Rusya, Suriye'den neden çekildi?

Rusya’nın Nusayri’deki hava üssünü savunacak kadar askeri bırakarak Suriye'den çekilmesini yorumlayan Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Argun Başkan, gazetemize özel açıklamalarda bulundu


  • Oluşturulma Tarihi : 22.03.2016 08:58
  • Güncelleme Tarihi : 22.03.2016 08:58
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Rusya, Suriye'den neden çekildi?

ONURHAN ALPAGUT

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘Görev tamamlandı. Geri çekiliyoruz’ emrinin ardından 30 Eylül’den bu yana Esad karşıtı güçleri bombalayan Rus uçakları Suriye’den çekilmeye başladı.

Kremlin’in sadece Lazkiye’yi savunacak kadar asker bırakması başta Ukrayna’yı tedirgin etti. Hatta öyle ki bu hamle Amerikalı Senatör McCain tarafından, ‘Ukrayna’daki kanlı bir baharın habercisi’ olarak nitelendirildi. Peki, Rusya neden böyle bir karar aldı?

Konu üzerine tartışmalar kamuoyunda sürerken, Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Argun Başkan, Rusya’nın bu hamlesinin altında yatan temel amacı açıklayarak, Türkiye’nin olması gereken tutumu hakkında da bilgi verdi.

GEÇİCİ OLABİLİR

Rusya’nın Suriye’den çekilme kararını değerlendiren Yrd.Doç.Dr. Argun Başkan, bu çekilmenin aslında kısmi bir geri çekilme olduğunu ifade etti. Başkan, “Anlaşıldığı kadarıyla, bu kısmi bir geri çekilme. Suriye’de en azından Nusayri sahasını koruyacak kadar Rus gücü kalacak. Putin Rusya'nın çektiği tüm güçlerini gerekirse çok kısa sürede geri gönderebileceğini söyledi. Dolayısıyla bu geri çekilme kısmi düzeyde ve ilaveten geçici olabilir. İlaveten geri çekilme kadar bu geri çekilmenin şimdi ve nispeten en son dakikada ilan edilmesi de önemli. Rusya'nın bu geri çekilmesinin şimdi gerçekleşiyor olmasının nedeni, ABD’nin seçim senesi avantajından faydalanarak hem Esad üzerindeki kontrollerini güçlendirmek hem de kendi üzerlerindeki askeri ve mali yükü hafifletmek olabilir. Zira ABD’deki seçimde hem cumhuriyetçiler hem de demokratlar Rusya ile şu an olduğundan daha fazla gerginlik istemiyor gibi. Özellikle Trump bu tür bir bakışa sahip gözüküyor. Zaten Obama’nın da öncelikli tercihi Rusya ve Orta Doğu sorunlarından ziyade Çin’e odaklanmaktı ama fırsat bulamadı. Rusya en kötü durumda Suriye’den fiilen veya resmen kopacak ve Rus korumasında yaşayacak bir Nusayri ülkesi seçeneğini garantilemiş gözüküyor. Bu model, Ukrayna Kırım’da gelinen noktaya da benziyor. Geri kalan mevzular ABD ile müzakerelere tabi. Bu arada Rusya birkaç sene içerisinde Beyaz Rusya, Sırbistan, Makedonya, Bulgaristan, Moldova, Dağlık Karabağ, Finlandiya, İsveç, Tacikistan, Kuzey Kutbu, Doğu Asya, Mısır, Kıbrıs, Lübnan ve Yemen’de de askeri ve politik gücünü belli edecek adımlar atabilir. Latin Amerika da buna eklenebilir. Zaten bu hareket tarzının örnekleri şimdiden mevcut. Yani Rusya’nın Akdeniz ve Orta Doğu’daki faaliyetleri henüz bitmeyecek ve başka ülkelere de yayılarak devam edecek gözüküyor. Bu bölgesel duruma Kuzey Kutbu’ndan İran’a, İran’dan da Vietnam ve Japonya’ya bir çizgi çekerek daha geniş bir faaliyet sahasının parçası olarak da bakılabilir. Rusya’nın şimdilik bir şekilde kendini gösteremeyeceği tek coğrafya kuzey ve orta Amerika, Avustralya ve civarı, orta ve güney Afrika kaldı gibi gözüküyor” diye konuştu.

FEDERE BİR DEVLET YAPISI OLUŞABİLİR

Cenevre’deki barış görüşmelerinden mutlak suretle olumlu bir karar çıkması gerektiğinin altını çizen Başkan, kalıcı bir barış olması durumunda bölgede federe bir devlet yapısının oluşabileceğini söyledi. Başkan, “Eğer Rusya’nın kısmi ve büyük ihtimalle geçici geri çekilişi, ABD’nin seçim senesindeki ihtiyatlılığı dolayısıyla ortaya çıkan fırsat penceresi işe yararsa, çatışmalara ciddi bir ara verilir ve kesintisiz bir barış süreci başlarsa, belki 1990’lardaki Cezayir iç savaşı bitişine benzer bir şekilde Suriye tek parça ve görece barışçıl yaşayabilir. Gene benzer bir olasılık, Suriye’de Saddam sonrası yeni Bağdat hükümetlerine benzeyen bir Sünni-Nusayri-Kürt koalisyonları tarzı federal bir yönetim sistemi oluşabilir. Eğer barış antlaşması ortaya çıkmayacaksa çatışmalar her türlü devam edebilir. Ayrıca hem barış görüşmelerinin hem de çatışmaların aynı anda kesintili devam etmesi de mümkün. Ama barış görüşmelerinden bir sonuç alınması şart” dedi.

TÜRKİYE'YE FAYDA SAĞLAMAZ

Yaşanan tüm bu gelişmeleri Türkiye açısından da yorumlayan Başkan, “Türkiye’nin zaten bitmekten çok uzak gözüken bir etno-politik sınır çizgisi sorunu kendini Orta Doğu’daki genel Kürt sorununun en büyük parçası şeklinde göstermeye devam ediyor. Bu durum ortadayken Suriye gibi başka problemli etno-politik sahalara müdahil olmaktan barışçıl fayda sağlamak mümkün değil. Artı Kürt sorunu çözülse bile Türkiye komşuları başta olmak üzere hiçbir ülkeye doğrudan veya dolaylı, askeri veya gizli servis tarzı müdahalede bulunmamalı. Türkiye’nin sınırları dışına Türk silahlı gücü gönderilmesi, prensip olarak sadece BM Barış Gücü veya en kötü durumda NATO barış gücü şemsiyesi altında olmalı. Bu iki modelin dışındaki bütün açık veya örtülü asker-silah-para-gönüllü ve benzeri gönderme kararlarından prensip olarak kaçınılmalı. Eğer Türkiye Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne destek verecekse dünyanın her yerine BM Barış Gücü mensubu olarak asker gönderebilir ve bu Türkiye’nin dünyadaki prestijini gerçekten arttırır. Dahası, Türkiye gerçekten de dünya barışına katkıda bulunmuş olur. BM veya en kötü ihtimalle NATO barış gücü dışındaki tüm askeri veya örtülü operasyon tarzı müdahale seçenekleri özellikle de tek taraflı olanlar Türkiye’ye fayda sağlamaz” açıklamasında bulurdu.

Haber Merkezi