz de, ‘20 yıldır hükümetin başındasınız, hangi formülü uygulayacaksınız?’ diye soruyoruz. Sokakta bize karşı bir ilgi var. En önemlisi de aleyhimizde konuşulacak, mazimizden gelen bir kara lekemiz yok. Bu da çok ciddi bir avantaj. Milli Görüş’ü genç nesil daha yeni tanıyor. Biz arzu ettiğimiz hedeflere daha ulaşamadık. İstiyoruz ki Türkiye’deki bütün gençler Saadet Partisi’ni, Milli Görüş’ü o günlerde yaşamışçasına araştırmış ve tanımış olsun” şeklinde konuştu.
ANKET SONUÇLARINI DEĞERLENDİRDİ
Anket sonuçlarına ilişkin konuşan Erduran, “Genel Merkez’e gelen anketler var. Kısmen olumlu, mantıklı bakıyorum ama kısmen de olumsuz bakıyorum. Her gelen anketin yüzde 35’lik kararsız kitlesi var. Çok ciddi bir rakam bu. İnsanlarda bir korku var. Anketlere göre 3,5-4 bandında bir oyumuz görünüyor” dedi. 6’lı ittifakın seçmende olumlu etki yarattığını savunan Erduran, “Bu ülkeyi 20 yıl içinde ciddi şekilde kutuplaştırdılar. Her dönem Türkiye’de ekonomik kriz yaşanmıştır. Toplumu bu kamplaşmadan kurtarmamız lazım. Bu kamplaşmadan kurtarmadıktan sonra sağlıklı bir ekonomiyi elde edemezsiniz. Bu 20 yıllık süreç bizim konuşma kültürümüzü elimizden aldı, adeta çaldı. Kimsenin kimseyi dinleyemediği bir ortam yaratıldı. Fakat 6’lı ittifak eskiden var olan bu konuşma kültürünü tekrardan gün yüzüne çıkaracak. İşe ekonomik olarak bakmıyorum, sosyal yapının bütünleşmesi, birleştirilmesi olarak bakıyorum. Bu bütünleşme olmadığı sürece ekonomik kalkınma, ekonomik şahlanma mümkün değil olmaz” değerlendirmesinde bulundu.
81 İLİ KUCAKLAYACAK BİR İSİM
Millet İttifakı’nın ‘cumhurbaşkanı adayı’ tartışmalarına ayrı bir parantez açan Erduran, “6’lı masada benim adayım, senin adayın, onun adayı diye bir şey söz konusu olamaz. Burada önemli olan 6’lı ittifakın tabanına hitap edebilecek ortak bir isim. Temelde seçilecek olan yeni cumhurbaşkanı kalıcı bir cumhurbaşkanı değil, yetkileri kısıtlanmış, yetkileri daraltılmış ve yetkilerinin büyük bir çoğunluğu parlamentoya verilmiş bir cumhurbaşkanı olmalıdır. Meclisteki çoğunluğu, halkın iradesini yönettiği bir meclis, bunu arzu ediyoruz. Mesele 81 ili kucaklayacak bir isim. Geçmişten gelen bir algı, altyapı var. Dolayısıyla 6’lı masa isim konusunda ısrarcı değil. Türkiye seçmeninin yüzde 70’i, 80’i sağ diye, muhafazakar diye tanımlanan bir kitle. Bunun karşısında sol eğilimli bir aday çıkardığınız zaman kaybetme olasılığının çok yüksek. Fakat her rakı masasına oturanı, her dekolte giyineni CHP’li sanmak yanlış! Meyhaneden çıkmayıp sonrasında sağ partiye oy veren binlerce insan var” dedi.
TEMEL GÖREVLERİNİN BAŞINDA BU GELMİYOR
Yerel seçimlerdeki hedeflerine ilişkin de konuşan Erduran, “İzmir’de kazanmak için arzu ettiğimiz ilçelerin başında Kemalpaşa geliyor. Güney tarafına gittiğimiz zaman Ödemiş, Bayındır gibi bölgelerde belediye başkanlık hedeflerimiz var” ifadelerini kullandı. İzmir’in en önemli sorununun ‘trafik’ olduğunu kaydeden Erduran, Tunç Soyer’in başkanlık koltuğundaki performansını ise şu sözlerle eleştirdi: “Trafik bu şehrin birinci problemi. Otopark sıkıntısından kaynaklı da trafik sorunu var. Başkan Soyer, otopark sistemine sıcak bakmıyor çünkü daha çok toplu ulaşım kullanılmasını arzu ediyor. Siz toplu ulaşım ile alakalı alternatif ulaşımları sağlarsanız otoparka sıcak bakmayabilirsiniz! Ancak şu an alternatif ulaşımlar tesis edilmedi. Başkan Soyer, göreve geleli 3, 3-5 yıl oldu. Kendisi buna daha hazırlık süreci olarak bakabilir ama seçmen öyle bakmaz. Çünkü CHP farklı bir siyasi partiden devralmadı İzmir’i. Kendi partisinin başkanından devraldı. Dolayısıyla hazırlık süreci demeyi çok kabul etmez seçmen. Tunç Bey’in beğendiğim bir çalışması var, ‘Başka bir tarım mümkün’ diye. Ama Büyükşehir’in temel görevlerinin başında bu gelmiyor. Yapılmasın demiyorum çok güzel bir çalışma. Ama Eşrefpaşa, Basmane, Buca’nın gecekondu bölgeleri, Kadifekale, Kemeraltı dökülüyor. O görüntü İzmir’e yakışmıyor.”
İZMİR HAK ETTİĞİNİ ALAMIYOR
Başkan Soyer’in hizmetler konusunda ağır kaldığını savunan Erduran, “Şehri yönetecekseniz sizin bir showroomunuzun olması lazım. Ama İzmir’in showroomu boş. Bu anlamda ben yönetimin eksik kaldığı kanaatindeyim. Elbette ki niyetleri iyi, bunları yapmayı planlıyorlar ama çok daha geç kalırlarsa kutuplaşmadan kaynaklı İzmir’deki CHP hakimiyeti bir sonraki seçimde CHP’nin elinden gider. Soyer yönetimindeki İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmetlerde ağır kaldı. Sayın Soyer, belki bürokratlarını atama noktasında eksik kaldı, belki de atamak istediği isimler vardı ama atayamadı. İzmir hak ettiği hizmeti alamıyor. Bu anlamda biraz daha hızlı olmaları gerekiyor. Tunç Bey’in biraz daha hızlı davranması lazım yoksa bir sonraki seçimlerde geç kalabilir” ifadelerini kullandı.
GÜCÜ PARÇALADIKÇA HİZMET GECİKİYOR
Başkan Soyer’in seçilmesinden hemen sonra kendisini ziyaret ettiklerini belirten Erduran, Buca Metrosu ile ilgili de konuştu. Erduran, “Başkan Soyer ilk seçildiği gün hayırlı olsun ziyaretine gittik. Bu anlattıklarımın hepsini kendisine de tek tek anlattık. Bunun dışında Buca Metrosu’nu elbette istiyoruz, elzem mi? Kesinlikle elzem ama halk şunu istiyor. Buca Metrosu’ndan çok daha önce başlayan Balçova-Narlıdere metro hattımız var. Bunun aciliyetle açılması ve bunun için bütün gücün aslında oraya verilmesi gerekir. Siz gücü parçaladıkça hizmetler gecikiyor” dedi.
MAZERET BAŞARININ YERİNİ TUTMAZ
İzmir’in merkezi hükümetten yeterince hizmet almadığını ancak yerel iktidarın bunu mazeret olarak kullanmaması gerektiğini söyleyen Erduran, şu ifadeleri kullandı: “Hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz. Hazineden şu kadar yardım aldım, bu kadar aldım gibi şikayetler kısmen geçerlidir ama genele matuf bir sebep değildir. Ülkede yaşanan kutuplaşma ikili ilişkileri kopardı. Halk İzmir’de CHP’yi, genelde AK Parti’yi seçti. Burada kırıp dökmeden yapıcı eleştirilerle yapılan yanlışları, eksik hizmetleri dile getirmek çok önemli. İkili ilişkiler kurulmuş olsaydı Ankara’da imzalanmayan proje kalmazdı diye düşünüyorum. Yerelin genele, genelin de yerel iktidara takılmaması lazım. Herkesin herkesi kabullenmesi gerekiyor. Tunceli Belediyesi’ni ve Eskişehir Belediyesi’ni alkışlayabiliyorsak biz İzmir’i de alkışlamayı arzu ediyoruz.”
YANLIŞI ALKIŞLARSAK ŞAKLABAN OLURUZ
İttifak içinde oldukları için yerel yönetimin yaptığı yanlışları alkışlamalarının mümkün olmadığını söyleyen Erduran, “Evet biz bir ittifak içerisindeyiz ama her şeye doğru her şeye alkış demek de yanlış olur. Yaptıkları yanlışları alkışlarsak o zaman şaklaban oluruz. Bu şehirde beraber yaşıyoruz, sevdiğimiz için eleştiriyoruz. Ama eleştirirken de üslubumuz hiçbir zaman kırıcı olmadı” diye konuştu.
YATIRIM VARSA RANT DA VARDIR…
İktidarın İzmir’de hayata geçirmeyi planladığı Çeşme projesiyle ilgili de açıklamalarda bulunan Erduran, “Gerek Çeşme anlamında gerek Türkiye’nin genel yapısı anlamında bir yerlere bir yatırım, bir açılım geliyorsa altından mutlaka rant geliyordur. Bu bir gerçek. Bu işler şeffaf yapılmadığı için sıkıntı, şeffaf yapılsa, denetlenebilir olsa hiç kimse hiçbirinden şikayetçi olmazdı. Bugün biz otoyollara, havaalanlarına, hastanelere karşı olduğumuz için değil bu ihaleler şeffaf yapılmadığı için karşısındayız. Gerekmediği halde yapılan ve acil olmayan projelere karşıyız” ifadelerini kullandı.
AK PARTİ’NİN TAŞERONLUĞUNU YAPIYOR
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın muhalefet partilerine yönelik söylemlerini de değerlendiren Erduran, “Ümit Özdağ, bana göre AK Parti’nin taşeronluğunu yapıyor. Muhalefeti eleştirerek iktidarı yıkmaya çalışan bir siyasi anlayışı ben ilk defa Ümit Özdağ’da görüyorum. Sizin bu olaya bakışınız farklı olabilir. Bunu sergilersiniz sanki muhalefet partileri muhalefet partileri mülteciler burada kalsın diyormuş gibi itibarsızlaştırmaya çalışmak çok yanlış bir politika. Bizim 6’lı masa mülteciler Türkiye’de kalsın demiyor ki. Olayın başından beri Saadet Partisi bu konuyla alakalı şunları ifade etti: ‘Suriye’nin kuzeyinde BM’nin öncülüğünde bir kontrollü ve güvenli bölge oluşturulsun. Uluslararası devletlerin burada yardımı ile konteyner ya da çadır kentler kurulabilir ve kademe kademe gerek Türkiye’den gerek Avrupa’dan buradaki mültecilerin oraya taşınması sağlanabilir’ diye bunlar konuşuldu. Suriye’den buraya göç eden bir vatandaşın ısrarla burada kalacağım diyebileceğine inanıyor musunuz? Ben İzmir’de doğup büyüdüm beni Afyon’da üç gün yaşatamazsınız daralırım. Ben İzmir’de nefes alıyorum buraya alışmışım. İnsan kendi toprağını özlemez mi? Buradaki insanlarda elbette ki kendi toprağına gitmek isterler şartlar olgunlaştığı zaman. Türkiye’de yaşamak isteyenler de vardır. Bu da bir haktır. Çünkü geçmişte bizim atalarımız da Almanya’ya gitmişler işçi olarak çalışmışlar. Bu bir kabahat mi? Orada siz sosyal huzur ve güveni tesis edin tekrar sorun kalmak mı istiyor, gitmek mi istiyor diye. O şartlar da gitmek istemiyor. Kesinlikle uluslararası güçlerin AB ve BM’nin bir araya gelip bu duruma çözüm üretmesi gerekiyor. Oradaki güvenin tesis edilmesi lazım. Yaşam şartlarının iyileştirilmesi buradan gitmesi için bir sebebinin olması lazım. AK Parti’de artık mültecileri geri göndermek istiyor. Onlar da öyle bir çıkmaza girdiler ki” dedi.
İŞİN TEMELİNDE ADALET YATIYOR
“Karşımızda abandone olmuş bir iktidar var” diyen Erduran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni gelecek olan hükümet elbette planlı-programlı gelecek ve en başta yapılması gereken israfın önünün kesilmesidir. İsrafın önü kesilmedikten sonra, yandaş-ahbap ilişkisini koparıp atmadıktan sonra, şeffaflığı ortaya sergilemedikten sonra liyakati temel esas yapmadıktan sonra tüm bunların başına ana madde olarak adaleti yazmadıktan sonra asla bu ülke kalkınmaz. Adalet olmayan yerde yatırım, üretim, kalkınma olmaz. İşin temelinde adalet yatıyor. Bugün avukatlara, hakimlere ve savcılara adalete güveniyor musunuz diye sorun. Vatandaşa sormayın. Yani hukukla uğraşanlar sorun. Yüzde 90’ının güvenmediğini söyleyeceğini iddia ediyorum.”
SÖYLEMLE EYLEM UYUŞMALI
Siyasetçilerin söyledikleri ile eylemlerinin uyuşması gerektiğinin de altını çizen Erduran, “Bu Tunç Bey içinde geçerli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan içinde geçerli. Hz. Ömer’den bahsediyorsanız Hz. Ömer gibi yaşıyor olmanız lazım. Onu çok konuşmak onu çok anlatmak demek adil olduğunuzu ortaya koymaz. Bir insanın sözüne değil işine bakılır. Dolayısıyla hükümeti eleştiriyorsunuz ama bir benzerini siz yapıyorsanız toplumda bunun karşılığı olmaz. Bugün yerelde siz iktidarsınız ama kutuplaşmanın bittiği gün bu millet size bu ehliyeti bir daha vermez. Bunun da görülmesi lazım. Nihayetinde bu liderleri bu idarecileri toplum seçiyor. Toplumun bakış açılarını değiştirmesi lazım. İş burada yatıyor. Bu da eğitimle olmuyor. Eğitim derken üniversite eğitimi ile de olmuyor. Üniversitede akademisyenler profesörler İzmir’de gidip CHP’ye oy atıyor. Eğer iş akılla olursa ben İzmir’de CHP’ye oy atmam. Niye? Çünkü İzmir hak ettiğini yaşamıyor. Bu iş akılla oluyorsa o zaman CHP’ye oy atmaması lazım. Eğitim derken bir siyasi ve kültürel eğitim lazım. Malesef bu eksiklik şahsımda da var, toplumda da var” açıklamasında bulundu.
Haber Merkezi