Sağlıkta dönüşüme İzmir’den sert tepki: Sağlığa bilerek yatırım yapılmıyor

Sağlıkta dönüşüm projesini eleştiren Edge Gürkan, “Sağlık sistemine bilerek yatırım yapılmamış ve sağlık sistemi uygulanan politikalarla zayıflatılmış, sonra da bunun sonucunda ortaya çıkan hasta kuyrukları, ilaca ulaşma zorlukları karşısında oluşan hoşnutsuzluktan faydalanılmış, “sağlıkta devrim” yapılarak değiştirileceği beklentisi oluşturulmuş” dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 24.10.2024 14:45
  • Güncelleme Tarihi : 24.10.2024 11:50
  • Kaynak : BERKAY ERDEN
Sağlıkta dönüşüme İzmir’den sert tepki: Sağlığa bilerek yatırım yapılmıyor

İstanbul’da yaşanan yenidoğan skandalı sonrası ülkede tepkiler dinmiyor. SGK’dan para karşılığı en az 12 çocuğun katledilmesine ülke genelinde devam eden eylemler ile tepkiler devam ediyor.  Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir 1 ve 2 Nolu Şubelerinin Alsancak Devlet Hastanesi önünde yapılan basın açıklamasında sağlıkta dönüşüm projesine sert tepki gösterilirken kamu özel ortaklığı hastanelerinin yapımından vazgeçilmesi gerektiği ifade edildi. Hastanelere daha fazla bütçe ayrılması gerektiğini İfade eden SES 2 Nolu Şube Başkanı Başak Edge Gürkan, “İktidarlar birinci basamağa yönelik eleştirileri görmezden gelerek ve gerekli yatırımları yapmayarak birinci basamağı çalışamaz hale getirmişlerdir. Yaşanan sorunlardan kaynaklı olarak biriken eleştiri ve öfkeyi AKP iktidarı “aile hekimliği ile herkesin hekimini seçmesini sağlayacağım ve tüm sorunları çözeceğim” söylemi ile arkasına alarak aile hekimliği sistemine geçmiştir” dedi.

TÜM DÜNYADA ÇÖKMÜŞTÜR

Dünyada çöken bir sitemin Türkiye’de uygulanmak istenildiğini söyleyen Edge Gürken, “3 Kasım 2002 tarihinde AKP’nin tek başına iktidara gelmesiyle birlikte uygulamasına hız verilen Sağlıkta Dönüşüm Programı tüm itirazlarımıza rağmen yaşama geçirilmeye çalışıldı. Gelinen aşamada özellikle de para için bebeklerimizin yaşamlarına kadar el uzatan bu programın, toplum sağlığına yararı olmadığı herkesçe görülmüştür. Sağlıkta dönüşüm programı ve programa yön çizen kar ve rant amaçlı, özelleştirmeci, halkın geniş kesimlerinin çıkarlarını sermayenin ihtiyaçlarını için gözden çıkartan anlayış ülkemizde de benzer uygulamaları uygulayan tüm dünya ülkelerinde de çökmüştür. Sağlıkta Dönüşüm Programı sözleşmeli çalışmayı, performansa dayalı ücretlendirmeyi, genel sağlık sigortası uygulamasını, aile hekimliğini, kamu hastane birliklerini kapsıyordu. Kamu alanının tamamında planlanan genel dönüşümün adı olan “kamu özel ortaklığı” nın sağlıktaki adı olan şehir hastaneleri ise programın ikinci fazı olarak ifade ediliyordu. Sermayenin ihtiyaçları kapsamında Dünya Bankası’nın bir programı olarak geliştirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın ilk gününden itibaren başta SES olmak üzere sağlık muhalefeti, ayrıca siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri ile beraber toplumun geniş kesimleri itirazlarını yükselti. Ancak sağlık sistemine bilerek yatırım yapılmamış ve sağlık sistemi uygulanan politikalarla zayıflatılmış, sonra da bunun sonucunda ortaya çıkan hasta kuyrukları, ilaca ulaşma zorlukları, SSK-Sağlık Bakanlığı ayrılığı, hastane ortamının gayri insani durumu-koğuş sitemi gibi olumsuz tablo ve bu tablo karşısında halkta oluşan hoşnutsuzluktan faydalanılmış, bu olumsuz sağlık uygulamalarının “sağlıkta devrim” yapılarak değiştirileceği beklentisi oluşturulmuş ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın uygulanmasına destek istenmiştir” diye konuştu.

DESTEKLER İLE ÖZEL HASTANELER TEŞVİK EDİLDİ

Edge Gürkan, “İktidarlar birinci basamağa yönelik eleştirileri görmezden gelerek ve gerekli yatırımları yapmayarak birinci basamağı çalışamaz hale getirmişlerdir. Yaşanan sorunlardan kaynaklı olarak biriken eleştiri ve öfkeyi AKP iktidarı “aile hekimliği ile herkesin hekimini seçmesini sağlayacağım ve tüm sorunları çözeceğim” söylemi ile arkasına alarak aile hekimliği sistemine geçmiştir. Toplum odaklı ve bölge tabanlı olmayan aile hekimliği sistemi tedavi merkezli ve bireyselleşen tıp anlayışının bir uygulaması olarak hayata geçirildi. Koruyucu sağlık hizmetleri tamamen rafa kaldırıldı ve tedavi edici hizmetlerin bir parçasına dönüştürüldü. Ekip dağıtıldı, koruyucu hizmetler parçalandı. Birinci basamakta verilen hizmetler polikliniğe daraltıldı, kişisel koruyucu hizmetle sınırlı tutuldu. Aile hekimliği hizmet verdiği nüfus ve bölgenin özelliklerine tamamen yabancılaştı, sosyal rolü ön planda olan birinci basamak sağlık hizmetleri tedavi merkezli hale geldi. Küçük hastanelere dönüştürüldü. SSK, üniversiteler, askeri kurumlar, belediye, Sağlık Bakanlığı vb. farklı ve bölünmüş bir sağlık hizmetleri mevcut idi. Bunların birleştirilmesi gerekir ancak bu yapılırken sağlık hizmetlerinin planlaması, örgütlenmesi ve sunumunda toplumun örgütlü kurumlarının ve en başta da sağlık emekçilerinin örgütlerinin karar ve denetim süreçlerinde bulunması gerekir dedik. Aynı zamanda sağlık hizmetlerinin basamaklandırılması ve bu basamaklandırmaya uyulması özellikle üçüncü basamakta yığılmaların engellenmesinin ve sağlık eğitimi açısında önemli olacağını söyledik. Kamu kurumlarında yürütülen sağlık hizmetleri tek elde toplanırken -SSK kurumları işçilerin paraları ile kurulmuş olmasına rağmen- işçi sendikaları ve tüm toplum kesimleri bu sürecin dışında tutuldu. Bir taraftan “tüm sağlık kurumları tek çatı altında toplandı” söylemi geliştirilirken diğer taraftan özel sağlık kurumları teşvik edilerek, destekler sunularak sayısı arttırıldı” değerlendirmesinde bulundu.

BERKAY ERDEN

Yazarımız Kim ?

BERKAY ERDEN