Memur-Sen İzmir Kadınlar Komisyonu'ndan 8 Mart açıklaması

Memur-Sen İzmir Kadınlar Komisyonu, düzenlediği basın açıklamasıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladı. Açıklamada, “Sloganlarının ötesine geçen, cinsiyetçilik/feminizm bariyerlerini aşan, ‘öteki' yaratmayacak bir mücadele dili geliştirmek ve yürütmek zorundayız” denildi


  • Oluşturulma Tarihi : 09.03.2017 07:54
  • Güncelleme Tarihi : 09.03.2017 07:54
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Memur-Sen İzmir Kadınlar Komisyonu'ndan 8 Mart açıklaması

AHMET TOPRAK

Memur-Sen İzmir Kadınlar Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü dolayısıyla basın açıklaması düzenledi. Memur-Sen İzmir Kadınlar Komisyonu Başkanı Arzu Usman tarafından okunan basın açıklamasında, “Tarihsel arka planı itibarı ile emeklerine sahip çıkmak için ABD’de greve giden 126 kadın dokuma işçisinin ölüm yıl dönümü olan bugünün; hafızalarımızda kadın, emek, hak mücadelesi ve acı kavramları arasında kurduğu ilişkiyi önemli buluyoruz. 8 Mart, 160 yıl önce bugün ABD’de hayatını kaybeden kadın işçileri anmak için başlayan, ancak zamanla kutlama programlarına evirilen bir süreçtir” dendi.

YENİ BİR PARADİGMA ŞART

Dünya Kadınlar Günü’nün bazı çevrelerce ‘Kimsenin Namusu Değilim, Bedenim Benimdir, Sokağa Çık Özgürleş' söylemiyle kadın kimliğinin dizayn edilmeye çalışıldığını kaydeden Usman, “Kadınların mağdur edildiği her olumsuz olayı, kadın özgürlüğü ve kadın hakları mücadelesi perdesi altında dine, geleneğe, medeniyet tasavvurumuza fatura edilmesi bu ideolojik bakışın bir ürünüdür. Erkek egemen ve otoriteryen kodların var olduğu bir toplumsal zeminde, kadın olarak yaşamanın zorluğunu müşahede ediyoruz. Lakin bununla beraber kültür ve medeniyet dünyamızda bir o kadar kutsanan anne ve eş kimliklerinin varlığını da biliyoruz. İdeolojik yönü ağır basan bu günü vesile ederek, kadının ayrı bir kategori olarak anıldığı her mecranın bir problematiğe işaret ettiğinin altını çizmek istiyoruz. Bu vesile ile dünya kadınlar gününe yönelik yaklaşımın, yeni bir paradigma çerçevesinde tartışılması gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.

YAŞANABİLİR BİR DÜNYA

Toplumsal kamplaşmayı arttıran tüm bu söylemlerin ötesinde insan hakları merkezli, yaşanabilir bir dünya için kadının toplum içindeki konumunu güçlendirecek bir anlayışın zorunlu olduğunu ifade eden Usman, “Hali hazırda ülkemizde istihdam oranı erkeklerin istihdam oranının yarısı kadar olan, tüm eğitim düzeylerinde erkeklerden daha düşük ücret alan, siyasi alanda erkeklere göre daha az yer bulan, bunu yanında okuryazarlık oranı erkeklerden 5 kat düşük olan bir kadın realitesini yaşıyoruz. Çalışma hayatının hemen her kademesinde erkeklere oranla geride olan kadın istihdamının arttırılması ve istihdam edilen kadınların eş ve anne olma kimliklerinin örselenmediği koşulların sağlanmasında sendikacı kadınlar olarak sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Konfederasyonumuzda 1 milyona ulaşan üye sayımızın 400 binini kadınlar oluşturmaktadır. Çalışma hayatında kadınların sorunlarının çözümü ve adaletin tesisinde gerekli kavramsal çerçevenin oluşturulması için her tür çabayı göstermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“EVET DİYECEĞİZ”

“Emek ve hak mücadelemizin ortaya konulmasında ekonomik ve siyasi istikrarı olan bir Türkiye’nin varlığı elzemdir” diyen Usman, şöyle devam etti: “16 Nisan’da bu ülkenin geleceğini oylayacağımız bir referandum var. Bu referandumda siyasi irademizi ortaya koymayı politik bir tercih olmanın ötesinde hayati bir mesele olarak görüyoruz. Ülke geleceğini dert edinen bir geleneğin müntesipleri olan sendikacı kadınlar olarak, emeğimizin ve ekmeğimizin çalınmadığı bir çalışma hayatı ve hakkımızı ararken hem tarafsız hem de bağımsız bir yargı istediğimiz için, Evet diyeceğiz. Bizler eğitimci kadınlar olarak, vesayetin yön verdiği tek tip insan üreten eğitim sistemin karşısında yer almak için evet diyeceğiz. Bizler insanlık ailesinin onurlu üyeleri olarak, demokrasinin ve özgürlüğün hâkim olduğu bir ülkede insanca yaşamak için, inanç ve fikir özgürlüğünün teminat altına alındığı ‘ötekisi’ olmayan Türkiye için evet diyeceğiz.”

Haber Merkezi