KEMAL ÖZKURT - ÖZEL HABER / Kahramanmaraş bir ortaokulda 14 yaşındaki İ.A.M.’nin babasına ait 5 adet tabancayla gerçekleştirdiği saldırı, Türkiye’deki bireysel silahlanma ve silah muhafaza güvenliğini yeniden tartışmaya açtı. 10 kişinin hayatını kaybettiği olayda, silahların bir emniyet müdürüne ait olması ve failin kısa süre önce atış eğitimi alması, ihmal iddialarını güçlendirdi. Türkiye genelinde yaklaşık 30 milyon ruhsatsız silah bulunduğu tahmin edilirken, veriler her 3 evden birinde ateşli silah olduğunu gösteriyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vatan ve Hürriyet Partisi Genel Başkanı emekli polis memuru Yalçın Doğan, Türkiye’deki kontrolsüz silahlanmanın hayati risklere yol açtığını vurguladı. Silahın bir gösteriş nesnesi olmadığını hatırlatan Doğan, “Ruhsatsız silahın sadece para cezasıyla geçiştirildiği bir sistemde kimse güvende değildir. Ruhsatsız silaha verilen para cezası caydırıcı değildir. Bu yüzden hapis cezası uygulanmalıdır. Bugün suç işleyenler cezaevini tatil kampı gibi görüyor. Islah olmayan hiçbir suçlu topluma kazandırılmamalı, suçun ödül gibi algılandığı bu cezasızlık hali derhal son bulmalı ve devlet artık demir yumruğunu masaya vurmalıdır” dedi.
SINIRLAMA YOK
Ruhsatlı silah edinme süreçlerindeki yasal boşluklara ve ev içindeki muhafaza risklerine dikkat çeken Yalçın Doğan, “Ruhsatlı silahı şu kadar adet bulundurabilirsiniz diye yürürlükte olan belli bir prosedür veya sınırlama yok. Harcını yatıran herkes istediği kadar silah alabiliyor, bu durumun önüne geçilmesi lazım. Ayrıca silahların çocukların kolayca ulaşamayacağı, kilitli bir yerde olması gerekiyor. Mermilerin ayrı bir yerde, silahın ayrı bir yerde saklanması güvenliği en üst seviyeye çıkaracaktır; birine ulaşım olsa bile diğeri olmayınca silah bir işe yaramayacaktır. Koruma amaçlı bir, hadi bilemedin iki silah bir emniyet mensubu için yeterlidir. Bireysel silahlanma konusunda toplumun sosyolojik ve psikolojik yapısına göre bir çalıştay yapılıp çerçeve çizilmeli ve bu silah sayısına mutlaka bir sınır getirilmelidir” dedi.
SİLAH BİR HOBİ NESNESİ DEĞİLDİR
Saldırıdan önce failin atış poligonuna götürülmesi ve silahın hobi olarak görülmesini eleştiren Doğan, “Silah savunma amaçlı kullanılması gereken bir meta ve son anda başvurulacak bir şeydir. Bunu bir hobi, gösteriş veya hava atma aracı olarak kullanamayız. Düğünlerde havaya sıkarken damadı vuranları, yolda giderken araçtan sıkılan yorgun merminin bir çocuğa denk geldiğini çok görüyoruz. Poligon meselesine gelince; orada görevli olan memur arkadaş, emniyet teşkilatı içerisinde en zayıf halkadır. Bir amir veya müdür gelip ‘atış yapacağım’ dediği zaman memurun ‘yapamazsın’ deme iradesi çok azdır. Öyle bir sindirilmiş teşkilat var ki; amire ‘giremezsin’ dediği günün ertesi soluğu sürgünde alır. Muhtemelen orada da yetkililerden bir şekilde bildirim yapılmıştır ve o çocuk içeri alınmıştır” şeklinde konuştu.
CEZALAR TATİL KAMPI GİBİ
Suç işleyenlerin “nasıl olsa az yatar çıkarım” algısıyla hareket ettiğini ve bunun toplumdaki şiddeti artırdığını vurgulayan Doğan, “Artık 14-15 yaşındaki çocukları sadece çocuk olarak değerlendirmemeliyiz. Suç işlediği zaman sonuçlarını bileceği bir yaşta olduğunu düşünüp ona göre cezalandırma sistemi getirmeliyiz. Cezanın özellikle bizim coğrafyamızda bir etkisi vardır. Ama adam öldüren kişi ‘pişmanım’ diyor, ceket giyip kravat takıyor, hakim de indirim yapıyor. Bu adam senin karşına 40 kere gelmiş, 80 tane suç kaydı var, pişman olur mu? İnsanlara pişman olacakları durumu yaşatmıyoruz. Cezalar tatil kampı gibi olmaktan çıkmalı, ıslah olmayan hiçbir suçlu yeniden topluma kazandırılmamalıdır” ifadelerini kullandı.
HAPİS CEZASI VERİLMELİ
Türkiye’deki ruhsatsız silah sayısındaki artışın önüne geçilmesi için devletin sert bir yaptırım politikası uygulaması gerektiğini belirten Doğan, “Ruhsatsız silahlarla ilgili şu an uygulanan para cezaları yetersiz kalıyor. Ben devletin yerinde olsam; 1 Mayıs 2026 tarihine kadar silahını teslim edenlere bir kolaylık sağlar, sadece tutanakla silahı teslim alırım. Ancak bu tarihten sonra ruhsatsız silahla yakaladığım kişiye istisnasız 10 yıl hapis cezası veririm. Adamın parası var, para cezasını ödeyip aynı şeyi tekrar yapıyor. O silah yeri geldiğinde 10-20 kişiyi öldürebiliyor. Devlet olarak birinci vazifen halkın yaşam hakkını korumaktır. Meclis toplanmalı ve bu kanunlar en ağır şekilde yeniden düzenlenmelidir. Parası olanın kolayca ödeyip kurtulacağı bir sistemle bu işin önüne geçilemez” dedi.
EL SALVADOR MODELİ UYGULANMALI
Toplumdaki “cezasızlık” algısının kırılması için çetelere karşı tavizsiz bir mücadele yürütülmesi gerektiğini savunan Doğan, “Dükkan kurşunlayan bir çete mensubu, halkta korku ve panik yaratıyor. Bu adama, kimse yaralanmasa bile en az 15-20 yıl ceza vereceksin ki çetelerin insan kaynağının önünü kesesin. Adam ‘iki kurşun sıkar üç ay yatar çıkarım’ diye düşünmemeli. Bizim polisimiz çok başarılıdır; polise desinler ki ‘kökünü kurutun’, 3 ayda bitirirler. El Salvador’da suç oranını yüzde 95 azalttılar, biz de yapabiliriz. Cezaevlerini tek tip kıyafet ve dış dünyayla bağı tamamen koparılmış bir yapıya büründürmeliyiz. İnsanların sokakta, mahallelerinde kendilerini güvende hissetmesi için devletin o demir yumruğunu masaya vurması gerekiyor. İngiltere’de bir kadını parkta korkutan kişiye, insanların özgürlüğünü kısıtladığı için katmerli cezalar veriliyor; bizde de pişmanlık indirimleri gibi uygulamalar bu tip suçlular için tamamen kaldırılmalıdır” şeklinde konuştu.