Saymaz, İzmir’de okurlarıyla buluştu

Gazeteci-yazar İsmail Saymaz, 21. TÜYAP İzmir Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında İletişim Yayınları’nın düzenlemiş olduğu söyleşiye katıldı


  • Oluşturulma Tarihi : 19.04.2016 07:28
  • Güncelleme Tarihi : 19.04.2016 07:28
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Saymaz, İzmir’de okurlarıyla buluştu

E. ÇAĞLA GENİŞ

21. TÜYAP İzmir Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında İletişim Yayınları’nın düzenlemiş olduğu söyleşide gazete-yazar İsmail Saymaz, İzmir’de okurlarıyla bir araya geldi.

İzmirlilerin büyük ilgi gösterdiği söyleşide İsmail Saymaz, linç kültürünün ülke gündemine yerleşmesiyle birlikte linç edenlerin aksine linç edilenlerin suçlandığı ve yargılandığı bir dönemin içinde bulunulduğuna işaret etti. Tarihteki linç mağdurlarının ortak öyküsüne dikkat çeken Saymaz, suçluların değil mağdurların yargılandığı gerçeğini çarpıcı örneklerle açıkladı.

PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ

Konuşmasında önemli güncel konulara da değinen Saymaz, Karaman’daki tecavüz skandalı üzerinden sorumluları istifaya çağırarak, “Birilerinin artık bedel ödemesi gerekiyor. Bu 10 çocuğun uğradığı tecavüzün peşini bırakmayacağız. Şahsen ben gazetecilik yaptığım süre boyunca hangi göreve gelirlerse gelsinler onlara bunu hatırlatacağım” dedi.

MAĞDURU OLDUĞUNUZ LİNCİN FAİLİNE DÖNÜŞÜRSÜNÜZ

Tüm yurttaşların demokratik bir hayat sürmesinin ön koşulunun devletin antidemokratik niteliğinin tümden değişmesi olduğunu savunan Saymaz, “Linç, devletin kendi yasal cihazlarıyla zorla gerçekleştiremediği eyleminin kendi zor gücünü devrettiği kitleler tarafından gerçekleştirilmesidir. Tarihimizde linç mağdurlarındaki ortak öykü aynıdır, siz mağduru olduğunuz lincin failine bile dönüşürsünüz. Bunu ters düz etmek bizim elimizde. Devletin hakimiyet alanındaki yurttaşlarının her birinin diğerleriyle daha adil, özgür ve demokratik bir hayat sürdürebilmesinin ön koşulu, devletin antidemokratik niteliğinin tümden değiştirilmesidir. Bu bir yurttaşlık görevidir. Aksi takdirde devlet adına bir gün harekete geçenler, bizi yine sözde vatandaşlar diyerek cezalandırabilir” ifadelerini kullandı.

GAZETECİ OLDUĞUM SÜRECE HATIRLATACAĞIM

Söyleşinin soru-cevap bölümünde katılımcılardan bir kişinin “Ensar Vakfı’nda yaşanan çocuk istismarının ardından çocukların suçlanıp yargılandığı bir dönem yaşar mıyız?” sorusu salondan büyük alkış aldı. Saymaz, sorumlular cezalandırılıncaya kadar davanın peşini bırakmayacaklarınıvurgulayarak, “2000’li yılların başında böyle bir dava olsaydı tüm gazete ve televizyonlar doğruca Karaman’a giderdi. Gazeteciler, çocukları ve aileleri bir diğer gazetecilerden kaçırır; ifadeler tüm detaylarıyla yazılırdı. Rekabetin bu boyutu elbette sorunluydu ama en azından haber yapmak adına yanlış yapıyorlardı. Bugünlerde yaşanan sessizlik çok korkunç; bilerek yazmıyorlar. 15 gazete birden Karaman’da meydana gelen tecavüzün iddianamesinden iki satır bile yazmayıp, Ensar Vakfı Başkanı’nın açıklamasına yer verdi. Özel Yurtlar Yönetmeliği’nde, ilkokul ve ortaokul öğrencileri için özel yurt kurulamayacağı hükmü var. Yasalar ayaklar altına alınmış. 10 çocuğun uğradığı tecavüzün peşini bırakmayacağız” diye konuştu.

PKK’NIN DERHAL SİLAHLARI GÖMMESİ GEREKİYOR

Saymaz, ‘Güneydoğu’da yaşananları bir linç olarak görüyor musunuz?’ sorusuna ise, “Linç olarak görmüyorum. Maalesef 7 Haziran’dan sonra yeniden Kürt meselesinde çatışmalı sürece dönüldü. Şu başlattı bu başlattı tartışmasından öte, varılan aşama artık hendeği de çukuru da geçti. Artık korkunç bir insani yıkım var ortada. PKK’nın derhal silahları gömmesi gerekiyor. PKK silahı eline aldığı müddetçe ne Kürt sorunu tartışılabilir ne de HDP’nin sorunu tartışmak için eriştiği demokratik alanın sürmesi sağlanabilir. Türkler ve Kürtler, kendi iç meselesini demokratik yollarla çözebilecek erişkinliğe sahip iki halktır. Biz akan kanı suyla temizleyelim yarın daha iyi bir hayat kuralım istiyoruz” sözleriyle yanıt verdi.

MÜLTECİ DÜŞMANLIĞINA EVRİLMEMELİ

Saymaz, Alevi vatandaşların tepki gösterdiği Kahramanmaraş’ta kurulan mülteci kampına ilişkin ise, “Alevi toplumunun haklı duyarlılığı, mülteci düşmanlığına evrilmemelidir. Suriye’den gelen her insanın cihatçı olduğu gibi bir varsayımla hareket ederek savaş mağduru insanları bir kez daha mağdur etmemek gerekir. Burada Alevi toplumunun haklı duyarlılığı ile böylesi bir insaniyet arasında ortayı bularak, ülkemize savaş nedeniyle sığınanları incitmemek gerekir. Elbette Alevi toplumunun korkmakta da hakkı var; bu kafile ile birlikte gelen cihatçı eğilimindeki kişiler de var. Bu dengeyi bulmak gerekir. Bence burada iki uçlu denge kaçmış durumda” şeklinde konuştu.

İletişim Yayınları’nın düzenlediği söyleşinin ardından imza etkinliğine geçildi. Yaklaşık 2 saat süren imza etkinliğine okuyucuların ilgisi büyüktü.  

Haber Merkezi